Kaderiniz infâkın elindedir!
Tasavvuf, İslam, Dini Resimler, Şiir, Kıssadan Hisseler, Hikayeler | ismetiyye.com
Ocak 08, 2009, 10:32:38
11 Muharrem 1430 *
....................................Selamün aleyküm, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Son Konular Üyeler Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kaderiniz infâkın elindedir!  (Okunma Sayısı 43 defa)
 
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
telci
Bağımlı üye
*



Offline Offline
Yaş: 40
Üye No: 1496
Nerden: istanbul
Mesaj Sayısı: 169
46 Mesajına Toplam
60 Kere Teşekkür Edildi
Durumum:
« : Kasım 17, 2008, 12:31:50 »



Kaderiniz infâkın elindedir!
 
İnfakın sırrında insanlık sevgisi, ALLAH güzelliğini kavrama hikmeti vardır. Yani bir insan ALLAH güzelliğini kavramışsa infak sorunu kendiliğinden ortaya çıkıyor. Çünkü, Cenab-ı Hakkın yarattığı mahkukata karşı kendinde mevcut olan her şeyi paylaşabilmek ALLAH’a teslimiyetin tam şuurudur.
Onun için infaksız mü’min'liğin, Müslümanlığın yürümesi mümkün değildir.
Yüce Kitabımız Kur’an’ın muhtelif ayetlerinde “buhul” un, yani infakın tersi olan, hiç kimseye yardım etmeyen kemikleşmiş hayvanî yapının en büyük cürümlerden bir tanesi olduğu bildirilmiştir. Binaenaleyh, infakın sırrını anlarken bir de “buhul” un şiddetli yanlışlığını bilmek lazım gelir. Nefis insanı daima buhula, gönül de infaka çeker. Bu ikisinin arasında yaşayan insan ne kadar infaktan yanaysa o kadar gönülden yanadır. Ne kadar buhuldan, cimrilikten yanaysa o kadar nefisten yanadır. Nefsinden yana olan bir insanın Cenab-ı Hakka yakîn olması mümkün değildir. Çünkü ALLAH, şeytanı gururundan dolayı kovmuştur. Ve gurur kâinatta işlenebilecek en büyük cürümdür. Bu da nefsin bir özelliğidir. Ama, Cenab-ı Hak, bu mağrur nefsi, insanın kendi eğitimiyle dize getirmesi kendisine takdim etmesine hayrandır. Onun içindir ki, “aduvvu’l-ekber” yani en büyük düşman olan nefis, bir ıslahattan sonra gönülden yana yıkanmadan sonra arûs-u İlâhi "ALLAH Dostu" oluyor.
Bu nüansı anlayabilmek için infakla buhul arasındaki gidiş gelişimizi çok iyi bilmek lazım gelir. Elimizi cebimize her attığımızda, insanların hepsine dostluk göstereceğimiz zaman, nefis mutlaka manyetik bir cereyan gibi bizi geri çeker. Ama gönül infak sırrı içerisinde hem maddeten, hem mânen yardımlaşmaya bizi iter ki, işte bu sayede insanlığımızı, Ahlâk-ı Muhammedî’nin erişilmez güzelliğini bulabiliriz. Cenab- Hak çok ehemmiyet verdiği bu infakı mü’min'lerde çok kararlı bir hale getirmek için kader dediğimiz o değişmez yazgının sırrı içerisinde bir büyük nimet hikmeti koymuştur.
Bunu Cenab-ı Hak, şu Ayet-i Kerime'yle tescil etmiştir:
“Kim bağışta bulunur, günahtan kaçınır ve dinin en güzelini tasdik ederse, Biz de ona hayır ve kolaylık yolunu kolaylaştırırız. Kim cimrilik eder, kendisini ahiret nimetlerine muhtaç hissetmez ve dinin en güzelini yalanlarsa, Biz de ona kötülüğün ve Cehennem gibi zorlu bir akıbetin yolunu kolaylaştırırız. Oraya atıldığında malı ona fayda vermez.” (Leyl Sûresi, 5-11)
Bu ayet-i kerime bize kaderin o değişmez yazgısının motifinin insan ahlakındaki yumuşamak, gönüle doğru çekilmek durumunda değiştiğini gösteriyor. Bu, İslam düşüncesinin, bir anlamda İslam felsefesinin kader üzerindeki çok müthiş bir esrarıdır. Bundan dolayıdır ki, Fahr-i Kâinat Efendimizin emrettiği, “Sadaka ömrü uzatır belâları def eder” hadîs-i şeriflerini çoğu yorumcu anlayamamıştır. Kaderin değişmezliği karşısında nasıl olurda ömrü uzatabilir? Diye yorum zorluğu çekmişlerdir.

