Evlilik, aşkı yeşertir
Tasavvuf, İslam, Dini Resimler, Şiir, Kıssadan Hisseler, Hikayeler | ismetiyye.com
Ocak 07, 2009, 07:36:57
10 Muharrem 1430 *
....................................Selamün aleyküm, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Son Konular Üyeler Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   
  Yazdır  
Gönderen Konu: Evlilik, aşkı yeşertir  (Okunma Sayısı 56 defa)
 
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Sukut-u HayaL
~~SürgüN~~
Ne zaman sevinmeye yüz tutsam, karşımda acı bir tablo! Hüzün kalbe doluyor...
Site yöneticisi
*****



Evvelim sen,ahirim sen Seni bulamayana neylesn ben
Offline Offline
Yaş: 24
Üye No: 372
Nerden: kocaman bir şehir :)
Mesaj Sayısı: 589
Nasıl Biri: вıraк γazaη γazsıη, çizeη çizsiη Sєηi Rabbiη biLsiη...
89 Mesajına Toplam
123 Kere Teşekkür Edildi
Durumum:
« : Temmuz 10, 2008, 07:23:38 »

Nilüfer Akbaş




    Yazımız ideal eş seçimi ve beraberinde mutlu bir evliliğin gerekleri üzerine.
    Son zamanlarda artan, özellikle de yakın çevremizde endişe verici şekilde yaşanan boşanmalar nedeniyle bu konuyu araştırmayı uygun gördüm. Çünkü boşanmaların en büyük nedeni, evliliğe hazırlık aşamasında yapılan yanlışlar.
    İşlerin ALLAH adına yapılmaması, gelişigüzel ve hedefsiz olması, her şeyin sırf şehevî hislerin tatmin esasına bağlanması, bütün insanî-İslâmî değerlerin göz ardı edilmesi, ne yazık ki aile yapımızı temelden sarsmaktadır
    17 yıldır sürdürdüğüm evliliğim içerisinde yaşadığım acı-tatlı tecrübelerimi, kendi sorunlarımı çözerken ulaştığım ve derlediğim bilgi notlarımı sizlerle paylaşmak istedim.
    Gençlik rüzgârları farklı yönden esmeye başladığı ve yuva kurma hayallerinizi fiiliyata geçirme vakti geldiğinde duygusal ve zihinsel hazırlık yapmalısınız. Muhatabınızla sağlıklı bir iletişim kurabilmeniz, duygusal yaklaşımınız, kişilik farklılıklarında bilinçli davranabilmeniz, sorumluluk sahibi olabilmeniz ve muhtemel problemlere çözüm getirebilmeniz doğru karar vermenizde önemli rol oynayacaktır. Duygusal ve zihinsel hazırlık yapabileceğiniz yaş, aynı zamanda sizin yuva kurma hayallerinizi fiiliyata geçireceğiniz yaş olmalıdır. Çünkü muhatabınızla sağlıklı iletişim kurabilmeniz, ancak belli bir yaş sınırını aştıktan sonra mümkün olacaktır. Zira çocukluk yaşını aşmanız 14 yaşını bulmaktadır. İlk önce anne ve babanızla sağlıklı iletişim kurabilmeniz ve hayatı tanıyabilmeniz ve yine anne ve babanızın tecrübelerinden faydalanarak hayata hazırlanmanız, belli bir sürecin geçmesini mecbur kılacaktır.
     Öyle ki, kalbinize mukabil kalp arayışı içine gireceksiniz. Kendisine belirtmek istediğiniz ve içinizde sakladığınız iltifat sözcüklerinize lâyık olacak birini arıyorsunuz. Ebedî bir dost, ebedî bir sevgili. Kalbinizle ve ruhunuzla bir bütün olacaksınız, acıları birlikte paylaşıp mutluluğa dönüştüreceksiniz. “RABBİM, bizi birbirimize örtü eyle, ruhlarımızı birbirimize tanış eyle!” duanıza muhatap olacak, hayat yolunu birlikte adımlayacağınız, birbirini çok seven ve sevinçlerinizi beraberce çoğaltacağınız hayat arkadaşınızı bulacaksınız. Tabiri yerindeyse, sıcaktan bunalmışken bulduğunuz ve serinliğinde dinlendiğiniz bir ağaç gölgesi gibi.

Logged

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Sukut-u HayaL
~~SürgüN~~
Ne zaman sevinmeye yüz tutsam, karşımda acı bir tablo! Hüzün kalbe doluyor...
Site yöneticisi
*****



Evvelim sen,ahirim sen Seni bulamayana neylesn ben
Offline Offline
Yaş: 24
Üye No: 372
Nerden: kocaman bir şehir :)
Mesaj Sayısı: 589
Nasıl Biri: вıraк γazaη γazsıη, çizeη çizsiη Sєηi Rabbiη biLsiη...
89 Mesajına Toplam
123 Kere Teşekkür Edildi
Durumum:
« Yanıtla #1 : Temmuz 10, 2008, 07:24:54 »


