Ezel_i Nur
|
 |
« Yanıtla #1 : Mayıs 20, 2008, 10:54:44 » |
|
 |
|
 |
 |
ÇOCUĞUNU ÖZÜRLÜ OLDUĞUNU ÖĞRENEN AİLELERİN TEPKİLERİ.
A-Çocuklarının Özrünü Ret eden aileler de iletişim :
Aileler için özürlü bir bireye sahip olmak, yaşamlarının en zorlu deneyimidir. Özürlü bir çocuğa sahip olduğunda anne babalar ilk olarak hayal kırıklığı yaşarlar. Çocuklarına ne olduğunu bilemediklerinden dolayı büyük endişe içindedirler.
Kendilerini,eş ve yakınlarını ya da sağlık ekibini suçlarlar. Çocuklarına tam teşhis konunca bu duygu ve endişeler kaybolmaz. Çocukların durumunun ne olduğunu kabul etme,birkaç ay veya yılları alabilir. Bir kısım aile ise çocuklarının durumunu kabul etmez .
Aynı durum ,sağlıklı bir bireyken geçirilen bir trafik kazası veya hastalık sonucu özürlü kalmak,özürlü kalan kişi ailesi ve çevresin de panik oluşturur. Çevrede ki panik daha çok acıma duygusudur. Ailede ise şaşkınlık,kaygı,moral bozukluğu,kısmen isyan gibi karmaşık duygular oluşturur. Zaman içinde bu duygular değişir aile eğer çocuğunun bundan sonraki tüm yaşamını özürlü kalacağını tıbben öğrendik den sonra ya durumu kabul etmek yada ret etme davranışı gösterirler.
Çocuğunun özürlü kalmasını kabullenmeyen aile; çocuğu ile kurduğu iletişim kanallarını kapatan,etkili iletişim kuramayan,çocuğuna empatik duygu ile yaklaşamayan ve onu anlamayan davranış sergilerler. Bu tür davranışı sergileyen ailelerde sorunlar büyür. Aile kendine bir kaos yaratır. Çevreden kendini soyutlar. Özürlü çocuğunun gereksinimlerine duyarsız kalır. Aile tüm bireyler yalnızlığı yaşar. Ailedeki özürlü bireyin oluşturduğu sarsıntı büyür ve suçlamalar başlar . Neden benim çocuğum,neden benim ailem,nedenler artar bu durum kontrolden çıkarsa aile parçalanabilir.
Ailelerin özürlü çocuğunu kabul düzeylerinde,ailenin sosyal-kültürel yapısı önemlidir. Beklenti düzeyi,ailenin eğitimi,inanç durumu,ekonomik düzeyi,sosyal yaşantısı ve ailede var olan iletişim şekilleri çok önemlidir.
1996 Yılında Zonguldak ve Kozlu da yaptığımız, “ Özürlü Çocuğa Sahip Ailelerin Beklentileri” konulu araştırmada; eğitim düzeyi , sosyal statüsü yüksek olan özürlü çocuğa sahip ailelerde çocuklarının özrünü kabul etmede ve çocukları ile iletişimde zorluklar yaşadıkları ve bu zorluklar karşısında Uzmanlardan yardımı almayı kabul etmede kendilerine yakıştıramadıklarını itiraf eden oldukça fazla aile tespit edilmiştir.
Bu durum karşısında araştırma grubunun araştırma ile ilgili varsayımlarını etkilemiştir. Aynı araştırmada sosyal statüsü düşük,gelir düzeyi yetersiz fakat, dini inancı yoğun olan aileler de özürlü çocuğunu ve yaşanılan durumu kabul etmenin verdiği rahatlık gözlemlenmiştir.Fakat bu ailelerde görülen bu olumlu davranışın etkisinde acıma duygusunun etkili olduğu tespit edilmiştir.
Özürlü çocuğa sahip ailelerin en temel sorunu yada birincil güçlük,ailenin çocuğu kabullenmesinde ve engelini anlamasında yaşanır.
1996 Yılında Zonguldak Spastik Çocuklar Rehabilitasyon Merkezinde Serapral Palsy''li ( CP ) çocukları olan ailelerle ilgili yapılan araştırmada en çarpıcı sonucu, Yıllardır çocuklarının CP li olmasına rağmen, ailelerin büyük bir oranının CP nin ne olduğunu bilmediklerini ve çocuklarının durumlarını araştırma gibi eksikliği olduğu tespit edilmiştir.
Çocuklarının engelliliğini tam anlayamamak,çocukları ile kuracakları iletişimi güçleştirmektedir. Çocuklarının özrü hakkında konulan tanıyı net olarak anlayamayan ailelerde ,çocukları hakkında gerçekçi olmayan beklentiler geliştirerek ,özürlü çocuğun ve aile üyelerinin farklı sorunlar yaşamasına neden olabilirler. Örneğin,çocuğu zihinsel gelişme geriliğinin ne anlama geldiğini anlayamayan aile ileride çocuğunu tembel olduğunu,vurdumduymaz olduğu şeklinde etiketleyebilir. Çocuğundan beklentisini yüksek tutabilir.
Çocukların özrünü kabul etmeyen aileler zaman zaman kendilerine zarar verecek,özürlü çocuğunun gelişimini olumsuz etkileyecek tepkileri söz konusudur. Anne babalar çocuğunun çevreden sakınırlar,saklarlar ve eve kapanırlar. Bu durumda aile Sosyal Hizmet Uzmanı veya Psikologdan yardım almalıdır. Uzmanlar aile üyelerinin çocuğun engeli ile birlikte kabul etme sürecinde yardımcı olacaktır.
