Arif-i agah
|
 |
« : Haziran 25, 2008, 12:57:07 » |
|
 |
|
 |
 |
Anne-Babanın en başta gelen vazifesi Çocuklarına Kur’ân-ı Kerim’i okumayı öğretmek, anne-babanın en başta gelen vazifelerindendir. Bu aynı zamanda anne-babanın da lehine olan bir durumdur. Çünkü Ebû Hureyre (R.A.)’den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:
“Dünyada çocuğuna Kur’ân-ı Kerim’i öğreten kimseye, kıyamet günü cennette bir taç giydirilir ki, cennet ehli onu, bu taç ile, bu şahıs çocuğuna dünyada Kur’ân-ı Kerim’i öğreten kimse diye tanıyacaklardır” buyurdu. (Heysemi, Mecmeü’z-Zevaid, 7/166, Taberani, El-Mu’cemü’l-Evsat, 1/100, No: 96) Enes b. Malik (R.A.)’den rivayete göre Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:
“Çocuğuna Kur’ân-ı Kerim’i yüzüne okumayı öğreten kimsenin geçmiş ve gelecek günahı mağfiret edilir. Çocuğunu hafız yapan kimseyi de Cenâb-ı Hakk, kıyamet gününde ayın ondördü gibi parlak bir surette diriltir. Çocuğuna: “Oku” denilecek. Çocuğu bir ayet okudukça ALLAH Teâlâ da babasının makamını bir derece yükseltir. Bu durum ezberlediği Kur’ân-ı Kerim’i sonuna kadar okuyuncaya devam eder” buyurdu. Heysemi, Mecmeü’z-Zevaid, 7/165-166, Taberani, El-Mu’cemü’l-Evsat, 2/557, No: 1956
Sehl b. Muaz el-Cühenî’nin babası Muaz (R.A.)’den rivayet ettiği diğer bir hadis-i şerifte de Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:
“Kur’ân-ı Kerim’i okuyan ve hükümleriyle amel edenin anne ve babasına kıyamet günü bir taç giydirilir ki, bu tacın ışığı -güneşi evlerimizin içinde farzetseniz- dünya evlerindeki güneş ışığından daha güzeldir. O halde Kur’ân-ı Kerim’i bizzat öğrenen hakkında ne düşünürsünüz? Onun sevabını da siz takdir ediniz” buyurdu. (Ebu Davud, Vitr: 14, Ahmed b. Hanbel, 3/440, Hakim, Müstedrek, 1/567)
Evet, işte Kur’ân-ı Kerim’i bu şekilde okuyup gereğince amel edenlerin ana ve babalarına, çocuklarına bu güzel hasleti kazandırmalarına bir mükafat olarak kıyamet günü bir taç giydirilecektir. Hadis-i şerifteki Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin ifadesine göre bu taç çok parlak olacaktır. Efendimiz (S.A.V.) bu parlaklığı şu şekilde temsil buyurmuştur: Şayet güneş gökyüzünde değil de bir evin içinde olsa, bu tacın ışığı güneşin o eve vereceği ışıktan daha güzel, daha aydınlık olacaktır. Taçlar genellikle zümrüt, yakut v.s. gibi mücevherlerle süslü olacağı için Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz bu benzetmeyi yaparken “Daha parlak, daha aydınlık veya daha nurlu” gibi ifadeler kullanmamıştır. “Daha güzel” sözünü tercih buyurmuştur.
Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz, Kur’ân-ı Kerim’i okuyup içindekilerle amel edenin ana-babasına verilecek mükafatı beyan etmekle birlikte, bizzat okuyanın kendisine verilecek mükafatı açıkça ortaya koymamış, sadece, “Bu işi yapanın kendisi hakkında ne düşünürsünüz? Onun mükafatını da siz takdir edin” buyurmakla iktifa etmiştir. Bu ifade Kur’ân-ı Kerim’i okuyup, Kur’ân-ı Kerim’le amel edene verilecek mükafaatın üstünlüğünü ifade yönünden, mükafaatı ismen söylemekten çok daha beliğdir.
Mehmet Talü 25.06.2008 |
|
 |
|
 |
|