“Evet”  demeden önce…

Muhakkak ki, son kararınızı vermeden önce diğer kriterleri de dikkate alıyorsunuz. Evleneceğiniz kimseyi anlayabilmeniz için olağanüstü durumlardaki davranışlarını ve beden dilini iyi okumanız gerekiyor.
     Öyleyse ne yapacağız? Evlilik öncesi taraflar birbirlerini iyi tanısınlar diye gayri ahlâkî ve gayri İslâmî olan flört devresini mi yaşayacağız? Tabii ki, hayır. Konuyu bize bakan yönüyle;  yani dinî nikâhla flörtün meşrulaştırılmasını daha sonra ele alacağız.
    Peygamber Efendimiz, “Ameller niyetlere göredir. Kişi için, ancak niyet ettiğinin karşılığı vardır” diyerek yapılan işin ve davranışın içimizde taşıdığımız niyet ve maksada göre değerlendirildiğini bildirmektedir.
    Aslında bütün beğendiklerimiz ve istediklerimiz şöyle dursun, kalbimizin en ince hatıratını bilen Zat, saf ve katışıksız arzularımıza uygun fiilleri zaten yaratıyor.  Çünkü bizi bizden daha iyi biliyor. Eş seçiminde herkesin kendine göre bir tercihi vardır. Eşinizin dindar, güzel ve yakışıklı, zengin-kariyer sahibi olmasını istemek, sizin en doğal hakkınızdır. Ancak seçeceğiniz hayat arkadaşınızda tercihinizi nasıl yapacağınızı iyi bilmeniz gerekiyor. Eşinizde aradığınız vasıfları geniş bir yelpaze diliminde düşünün. Eğer seçiminizi yaparken sadece zenginlik sizin için tercih sebebi olursa, eşinizin çok zengin olması sizi mutlu etmeye yetmeyecektir. Zira evlilik, eşlerin her bakımdan denk olmasını gerektirir. Evlilikte denkliğin yanlış anlaşıldığını kısaca belirtmek istiyorum. Zira mutlu olmak için illâ ki fakir bir kızın fakir bir erkekle veya üniversite mezunu bir kızın yine üniversite mezunu bir erkekle evlenmesi gerekmemektedir. Burada asıl olan, adayınızda aradığınız kriterlerin beklentilerinizi ne kadar karşıladığıdır… Kısaca evlilikte denklik muhatabınızla karşılıklı beklentilerinizin eşleşmesidir. Tercih ettiğiniz kişinin aradığınız bütün vasıfları aynı oranda taşıdığından emin olmalısınız. Çünkü eşinizin size cinsel ve duygusal yönden çekici görünmesi, maddî ihtiyaçlarınızı karşılayacak ekonomik durumu, tahsili, beşerî ilişkilerinin mükemmelliği, toplum içinde saygınlığı ve en önemlisi diyaneti yönünden denkliği ve bunlar gibi birçok vasfın bir arada olması sizin iyi bir eş seçimi yaptığınızı gösterecektir. Peygamber Efendimiz, “Eşinizi şu dört özelliğine göre tercih edin. Güzelliğine, soyuna, zenginliğine ve dindarlığına göre. Siz dindar olanını tercih edin” diyor. Ancak burada dindar diye bahsettiği kimse ALLAH rızasını gözeterek iş gören ve Peygamber Efendimizin sünnet-i seniyesine riayet eden kişi olsa gerek. Zira dindar diye tercih ettiğimiz kimsenin beşerî ilişkilerinin son derece kötü olması, hiçbir iş güç sahibi olmaması ve size hiçbir yönden çekici gelmemesi, sizin böyle birisiyle yapacağınız evliliği yürütmenize yetmeyecektir. Ahlâkın en önemli esası inanç ve akidedir. Ancak her şey sadece akideden ibaret değildir. Akide eğer pratik hayata geçirilmez, amelî aktivite ile takviye edilmezse, inanç, sadece bir kanaat olarak kalır.
    Bir de işin kader boyutu var, onu da hiç aklımızdan çıkarmayalım. Çok iyi bir terbiye almış, dinî vecibelerini eksiksiz yerine getirmeye çalışan ve gerçekten tercihini samimî olarak yapan, ancak mutlu olamayan nice evli insanlar vardır.
     Hem kendi evliliğimde, hem çevremdeki evliliklerde gözlemlediğim kadarıyla eşimiz, istisnalar hariç, aslında bizim aynamızdır. Onun şikâyet ettiğimiz çoğu davranışlarını bizler de farkında olmadan yaparız. “Eşim bana karşı oldukça kaba davranıyor, yargısız infaz yapıyor, sürekli hatalarımı bulmaya ve yüzüme vurmaya çalışıyor,” diyen kişinin davranışlarına bakar, onu biraz yakından tanıma fırsatı bulursanız, aynı hareketleri onun da eşine ya da çevresindeki insanlara yaptığını görürsünüz.  Şikâyet yerine biz davranışlarımıza özen gösterelim. Davranışlarımıza dikkat ettiğimiz ölçüde eşimiz de aynı şekilde hareketlerine dikkat edecektir. “ALLAH için birbirini seven ve bu sevgiyle bir araya gelen iki kişi, hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde arşın gölgesinde gölgelendirilecektir,” hadisindeki müjdeye mazhar olabilmemiz için çok dua etmeli ve sabretmeliyiz. Çünkü eşimizle gerçekten ALLAH rızası için bir aradaysak, mutluluğumuz için aramızdaki ünsiyet oluşacaktır inşALLAH. Aslında herkes, gönlündeki ideal eşini kendisi inşa ediyor. Ve inşa ettiğiniz o eşi ALLAH sizin karşınıza dünyanın bir ucundan çıkarıveriyor. Anlaşılıyor ki, eş seçiminde etkili olan en önemli unsur, niyet ve duadır.
