Sudan'da İngilizlere kültür çalımı
Tasavvuf, İslam, Dini Resimler, Şiir, Kıssadan Hisseler, Hikayeler | ismetiyye.com
Ocak 08, 2009, 06:03:19
11 Muharrem 1430 *
....................................Selamün aleyküm, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Son Konular Üyeler Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   
  Yazdır  
Gönderen Konu: Sudan'da İngilizlere kültür çalımı  (Okunma Sayısı 33 defa)
 
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
fukaha
Bizden biri
*



Offline Offline
Yaş: 26
Üye No: 329
Nerden: istanbul
Mesaj Sayısı: 1.235
24 Mesajına Toplam
30 Kere Teşekkür Edildi
Durumum:
« : Ağustos 26, 2008, 09:21:20 »

  Sudan'da İngilizlere kültür çalımı

Türkiye, Sudan’daki Suakin Osmanlı liman kentinin orjinalliğini bozarak turizme açmak isteyen İngilizlere karşı sürpriz bir hamle yaptı. Sudanlı yetkililerle görüşen Türk heyeti,
bölgede bulunan Osmanlı eserlerini kurtarmak için vize aldı.
   

İstanbul Swissotel’de geçen hafta düzenlenen Türkiye-Afrika İşbirliği Zirvesi’nde dikkatler toplantının asıl mahiyetinden çok Sudan Devlet Başkanı Ömer Hasan El Beşir’e çevrildi. Çünkü Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), Beşir’i Darfur’da ‘soykırım’ yapmakla suçluyordu. Bazı basın organları ise böylesine bir suç işleyen birinin, Türkiye’de hem de Cumhurbaşkanı tarafından nasıl ağırlandığını soruyordu. Sudan ve Darfur, bu vesile ile bir kez daha Türkiye’nin gündemine geldi.

Güncel konu bir yana, Türkiye’nin Sudan ve Darfur’a olan ilgisi öteden beri devam ediyor. Geçmişte Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bir grup işadamıyla Sudan ve Darfur’a gitmesi anlamsız değildi. Zira Sudan ve Darfur ile Türkiye arasındaki ilişki Osmanlı dönemine dayanıyor. Hatta Darfur’un son prensi Muhammed Abdülmünim, Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın soyundan geliyor. Dolayısıyla Osmanlı ile başlayan gönül bağı Türklerin bölgede çok sevilmesine sebep olmuş. Türkiye, şimdi bu dostluğu daha da pekiştirmek için büyük bir projeye imza atmaya hazırlanıyor. Suakin Osmanlı liman kenti ile El Fasher’deki Ali Dinar Müzesi, kapsamlı bir proje ile yeniden restore edilecek. Bu amaçla Başbakanlığa bağlı çalışan Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi’nin (TİKA) görevlendirdiği uzman bir ekip Sudan’a giderek eserleri inceledi. Arkeolog Yavuz Özdemir ve mimar Bahadır Sabah tarafından 10 gün süren bir çalışma neticesinde detaylı rapor hazırlanarak ilgili makamlara sunuldu.

Aslında Türkiye’nin bu hareketi zamanlı ve planlıydı. Çünkü daha önce harekete geçen İngiliz hükümeti, söz konusu bölgenin master planını çıkarmıştı. Plana göre, Osmanlı izlerini taşıyan tarihi liman kenti, Denizcilik Müzesi’ne dönüştürülecek ve bölge turizme açılacaktı. Ancak Türkiye’nin devreye girmesiyle işler değişti. Sudan’daki yetkililer, bölgeyle ilgili son söz hakkını Türkiye’ye verdi: “Bir şeyler yapılacaksa bunu Türkler yapmalı.”

OSMANLI ESERİ CAMİ VE GÜMRÜK BİNASI

TİKA uzmanlarının hazırladığı raporda, 4 önemli eser üzerinde duruluyor. Suakin’deki gümrük binası, Şafî ve Hanefî camileri ile El Fasher’deki Ali Dinar Müzesi. Detaylı bir şekilde hazırlanan raporda, bölgeye dair ayrıntılı bilgilere de yer veriliyor.

