fukaha
Bizden biri
|
 |
« : Ağustos 14, 2008, 08:37:36 » |
|
 |
|
 |
 |
Bu güzel beldede yok yok. Buraya gelirken Mücahit isimli rehberimiz “Osmanlı köyüne gidiyoruz” dese de, Potiçel’i görünce aslında buranın minyatür bir şehir olduğunu anlıyorsunuz. Çünkü, bir yerin şehir olması için lüzumlu olan her şeyi var. Camii, medresesi, hamamı, dükkanları, konakları, her şeyi. Kaldırım taşları bile mahir ustalar tarafından yerli yerine konulmuş.
SELAMİ ÇALIŞKAN
Bosna seyahatimizin önemli duraklarından birisi,Hersek bölgesinde Mostar’ın 20 km güneyinde, Neretva ırmağının yanındaki dağın yamacına nakış nakış işlenerek kurulmuş Potiçel'di. Kalesi, saat kulesi, medresesi, camii, hamamı ve bey konakları ile tipik Osmanlı mimarisinin günümüze kadar kalabilmiş büyüleyici bir örneği olan Potiçel’de elinizi uzatarak nar ağaçlarından nar toplamanız mümkün. Bu güzel beldede yok yok. Buraya gelirken Mücahit isimli rehberimiz “Osmanlı köyüne gidiyoruz” dese de, Potiçel’i görünce aslında buranın minyatür bir şehir olduğunu anlıyorsunuz. Çünkü, bir yerin şehir olması için lüzumlu olan her şeyi var. Camii, medresesi, hamamı, dükkanları, konakları, her şeyi. Kaldırım taşları bile mahir ustalar tarafından yerli yerine konulmuş
Osmanlı ve İslam sevgisi
Herşeyi ile bir Osmanlı şehri olan Potiçel’in tepesinde küçük bir kale, Kalenin burcunda bir kule var. Bu kuleden şehre ve zümrüt renkli Neretva ırmağına bakabildiğiniz kadar bakın. Çünkü seyrine doyum olmuyor. Savaşta tahrip edilen cami, semaya tevhidin sembolü olarak yükselen kalem gibi zarif minaresiyle yeniden inşa edilmiş. Tabi Türkiye’nin yardımıyla. Savaştan sonra restore edilen caminin imamının babası Süleyman amca ile konuştuk. Asker hatırası gibi bir de hatıra fotoğrafı çektirdiğimiz Süleyman amca diyor ki: “Kalbimizden Osmanlı ve İslam sevgisini söküp almak istiyorlar. Ancak bunu başaramayacaklar. Canımızı veririz, bu iki sevgiyi vermeyiz”
Kınalı parmaklı gazi Boşnak kızı
İmam annesi Saliha Agiç’in resimleri cami avlusunda satılırken, Saliha hanım gibi ressam olan Selma Bernoviç’in de birbirinden güzel cami ve mostar köprüsü resimlerini gördük. Zaten bu şehrin sakinleri sanatçılardan oluşuyormuş. Savaştan sonra Osmanlı şehri Potiçel, Hırvatların yönetimine bırakılmış. Bunu fırsat bilen Hırvatlar, Osmanlı’nın yaptığı Potiçel’in kalesine, haç dikivermişler. Savaş esnasında Potiçellli’yi terk eden de olmuş, yurdunu savunmak için savaşanlar da. Potiçel’de yaptığı resimleri, inci ve kolyeleri satan ressam Selma Bernoviç, bu şehirde kalıp yurdunu savunmak için savaşanlardan. Ziyaretçilere savaşı gösteren haritalar da satan Selma Bernoviç, kınalı parmaklı gazi Boşnak kızlarından birisi.
ALLAH, savaş günlerini göstermesin
El sanatlarının yapılarak satıldığı, çay ve kahve içebileceğiniz mekanların bulunduğu Potiçel’i görünce Hasan Topaloğlu’na “Burası tam yazarımız Mehmed Şevketd Eygi ağabeyimize göre bir şehir” dedim. Ressam Selma Bernoviç “Bu şehre aşkın ve kaderin şehri diyebilirsiniz’’ diyor ve ilave ediyor: “Potiçel, Savaştan önce, Sudbina ve Sevdalinka şehriydi. Boşnakça da "Sudbina" kader, "Sevdalinka" ise aşk manasına gelir. Kısaca bu şehir, kaderin ve aşkın şehriydi. Sinema yönetmenleri ve ressamlar, bu şehirden ilham alırdı. Savaşta bütün evlerimiz yıkıldı. Camimiz, kalemiz, hamamımız ve medresemiz de tahrip edilmişti. Birçok yakınım şehit oldu. Ben birkaç yara ile kurtuldum. ALLAH o günleri bir daha göstermesin. Ancak savaş olursa, yine ordumuza katılırım” Bernoviç, savaş esnasında takım komutanlığına kadar yükselmiş. |
|
 |
|
 |
|