    Anne ve babanın da evlâdının doğru seçimi yapmasında doğrudan etkileyici rolü vardır. Ebeveynlerin adayda hangi kriterleri aradığı, meydana gelecek mutlu bir evliliğin nedeni olabilir. Çünkü zamanımızda yapılan en büyük hata, anne ve babanın çocuklarını evlendirirken eşler arası uyumdan çok, zenginlik, asalet ve kariyer kavramlarını dikkate alarak tercihlerini yapmaları, çocuklarını da bu doğrultuda yönlendirmeleridir. Müstakbel eşin dinî düşüncesine, ameline; özellikle de akidesine çok az önem verilmektedir. Biz büyükler yılların tecrübelerini çocuklarımıza doğru şekilde aktarmalıyız ki, yaptığımız yanlışları onlar yapmasınlar, doğru olan davranışları bizlerden örnek alsınlar. Asgarî müşterekler olarak adlandırdığımız, insanlığın ve İslâmın temel değerleri etrafında yapılacak tercihler, muhatapları pişman etmeyecektir.
     Anne ve baba iyi evlât yetiştirme konusunda mutlaka mutabakat sağlamalıdır. ALLAH’ın şefkat, merhamet, incelik ve hassasiyetle donattığı çocuklarımızı hakikî insanlığa yüceltme çabasında olmalıyız. Çocuklarımızın aklî, kalbî, hissî, mantıkî boşluk yaşamasına izin vermeyelim. Pratikte ALLAH inancıyla sağlam bir akideye sahip olmaları için çabalayalım. Çocuklarımızın çalışmayıp ve bir meslek sahibi olamayıp aç açık kalacağından endişe ettiğimiz kadar, çocuklarımızın aklını, kalbini, hislerini şuurlu bir şekilde terbiye edemeyip, hayatları boyu mutsuz olacaklarından da endişe duymalıyız.
     Olmazsa olmaz şeklindeki beklentiler düş kırıklığına yol açar
    Evlilikten ne beklediğine eş adaylarının birbirlerini sınamaları, birbirlerinin önüne anlaşmalar koymaları, Dr. Senai Demirci’nin aktarımıyla “harita çizmeye, ona bakmaya” benzetiliyor. Diyor ki, “Sizin karşınızdaki insana sunduğunuz harita, evliliğin devasa coğrafyasına göre küçük ölçekli bir haritadır. Girintileri çıkıntıları olduğundan daha az detaylı gösterir. Oysa bir haritanın kaba çizgilerinde kaybolmuş ovalar ile dağlar arasında ne dehşetli uçurumlar ve ne dehşetli kayalar vardır. Haritaya bakan değil, o arazide nefes nefese yürüyen görür bunları.”
    Evliliğin gerçekliliği, insan ilişkilerinin bütün inişlerini ve çıkışlarını, umulmadık sislerini ve rüzgârlarını içerir. Evlilikten önce çizdiğiniz haritaya bunları dahil edemezsiniz. Evlilik öncesi yapacağınız anlaşma haritası bir yere kadar işe yarar. Ondan sonrası aranızda oluşan sevgi ve saygının ölçüsüne göre aydınlanır. Bunu biraz açalım isterseniz. Meselâ, evliliğimizin onuncu yılında başımıza gelecek olağanüstü durumda nasıl davranabileceğimizi şimdiden bilemeyiz. Maddî durumunuz oldukça iyi iken şartların değişmesiyle, ALLAH korusun, iflâsın eşiğine geldiğinizde, bu durum sizin ve eşinizin kişiliğini nasıl etkiler, bilemezsiniz. Evet, bunlar evliliğin gerçekleridir. Evlilik öncesi yapacağımız anlaşma haritasında bunlar yer almaz. Ancak yıllar sonra eşimizle aramızda oluşan sevgi ve saygının ölçüsüne göre olağanüstü durumlardaki her yükü kaldırabiliriz.
     Kararınızı verdiniz ve “Evet” dediniz. Sıra söz ve nişan devresinde
    Muhatabımızı en iyi değerlendireceğimiz ve verdiğimiz “evet” kararında ne derece haklı ya da haksız olduğumuzu bize gösterecek olan en kritik dönem bu. Düşünülenin aksine fazla romantizm karıştırılmadan, akıl ve mantıkla davranılması gereken bir dönem. Bu dönemde doğal olarak taraflar arasında var olan psikolojik duvarlar yıkılacak, sevgi ve muhabbetin temelleri atılacaktır.
    Nişan bir sözleşmedir. Aynı zamanda taraflar arasında akrabalık bağı kurmanın ilk teşebbüsüdür. Bu devrede taraflar birbirlerine karşılıklı hediyeler gönderir ve ziyaretler yaparlar. Bu ziyaretler kız ve erkeğin, dolayısıyla ailelerinin birbirlerini tanımalarına vesile olur. “Nihayet kendime bir eş buldum, bu fırsat kaçmaz!” deyip olduğunuz gibi davranmazsanız, aynı samimiyetsizliği karşı taraftan da göreceksiniz. Çünkü kadın, karşısında bir Mecnun, erkek de Leylâ karakterini arıyorsa, gerçeği değil hayal ettiğini görecek ve gerçeklerle hayaller karıştırıldığı için mutsuz olacaktır. Kendilerini hayallerin etkisinden kurtarabildikleri ölçüde güzelliklerin ve çirkinliklerin farkına varacaklardır. “Seni hayat arkadaşı olarak kendime uygun görüyorum ve insan olarak taşıdığın bütün kimliğine katlanabilirim,” diyorsanız bu beraberliği mutlu bir evlilikle taçlandırabilirsiniz.
    Gerçekten duygusal şartlar altında yuva kuran karı ve koca, duygu fırtınası yatışıp da birbirlerini akıllarının gözleriyle görmeye ve oldukları gibi görünmeye başladıkları andan itibaren geçimsizlikler ve anlaşmazlıklar ortaya çıkmaya başlar. “Nikâhta keramet vardır,” deyip birbirleriyle hiçbir yönde denk olmayan, kişilikleri tamamen farklı olan erkek ve kadının beraberliklerini nikâha taşımaları hiç de doğru olmayacaktır.