Suakin, 50 metrelik bir bağlantı yoluyla ana karaya bağlanan bir ada. Osmanlı döneminde gümrük şehri olmasının yanı sıra, Mekke ve Medine gibi kutsal topraklara denizden gelebilecek tehlikelere karşı savunma görevi görmüş. Çünkü adanın tam karşısına düşen kutsal beldelere, deniz yolu ile 6 saatte gidilebiliyor. Kent, günümüzde genel itibarıyla terk edilmiş, ayakta kalabilen ve oturulabilecek yapı bulunmuyor. 1956 yılında bağımsızlığını ilan edinceye kadar İngilizlerin kontrolünde kalmış. Bu tarihten sonra işlevini kaybedince insanlar ayrılmaya başlamış. Bunun üzerine koruma altına alınmış. Ancak gerekli bakım ve ilgi gösterilmemiş.

Türk uzman heyetinin hazırladığı raporda kentin durumu şöyle anlatılıyor: “Sudan Kültür Bakanlığı’nca, İngiliz bir firmaya kent geneli için Suakin uygulama-gelişim planı hazırlatıldığı ve bu çalışmaların hâlen devam ettiği, bu kapsamda Osmanlı eski gümrük binasının, Denizcilik Müzesi olarak gösterildiği anlaşılmaktadır. En iyi durumdaki yapılardan biri olan ve gümrük binasının yanında bulunan, özel mülkiyete ait olduğu bildirilen eski kaymakamlık binasının da kısa zamanda onarılacağı yerel yetkililerce tarafımıza bildirilmiştir.” Ancak Osmanlı izleri taşıyan bazı binaların bu plan içinde yer almadığı belirtiliyor.

Kavalalı Mehmet Ali Paşa tarafından yaptırılan Şafî Camii’nin minaresi, mihrap ve minberi dışında tamamına yakın bir bölümünün yıkıldığı uzmanlar tarafından tespit ediliyor. Yıkılmayan duvarların da her an yıkılabileceği vurgulanıyor. Raporda Şafî Camii için şu not düşülmüş: “Yapının tüm duvar ve tavanlarında çok ciddi strüktürel problemler olduğundan ivedi olarak onarılması ve onarımına yönelik projelerin hazırlanması gerektiği kanaatine varılmıştır.”

Hanefî Camii’nin durumu ise biraz daha iyi. En azından ibadete açık. Osman Paşa tarafından yaptırılan caminin minber, mihrap ve iç mekânın önemli bir kısmının hâlen sağlam olduğunun altı çiziliyor raporda. Gümrük binasının önemli bir bölümü yıkılmış olsa da ana hatlarının ayakta durması bu yapının yeniden onarılmasına imkân sağlayacak. 1970’de binanın bazı kısımları elden geçirilerek onarılmış.

Üç mekân ile ilgili hazırlanan raporun sonuç kısmında bu yapıların yeniden onarılmasının mümkün olduğu ve Osmanlı izlerinin yaşatılması gerektiği üzerinde duruluyor: “Osmanlı liman kenti olan Suakin, son zamanlara kadar çeşitli müdahaleler geçirmesine ve iyi bir şekilde korunamamasına rağmen, Osmanlı’nın tarihi açısından bu coğrafyada izlerinin korunması önem arz etmektedir. Osmanlı liman kenti olarak içinde barındırdığı cami, Türk evi, gümrük binası gibi dönemin sosyal yaşantısını yansıtan kent dokusunun korunarak ayağa kaldırılması, ülkemizin Sudan ve bölge ülkeleri nezdinde, stratejik ve jeopolitik konumu ve ortak kültür mirasına sahip çıkma açısından önemli olduğu kanısındayız. Bu nedenle Suakin’deki Osmanlı Gümrük Binası’nın müze fonksiyonu verilerek onarılması; iki caminin restore edilerek kullanılması konusunda Kültür Bakanlığı yetkililerinin her türlü işbirliğine açık olduğu kanaatini edinmiş bulunmaktayız.”