Halbuki, Cenab-ı Hak, “Ben güzel kaderi infak edene, îta ve ittika edene veririm.” buyuruyor. Îttika, infak ve namazla birlikte teşekkül eden Ahlâk-ı Muhammedî’ye uygun bir karakterdir. Bunu kazandığınız zaman her şey kolaylaşır. Ayrıca Cenab-ı Hak, “güzel kaderi size kolaylaştırırım” buyurarak, aynı zamanda Cennet kaderini, iman kaderini kastetmektedir. Yani bir insan, îta ve ittika ederek, ALLAH güzelliğini tasdik ederek, ALLAHın güzel esmalarını anlama çabasına düşerek, imanını da garanti altına alır. Çünkü, burada güzelleştirilen kader içerisinde, yalnız herhangi bir otomobil kazasından kurtulmak, yahut bir servet kaybetmekten kurtulmak yoktur. Âyet-i Kerime’de çok sarih olmamakla birlikte hadis-i şerifte açıktır. “güzel kaderi kolaylaştırırım” dan çıkan asıl büyük hadise, İnsanın imanını kaybetmemesidir...

Bir insan infak ediyorsa, îta ediyorsa, imanını garantiye alıyor demektir... Aksi takdirde infak ve îta’sını yapamayan insan, akünün cereyanının boşalması gibi, günün birinde imanının boşaldığını fark eder, iş işten geçmiş olur, son nefesine yaklaşmış olur… Cennet avantajını kaybeder… Bu kadar önemli bir hadisedir. Onun için Cenab-ı Hakkın, infakı kaderle birleştirmesi bir lütuftur.

“Kaderiniz infakın elindedir” diyerek, mü’minleri infaka ve îta’ya teşvik etmektedir. Yoksa Cenab-ı Hak, hiçbir kuluna yapılacak yardıma muhtaç değildir. Çünkü bütün gönüllerin hâkim noktasındaki kudretini her an her gönüle, her kadere intikal ettirebilir, istediğinin ihtiyaçlarını giderebilir, maddi manevi sıkıntılarını anında silebilir.
Ama, bunu bir kul vasıtasıyla yapmak istiyorsa, bu, o kula karşı büyük iltimastır, büyük bir nîmettir…

Cenab-ı Hak kaderle birlikte infakı kolaylaştırmamız, yardımı çok sıcak olarak yürütebilmemiz için kader gibi, nefsimizi çok etki altına alan, bir anlamda korkutan bir noktaya getirmiş, infaka bağlamıştır. Nefse, “Ey nefis, sen şu veya bu sebeple, ihtirasınla, gururunla, dünyaya yatkınlığınla bu işten kaçıyorsun, ama unutma ki kaderini zorlaştırıyorsun” demektedir.

Cenab-ı Hakkın “Rahim” isminin bir hikmeti, kaderin infakla birleşmesidir. Çünkü Cenab-ı Hak “Rahmân” ismiyle bütün âlemlere merhametini, kudretini, muhabbetini yaymışken, mü’min'lere özel bir tarife yaparak “Rahîm” ismiyle ayrı bir merhamet eklemiştir. Rahim isminde mü’min olmanın bir anlamda nasıl sevgi ve rızayla Cenab-ı Hak tarafından karşılandığı mevcuttur.
İşte bu mü’min'liğin şartı olarak infakın zuhur etmesi Cenab-ı Hakkın mü’min'lere özel tarife intişar etmesine sebep olmaktadır ki, kaderin infaktan etkilenmesinin hikmeti de budur. Cenab-ı Hak kaderi bütün detaylarıyla tayin etmiş, tespit etmiş, Levh-i Mahfuzuna kaydetmiştir. Ama, daima İmam-ı Gazalî’nin, “Kaderin duayla reddi de kader cümlesindendir.” dediği gibi, kaderin herhangi bir sıkıntılı noktayı geçebilmesi için o kadere infak avantajlı bir ek koymuştur.

Bir mü’min çetin bir kaderin karşısında kaldığı zaman ona infak avantajlı bir kapı açılmıştır. “Hadi bu kapıdan geçersen, bende senin kaderini yine kader cümlesinden Lehv-i Mahfuz'un sırrı içerisinden çözeceğim” buyurmuştur. Yani insanlar nefislerini iyice inandırmalılar ki, nefsin de rahatlığı için imanını öteki âlemlere intikal ettirip, Cennete vasıl olabilmesi için mutlaka infak sıratını geçmesi lazım… Bu sıratı geçmeyen Cenab-ı Hakka kulluğunu ispat etmiş olmaz. İspat etmiş olmayınca da bütün güzelliklerden, bütün güzel kaderlerden yararlanma şansı olmaz.

Nasıl ki, pek çok mü'min kardeşimiz namaza çok sıcak bir yakinlik içerisindedir, namaz geçer diye ödü kopmaktadır, infakı da aynı sıcaklık içerisinde mütalaa etmelidir ki, Ahlâk-ı Muhammedî’nin değişmeyen iki önemli temeline sığınma imkanı bulsun. Çünkü Ahlâk-ı Muhammedî’ye kurulup oturmak kolay değildir, ama o temellere sığınmak için namaz ve infakı çok sıcak bir muhabbetle yürütmek lazımdır
 
 HALUK NURBAKİ HZ.
 

Logged

“Kul, ALLAH’ın sevgisini tattığı zaman, ALLAH onu kendi kusurlarına muttalı kılar. Böylece o, başkalarının kusurlarını görmez olur.”
(Rabia el-Adeviyye)
Define ile yılan, gülle diken, sevinçle gam bir aradadır.(SADİ Şirazi Hz.)
Sayfa: [1]   
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Site Map | Arşiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | Rss
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
| Sitemap
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Sitemap
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 126, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150