     Nişanlılık dönemi, evlilik öncesi yaşanması gereken, tarafların birbirini tanıyıp anlamaları ve karakterlerinin uyuşup uyuşmadığının kanaatine varacakları dönemdir. Bu dönemde erkek ve kadının birbirlerine karşı samimiyet ve yakınlığının ölçülü olmasına özen gösterilmelidir. Nişanla beraber dinî nikâhı yapmak son derece mahzurludur. Bu bağ ile çiftler, birbirlerine duygusal ve fiziksel olarak yakınlaşabilir. Çünkü şartlarına uygun olarak kıyılan bir nikâh dinî, ahlâkî, hukukî ve içtimaî sonuçları da doğurur. Kadına ve erkeğe bazı sorumluluklar yükler. Genellikle bu haklar ihmal edilir ve hiç nazara alınmaz. Meselâ, kadına mehir ödemek, geçimini temin etmek erkeğin vazifesi olur, her iki tarafın da birbirlerinden istifade etmesi meşru olduğu için kadının eşini reddetmesi caiz olmaz, ölüm halinde her iki taraf da birbirlerine mirasçı olur. Bu nedenle dinî nikâhı yakınlaşma aracı olarak kullanamayız. “Nasıl olsa evlenecekler!” deyip baş başa gezmelerini ve el ele tutuşmalarını sağlamak için nişanın dinî nikâhla desteklenmesi son derece yanlıştır. Bu dönem nikâhlılık yakınlığı ile değil, nişanlılık mesafesiyle geçirilmelidir. Nişanlılık, tarafların birbirlerini iyi anlamaları ve uyuşmanın mümkün olup olmayacağına karar vermelerine yetecek uygun bir zaman dilimini kapsamalıdır. Bu dönemde, belirsizlikler belirlenmeli ve kararsızlıklar karara bağlanmalı ki, İlâhî heyecanla bezenmiş, en güzel duygularınızın ifadesi olan ve aşkınıza tercüman evliliğiniz başlasın.
    Evliliğimiz bir çiçek gibidir. Sürekli bakım, dikkat ve emek ister. Bu nadide çiçeğe göstereceğimiz özenin karşılığı mutlu, huzurlu bir dünya hayatı ve ebedî hayata uzanan bir dostluk olacaktır. Sevgiyi farklı şekillerde verdiğimiz ve aldığımız için evliliklerde sevgiyi canlı tutmak zor iştir. Karşılıklı sevgiyi nasıl algıladığımızı anlamazsak evlilik çiçeğimiz kuruyabilir. Çünkü evlilik aynı evi, aynı yastığı paylaşmak değildir. Birbirlerini büyük bir şansla bulmuş olan kadın ve erkeğin, birbirlerine duydukları sevgi, onları mutlu etmeye yetmez. Evliliğin sürekliliği için kararlılık gerekmektedir.  Eşler, aynı noktaya ve aynı hedefe bakabilmelidir.
Mutlu bir evliliğin anahtarı, eşlerin birbirlerine göstermiş oldukları ilgi, alâka ve sevgidir. Evlilik, kalbinizdeki sevginin doruğa çıkması için hazırlanmış ömürlük fırsattır. Çünkü sevginizi doğrudan odaklayabileceğiniz bir eşiniz var. Durmayın, kalbinizde saklı bütün sevgileri en yalın haliyle ona aktarın. Almaya değil, vermeye; sevilmeye değil sevmeye; mutlu edilmeye değil mutlu etmeye odaklanırsak, eşiniz sizin sevdiklerinizi sevmeye, siz de eşinizin sevdiklerini sevmeye başlarsınız. Kalbinizin ısındığını ve ruhunuzun sevindiğini hissedersiniz. Eşimizin hayallerini, ilgi alanlarını, yeteneklerini bizimle paylaşmasına izin verelim ve onu cesaretlendirelim. Kendimizi eşimizin yerine koyalım. Evliliği, ahlâken en yüksek makama getiren ve mübarek kılan ALLAH Vedud, Rahman ve Rahim isimlerinden kaynaklanan sevgi ve şefkati düğün hediyesi olarak bizlere vermiştir.
Eşimize olan ilgimiz, ona duyduğumuz sevgi ve muhabbetle alâkalıdır. Çünkü eşimize duyduğumuz hakikî muhabbet şefkati netice verecektir. Şefkat muhabbetten daha üstündür, hâlistir, mukabele istemez, sâfîdir, karşılıksızdır. Muhabbet ise karşılık bekler, ücret ister. Çocukların annesinin sinesinden aldıkları lezzeti eşler de birbirlerinin sinesinden alabilirler. Varlığına ihtiyaç duyulduğunu hissedememek, kadın için de erkek için de ölümden beterdir. Sevmekten ve eşimize duyduğumuz sevgiyi açıklamaktan çekinmemeliyiz. Mutlak bir bağımlılık yapmadıkça en yoğun şekilde ona göstermeliyiz.
Ayrıca evlilik hayatında bağlılık ile bağımlılığı karıştırmayalım. Eşimize olan sadakatimiz ve itaatimiz bağlılığı; kendimize hiçbir değer atfetmeyip, varlığımızı eşimizin varlığına bağlamamız bağımlılığı netice verir. Evlilikte olması gereken, her iki tarafın da bağımsız kişilikleri ve birbirinden ayrı benlikleri olduğunu kabul etmeleridir. Bağımlı kişiler hiçbir çaba göstermeden kendilerine sevgi ve ilgi gösterecek bir eş ararlar. Çünkü bağımlılık sevgi eksikliğinden oluşmaktadır. Yeteri kadar sevildiklerini hissedemeyen kişiler, bu boşluğu dolduramadıklarından kendilerini sevilebilir ve değerli oldukları konusunda hep şüphe ile doludurlar. Evlilik akdi, paylaşmak esasına dayanır. Ancak bu bağımlılık olarak algılanmamalıdır. Çünkü evliliklerde zamanla “Benim” ifadesi yerini “Bizim” ifadesine bırakır. Bu öyle bir sihirli kelimedir ki, bunu benimseyen karı ve koca, ruhsal ve duygusal yönden bir bütün olurlar.
Logged