Türkiye’nin görevlendirdiği uzman ekip Suakin’den sonra El Fasher’de bulunan Darfur Sultanı Ali Dinar adını taşıyan müzeyi de inceleyip geniş bir rapor hazırladı. Ali Dinar’ın kaldığı evin müzeye dönüştürülmesi ile oluşturulan mekânda bulunan eserlerin önemli bir kısmının çürümeye yüz tuttuğu vurgulanıyor. Yapı ile ilgili şu bilgiler veriliyor: “Ali Dinar’a ait sarayın bir bölümü Müze olarak kullanılmaktadır. İki katlı olan yapının giriş katındaki dört odada, ahşaptan ayaklı vitrinlerde, niş içinde vitrinlerde ve açıkta sergileme yapılmaktadır. İlk iki odada arkeolojik eserler, diğer iki odada Ali Dinar’a ait eşyalar sergilenmektedir. Müzede 16 personel görev yapıyor. Ayda ortalama 200 kişi müzeyi ziyaret ediyor. Taşınır envanter kayıtları olduğu ve bugüne kadar söz konusu taşınmazın eski eser olarak tescil, tespit işlemine yönelik herhangi bir işlem yapılmadığı bildirilmiştir.”

Heyet, eserlerin sergilenmesi için şartların yetersiz olduğunu, çoğu organik eserler için vitrinlerin yeniden oluşturulması gerektiği bilgisini de ‘önemli not’ olarak rapora ilave etmiş.



ALİ DİNAR KİMDİR?

Osmanlı Devleti’nin merkezden idare ettiği Habeş Eyaleti dışında kalan, Afrika’nın ortasında 17. yüzyıldan itibaren varlığını devam ettiren Darfur’daki Fur Hanedanı’nın son Sultanı. İngilizlerin Sudan’ı işgaline rağmen, 18 yıl boyunca onlara tâbi olmadan hanedanını fiilî bağımsız olarak devam ettirir. Bu süre içinde hem Sudan’a ‘millî bir lider’ olur hem de bütün Afrikalılar için emperyalizme karşı mücadelede ‘örnek’ olarak ortaya çıkar. Osmanlı Devleti’ne gönülden bağlıdır. Hatta bu noktadaki samimiyetini Osmanlı Halifesi’nden bir bayrak isteyerek ve I. Dünya Savaşı’nda da cihad çağrısına uyup İngilizlere karşı savaşarak gösterir. Sultan Reşad’tan bayrak isteyen Ali Dinar’a sadece bir madalya gönderilir. Ancak Dinar, irtibatı yine devam ettirir ve 16 Mart 1916’da Enver Paşa’ya yazdığı mektupta, durumlarının çok kötü olmasına rağmen İngiliz valiye karşı cihada devam edeceğini bildirir. Fakat Osmanlı’dan gerekli yardımı alamaz. 22 Mayıs 1916’da İngilizler tarafından baskına uğrar ve aynı yıl 6 Kasım’da da Kulme kasabasında İngiliz askerleri tarafından öldürülür. Darfur bu tarihten sonra bağımsızlığını kaybeder ve Sudan’a bağlanır. Ancak İngilizler, 1956’ya kadar işgallerini devam ettirdikleri halde, Darfur’daki camilerde hutbeler Osmanlı Halifesi adına okunmaya devam eder.
Logged

"Her arzu ettiğini yiyenlerin, ibadetlerinin tadını duyması mümkün değildir." (Süleyman Darani)
Sayfa: [1]   
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Site Map | Arşiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | Rss
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
| Sitemap
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Sitemap
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 126, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150