Kabul / Ret ve çocuğunun özrünü anlama / anlayamama aşamasından sonra da koşulları düzenleme,yaşamı yeniden biçimlendirme ,zorluklarla baş etme yada baş edememe ve kaçınma gibi tutumlar görülmektedir.
Anne babalar çocuklarının özür tanısını öğrenmelidir. Özür tanısı doğrultusunda yeni tutum ve beceriler öğrenmek,geliştirmek,uygulamak,nasıl yardım alacaklarını belirlemek,bu kaynaklara ulaşmak ve çocuklarına ilişkin kararlara ortak katılım gibi görevleri başarmalıdırlar. Ayrıca çocuklarla olumlu ilişkiler kurmak,diğer aile bireylerle ilişkiler düzenlemek,ailenin bozulan dengesini yeniden kurmalıdırlar.
B-Çocuklarının Özrünü kabul eden aileler de iletişim :
Tüm özürlü çocuğa sahip ailelerde,çocukların beklemedik özel durumu karşısında ailelerde büyük bir şaşkınlık ve şok yaşanır. Şokun arkasında “hayır böyle değildir,nasıl olur” benzeri inkar tepkileri yaşanır. Aile çocuğuna konulan özür tanısının yanlışlığını ispatlamaya çalışır.Korku,endişe,üzüntü gibi karmaşık duygular içindedirler.Bu davranışlar bir süreçtir.
Şok atlatıldık dan sonra çocuğunun özrünü kabul ve ret duyguları görülmektedir. Çocuğunu ve özrünü kabul eden aile karmaşık duygulardan uzaklaşma söz konusudur. Aile,özürlü Çocuğunun un özrü ile barışık yaşama becerisi kazanmıştır. Bundan sonra çocukları için gerekli kararlar alma ve uyum aşamasına geçerler. Bunu durumu kabul etme ve uygun çözüm üretme sürecine girerler .
Aile sistemi bir bütündür. Bu sistemde bir bireyin başına gelen diğer bireyleri de etkiler. Bir engel,ailedeki her bireyin hayatını değiştirir. Ailede özürlü bir çocuğun varlığı kardeşler üzerinde öncelikli olarak iki önemli etkiye neden olur. Birincisi ,duygusal ; ikincisi ise ekonomik etkidir. Ailelerin ekonomik kaynaklarının önemli bir kısmını özürlü çocuğa aktardıklarını düşündüklerinde buna içerleyebilirler. Ayrıca kardeşler ,ailelerinin zamanlarının çoğunu özürlü çocuklarına ayırması durumunda kendilerini ihmal edilmiş hissedebilirler . En önemlisi kendilerini değersiz,önemsiz,hatta sevilmeyen çocuk olarak algılayabilirler . Kardeşlerin daha fazla zaman ayrılması bir gereklilik olmasına rağmen,özürlü olmayan kardeşler,bu gerçekçiliği kabullenebilecek kadar olgun olmayabilirler.
Anne babalar,çocuklarının en az özürlü çocuğu sevdikleri kadar çok sevdiklerini iletmek ve hissettirmek zorundadırlar. Diğer çocuklarına da mutlaka zaman ayırmaları ve onların gereksinimlerini de fark ettiklerini göstermelidirler.
Aile içinde açık ve dürüst bir iletişimin olmasının önemi büyüktür.Özürlü çocuklarının tanısı konusunda bilgilerini diğer çocuklarına net anlatmalıdırlar. Özrü hakkında bilgi vermelidirler.
Özürlü çocuğun kardeşleri, eğer doğru şekilde yönlendirilirse ve aile içinde en başından itibaren açık ve dürüst bir iletişim sağlanmalıdır. Bu durumda kardeşlerin nasıl yaşayacaklarını ve onlara nasıl yardım edebileceklerini öğrenebilirler.
Anneler, özürlü çocuğunu en iyi tanıyan,onunla daha uzun zaman dilimi içinde birlikte olan ve onun temel gereksinimlerini çoğunlukla karşılayandır. Çocuğunun eğitim ve rehabilitasyon hizmetleri almasında en çok anneler ilgilenmektedir. Uzmanlardan aldığı bilgileri evde uygulayandır. Anne bu özverisini yalnız yapmamalı babada bu sürece katılımını sağlamalıdır. Özürlü çocuklarına karşı ilgisiz kalan babalar bu konuda kendini sorgulamalı ve eşine destek sağlamalıdır. Babalar özürlü çocukların etkinliklere katılmasına ve eğitimde başarılı olmasında çaba göstermelidir.
Yapılan araştırmalarda, babaların özürlü çocukları ile ilgilenmesi durumunda çocukların eğitim ve rehabilitasyonda daha başarılı oldukları görülmüştür.
Özürlü çocukların özrünü kabul eden aileler,etkili iletişimi gerçekleştiren ailelerdir. Çocuklarının özür tanısı ne olursa olsun çocuklarının eğitim ve rehabilitasyonunu önemseyen ailelerdir. Çocuklarının özürlü olmasından kaynaklanan aile içi sorunları aşan ve diğer sağlıklı kardeşler ile olumlu iletişim kuran ailelerdir. Özürlü çocukla sadece anne değil tüm aile ilgilidir. Baba çocuğun sosyal katılımında etkilidir.
|
|
 |
|
 |
|