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Sukut-u HayaL
~~SürgüN~~
Ne zaman sevinmeye yüz tutsam, karşımda acı bir tablo! Hüzün kalbe doluyor...
Site yöneticisi
*****



Evvelim sen,ahirim sen Seni bulamayana neylesn ben
Offline Offline
Yaş: 24
Üye No: 372
Nerden: kocaman bir şehir :)
Mesaj Sayısı: 589
Nasıl Biri: вıraк γazaη γazsıη, çizeη çizsiη Sєηi Rabbiη biLsiη...
89 Mesajına Toplam
123 Kere Teşekkür Edildi
Durumum:
« Yanıtla #2 : Temmuz 10, 2008, 07:26:41 »


Kalbinizi ısıtan ve ruhunuzu sevindiren eşinize söylediğiniz, “Seni çok seviyorum, iyi ki varsın” cümlesini sıkça söyleyin. Sevgi jesti olan fiziksel temas, ruhumuzun derinliklerine ulaşır. Eşimize ilgi ve şefkatle dokunarak ve sarılarak ona olan sevgimizi belirtmeliyiz. Sarılmak, samimî bir tavırla sevginizi göstermenin en güzel yollarından biridir. Bilimsel istatistikler, sarılmanın ömrü uzattığını gösteriyor. Sarılma sırasında vücutta salgılanan kimyasallar, kan basıncınızın düşmesine yol açıyor ve kalp atışlarınızı düzenliyor, stresi engelliyor. Sabah kalktığında eşinize sarılın ve “Seni seviyorum” deyin. İnanın hiçbir insanın, özlemini çekmedikleri şeyin peşinde koşacak kadar zamanları yoktur. Siz eşinizin içine öyle bir özlem koyun ki, o özlemi gidermek için tercih ettiği yer hep sizin yanınız olsun. Bu farklılıklar hayatınıza ve evliliğinize mutluluk, zenginlik katacaktır.
    İki insanın birlikteliği hem zordur, hem de güzeldir. Eşler arasındaki mesafe çok özenle korunmalıdır. Eşler birbirlerine hem çok yakın, hem de çok uzaktırlar. Ne yazık ki, çoğu evliliklerde belli bir süreden sonra eşler arasındaki mesafe korunamıyor, seviyesiz şekilde birbirlerine karşı hitaplar başlıyor ve bu şekilde evlilikler çok yara alıyor. Eşler hayatlarına bir mana kazandırmak için çalışmalı ve çaba sarf etmeli, sevmeli ve sevilmelidirler. Eşinizin her haliyle, sıkıntısıyla, üzüntüsüyle onun yanı başında olun. Bu akşam eşinizin yüzüne çocuğunuz gibi bir bakar mısınız? Onun yüzündeki çizgilerin hangi çileleri barındırdığını anlamaya çalışın. Birbirinize can yoldaşı olarak sarılın. Eşinizin yanında olun, her şeyin güzel olması için çaba harcayın. Yakınlık, kendinizi karşınızdaki insana yakın ve bağlı hissetme; duygu, düşünce ve ilgi gösterimini paylaşmanızdır. Eğer eşinize yakınlaşmada bir zorluk hissediyorsanız, eşinizle aranızdaki ilişkiyi sorgulamanız gerekmektedir. Karşılıklı verilen armağanlar sevgiyi olumlu etkiler. Eşimize lâyık gördüğümüz zihnimizdeki armağanlar ile maddî imkânlarımız çok iyi çakışmasa da eşimizle aramızdaki mutluluğa yatırım yapmak, ilişkimiz açısından ileriye daha güvenle bakmamıza vesile olacaktır.
    Güzellikleri eşimizle görelim, onunla mutlu olalım, beraber sevinip, yeri geldiğinde beraber ağlayalım. Birbirimizin en iyi dostu, arkadaşı olalım.
    Eşler arasındaki sevgi, karşılıklı saygı ve uyum devam ettikçe sürer. Eşler birbirinin hakkına tecavüz etmemeli, evlilikte eşitliğe dayalı bir ilişkinin olması için birbirlerine zorla yer açmaya çalışmamalıdırlar. Problemlerimizi karşılıklı konuşarak çözümlemeye çalışmalıyız. Anne ve babamızın tartışma sanatını kendimize rehber yapmamalıyız. Eşler arasında sürekli akıp gelen duygu alışverişi vardır. Bu sözlü veya sözsüzdür. Sözlü davranışlarımız eşler arasındaki ilişkiyi doğrudan etkiler. Yunus Emre’nin, “Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı“ dediği gibi, eşimizle aramızda kuracağımız sözlü diyalog, bir tartışmaya ya da mutlak bir yakınlaşmaya zemin hazırlayacaktır.
    Nikâhta asıl olan, eşlerin birbirlerini şartsız kabul etmeleri ve benimsemeleridir. İki farklı karakterdeki insanı ebediyen birbirine bağlayan muhabbet, gerçekte Hakka ait olan muhabbettir. Çünkü hayat arkadaşınızı İlâhî rahmetin cana yakın sevimli bir dostu ve lâtif bir hediyesi olduğu cihetle severseniz, beraberliğiniz ebediyete kadar devam edecektir. Zira çabuk bozulan suretinin güzelliğine muhabbetinizi bağlamazsınız. Bilirsiniz ki, eşinizle aranızda Esma-i İlâhiye adedince vahdet alâkaları ve uhuvvet münasebetleri var. Sevdiğimizle bizi birbirimize bağlayan bu kadar manevî zincirler varsa, bu zincirlerin kopmaması için kısır çekişmelerden ve tartışmalardan uzak durmalıyız. Karşılıklı sevgi ve saygımızı kaybetmemeli, birbirimize ilgili ve şefkatli davranmalıyız; her halimize rıza göstermeli ve sabırlı olmalıyız. Çünkü hiç birimiz, son şekli verilmiş, bütün kıvrımları istediğimiz şekilde pürüzlerden arındırılmış insanla karşılaşamayız.
Yazar Şevket Rado, Hayat Böyledir isimli kitabında evlilik hakkında şöyle diyor:
”Evlilikte en önemli mesele tarafların birbirlerine ağırlık vermemeleri, birbirleri için daima tüyden hafif, pamuktan yumuşak olabilmeleridir. Çünkü evlilik, kısa süren bir beraberlik değildir. Her gün tatlı yemekten bıkan bu insanlar, her gün beraber olmaktan bıkmayacaklardır. Suya nasıl bir türlü doyamıyorsanız eşinize de doyamayacak, onu tıpkı bir bardak su gibi tekrar tekrar arzu edeceksiniz. Bu ise birbirinize ağırlık vermemeniz, karşılıklı kolay, dayanılır, rahat taşınır birer insan olmanıza bağlıdır.”
     Aile, toplumun temelidir. Ailedeki mutluluk, toplumu oluşturacak sağlam nesillerin oluşmasında en önemli etkendir. Geniş aile içinde anne, baba, kardeşler, çocuklar, kayınvalideler, kayınpederler; çekirdek aile içinde karı, koca ve çocuklar arasında yaşanan kişilik-kültür çatışmaları, bizlerin bugününü çocuklarımızın da yarınlarını şekillendirecektir. Kişilik-kültür çatışmalarını doğru iletişim metotlarıyla mutluluğa kanalize edebiliriz. Nedir bu kişilik-kültür çatışması dediğimiz şey?
Toplumun değişen ihtiyaçları ve teknolojideki hızlı değişim, hayat tarzımızda değişime ve çeşitliliğe yol açmıştır. Dede ile torununun aynı tahsili yapmış olması bile kuşaklar arasındaki çatışmayı yok edememiştir. Kırk yıl önceki hayat tarzının şimdiki zamana uyması mümkün değildir. Eğer geniş bir aile yapısına sahip isek, yani ailemizde ninemiz, dedemiz ve kardeşlerimiz varsa; böyle bir aile, ister istemez kuşaklar arası kişilik-kültür çatışmalarına maruz kalacaktır. Öyleyse ailemizde nasıl bir iletişim metodu geliştirelim ki, bu çatışmaları mutluluğa kanalize edelim?
Genel anlamda bize ışık tutacak olan, sünnet-i seniye ve ayet-i kerimeler olmalıdır.  Çünkü bunlar -zamanla kaim olmamaları hasebiyle- bütün asırlara hükmedebilirler. Eğer ailemiz ciddi bir şekilde kuşaklar arası bir çatışmaya sahne oluyorsa, tartışmaya neden olan meselelerimize İslâmî hükümleri göz önünde bulundurarak çözüm bulmaya çalışalım. Problem her ne olursa olsun, dayatmayla çözümleyemeyiz. Bize düşen en önemli görev uzlaştırıcı olmaktır. Tabiri yerindeyse, paratoner gibi olmalıyız. Çocuklarımız ve evdeki diğer büyüklerimizle bir anlaşmazlık varsa, bunun daha fazla büyüyüp kangren halini almaması için büyüklerimizle ve çocuklarımızla ayrı ayrı konuşmalı, onları karşı karşıya getirecek duruma meydan vermemeliyiz.



Akrabalarla ilişki aile huzurunu etkiler
Nikâh defterine evlilik akdine binaen attığımız imza, yalnız karı ve kocayı değil, diğer aile fertlerini de bağlamaktadır. “Benim hayatımda yalnız eşime ve çocuklarıma yer var, diğerleri beni bağlamaz; onlara da hayatımda yer ayıramam,” düşüncesi, inanın ne insanî, ne ahlakî, ne de İslâmî bir düşüncedir. Ancak ne ilginçtir ki, eşler birbirlerinin ailelerini istemez, onlara karşı son derece acımasızca tavır alırlar, kendi ailesi, özellikle de anne ve babası söz konusu olunca onların gölgeleriyle beraber gelirler. Uzun bir süre kendileriyle baş başa kalamazlar, aralarında anlaşmazlık çıktığında anlaşamayan onlar değil, anne ve babalarıdır. Böyle bir evliliğin gerçek zemine oturması ve doğal akışını bulması uzun sürerse evlilik birliği sarsılır ve boşanmayla sonuçlanır. Eşler beraberliklerinin sorumluluklarını kendi omuzlarında hissedebilmelidir. Aksi takdirde eşler kendi anne ve babalarının görüş ve düşüncelerini birbirine dayatmak için çok sık yalan söylemek zorunda kalacak ve birbirlerinin rağmına iş yapmaya başlayacaklardır. Erkek, kendi ailesinden gelen olumlu ve olumsuz tepkileri göğüslemeli, süzgeçten geçirdikten sonra eşine yansıtmalı, kadın da aynı tavrı göstermelidir. Bu dengeyi kurabilirseniz hiç kimse mutluluğunuza gölge düşüremeyecektir.



Ve fedakârlık…
Vermeyen kişi alamaz. Başkasından fedakârlık bekleyen kimse, önce kendisini iyi değerlendirmelidir. Hani sürekli duyduğumuz bir söz vardır ya: “Evlilik fedakârlık ister.” Genellikle bu söz eşlerin kişiliklerinden ödün vermesi olarak düşünülür. Fedakârlık yapmak, evde huzursuzluk çıkmasın endişesiyle susmak, tartışmaktan kaçınmak değildir. Aksine evliliği yıpratan ve çıkmaza sokan suskunlukla içine kapanmadır. Eskiden evlilikler ya şiddet korkusundan ya da terk edilme endişesinden dolayı zoraki sürdürülmeye çalışılırmış; haklı durumda bile cevap vermeye cesaret edilemezmiş. Neyse ki, yeni nesil iki medeni insan gibi konuşmayı becerebiliyorlar.
Evlilikte temel olan, demokratik aile yapısıdır. Ancak, var olması gereken otorite kurulamazsa kadın ve erkeğe ait ayrı ayrı kaide ve yasaklar oluşur. Herkes kendi menfaatleri doğrultusunda hareket etmeye başlar. Kadın ve erkek uyum içinde olmalıdır. Ailede alınması gereken kararlar birlikte alınmalı, birlikte uygulanmalıdır. Eğer herhangi bir konuda anlaşmaya varılamazsa son kararı verme sorumluluğu erkektedir. Çünkü aile yuvasının temeli kadın, çatısı da erkektir. Temelle çatı sağlam olursa o yuva kolay yıkılmaz. “Koca, evlilik birliğinin reisidir,” kuralı kocaya eşitlik ilkesine aykırı bir imtiyaz sağlamak için değil, tam aksine, kocaya birinci derecede “barındırma ve geçindirme yükümlülüğü” yüklemek içindir. Kadının mevcut olan otoriteyi kırıp kendine zorla yer açmak istemesi, eşler arasındaki saygı ve sadakatin kaybolmasına yol açacaktır.

Logged

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Sukut-u HayaL
~~SürgüN~~
Ne zaman sevinmeye yüz tutsam, karşımda acı bir tablo! Hüzün kalbe doluyor...
Site yöneticisi
*****



Evvelim sen,ahirim sen Seni bulamayana neylesn ben
Offline Offline
Yaş: 24
Üye No: 372
Nerden: kocaman bir şehir :)
Mesaj Sayısı: 589
Nasıl Biri: вıraк γazaη γazsıη, çizeη çizsiη Sєηi Rabbiη biLsiη...
89 Mesajına Toplam
123 Kere Teşekkür Edildi
Durumum:
« Yanıtla #3 : Temmuz 10, 2008, 07:27:50 »


Kanaat ve iktisat
   
Maddî kaynaklarımızı şuurlu kullanmak ve ortak yaşantımızı daha da güzelleştirmek için kanaatkâr ve tutumlu olmalıyız. Bilmeliyiz ki, sonsuz ihtiyaçlarımızı karşılamaya yarayan maddî imkânlar her zaman sınırlıdır, gelirimiz her ne olursa olsun. Zira iktisat bilimi gelirlerle giderler arasındaki dengeyi sağlayabilmek için ortaya çıkmıştır. Çünkü ihtiyaçlarını elindeki sınırlı imkânlarla karşılamaya çalışan yalnız dar gelirliler olsaydı böyle bir bilim zaten doğmazdı. Evliliğimizdeki problemlerin en önemli nedenlerinden biri, ekonomik yetersizliklerdir. Sevginin yerini paranın aldığı bu devirde çoğu zaman parayı paradan daha değerli hasletlerin yerine koyuyoruz. Eşimizin kazancını hiç kimsenin kazancıyla karşılaştırmayalım, onu incitecek cüretkâr davranışlarda bulunmayalım. Muhakkak ki, o da eve yeterli miktarda para getirememenin, belki de zorunlu ihtiyaçlarınızı karşılayamamanın ezikliği içerisindedir. Ancak şunu hiç unutmayalım ki, rızkı veren ALLAH’tır. O dilerse genişletir, dilerse daraltır. Eşimize fiilî ve kavlî duasını yapıp, Onun rahmet hazinesinin kapısını çalmak, bize de eşimizin her zaman yanında olup ona destek olmak düşmektedir.
    Günün birinde eşinizle aranızdaki sevginin tükendiğini hissedebilirsiniz. Gerçi tükenen sevginiz değildir de, birbirinize karşı ilginiz ve alâkanız eksilmiştir. Evliliğiniz zor bir dönemden geçiyordur. Karamsarlığa kapılmayın. Evliliğinizi canlandırmak gerekiyorsa ilk adımı siz atın. Çünkü birbirinizi büyük bir şansla buldunuz ve sevginizi bir birinize odakladınız. Hiçbir şey için geç değil. Evliliğiniz her an değişebilir ve iyiye gidebilir. Mutluluğunuz için mücadele edin. Eşinize tebessümünüz bile çok şey ifade edecek, “Senden hoşlanıyorum; sen gülümsenmeye değersin,” mesajını vereceksiniz. Biz eşimizle birbirimizin yol arkadaşıyız. Bu yolda beraber ilerlerken, elbette iniş ve çıkışlarla karşılaşacağız. Karşınıza hangi engel çıkarsa çıksın sakın eşinizin elini bırakmayın. Olur da düşerseniz, birlikte ayağa kalkın. Çünkü birbirimize söz verdik ve eş olduk. İlk adımın eşimizden gelmesini kesinlikle beklemeyelim. Çünkü biz kadınız, anayız. Şefkat kahramanı olan biziz. Hataları kolay affederiz. Eşimizi de şefkatle kucaklayalım. Çünkü biz birbirimizin örtüsüyüz, birbirimizin yol arkadaşıyız. Kalbimizi ısıtan ve ruhumuzu sevindiren eşimizi seveceğiz ve sevindireceğiz, mutluluklarımızı birlikte tamamlayıp yolun sonuna birlikte varacağız inşALLAH. Dönüp yıllar sonra geriye baktığımızda birbirimizi seçtiğimize çok sevineceğiz. Eşimizle karşılıklı, “İyi ki, ALLAH seni karşıma çıkarmış, bana eş ve hayat arkadaşı yapmış” diyebiliyorsak, nurun âlâ nur. Tebrikler!..


Logged

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Sayfa: [1]   
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Site Map | Arşiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | Rss
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
| Sitemap
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Sitemap
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 126, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150