Kadiri
Yeni Üye
|
 |
« Yanıtla #1 : Eylül 20, 2008, 05:02:17 » |
|
 |
|
 |
 |
Muhammed Zübeyr Sıddıkı, Hadis Edebiyatı Tarihinde, birbirini takip eden 150 vazifeli tarafından kırbaçla dövüldüğünü bileği kırıldığını, ağır bir şekilde yaralanarak şuurunu kaybettiğini kaydeder. Fakat O, vicdanının temizliğini muhafaza etti. Öldürücü felaketler karşısında kendisine zulmeden düşmanlarına karşı bile benzeri olmayan cömertliği onu bambaşka bir şekilde yüceltmişti. Ona işkencede baş rolü oynayan Ahmed b. Ebi Duâd'a karşı bile herhangi bir fikir beyanında bulunmadan kaçınırdı. Artık ümitleri kesilince onu serbest bıraktılar. Fakat zindanlarda uzun zaman kalışı ve devamlı surette kamçılanması, vücudunda meydana gelen yaralar onu bitab düşürmüş ve yürüyemez hale getirmişti. Biraz iyileştikten sonra ders ve fetvâlarına yeniden devam etmeye başlayınca halk akın akın derslerine koşmaya başladı. Mu'tasım'dan sonra halife olan el-Vâsık (Ö.232) zamanında da halife Me'mun'un işkence vasiyetnâmesi yürürlükteydi. Fakat el-Vâsık onun kırbaçla işkence edilmesine karşıydı. Çünkü bu işkence onu daha da yüceltiyor, halifelik nüfuzunun yayılmasına mâni olmakla beraber halkın da idareye karşı olan nefretini arttırıyordu. Halifenin yeni işkence şekli O'nun insanlarla düşüp kalkmasını menetmek olmuştur. El-Vâsık, İmam'a şöyle demiştir: "Senin yanına kimse gidip gelmeyecek, benim bulunduğum yerde oturmayacaksın". Fakat bu da uzun sürmemiş el-Mütevekkil'in halife olmasıyla zamanla hadisçilere yakınlık göstermiş, mutezile mezhebi saliklerini saraydan kovmuştur. Böylece İmamın mihnet ve sıkıntısı da kalkmış oldu. Şurasını belirtmek yerinde olur ki, ulemaya karşı işlenilen bu zulümler sadece A.b.Hanbel'e değil, birçok din âlimlerine karşı da işlenmiştir. Nuâym b. Hammad, İmam Şafii ve talebesi el-Buveytı bunlardandır. Nuâym b. Hammad ile Buveyti'nin zindanda prangalar altında şehid oldukları rivayet edilmiştir. Muhammed Ebu Zehra el-Vâsık hakkında şu gülünç hâdiseyi nakleder. Artık el-Vâsık de yaptığı bu işlerden usanmış ve ettiklerinin mânâsız olduğunu anlamıştı. Bir gün birisi telaşla halifenin huzuruna girerek: Ya Emire'l-Mü'minin! Kur'ân hususunda başınız sağolsun, ALLAH ecrinizi arttırsın, demiş. Halife de sana yazıklar olsun! Kur'ân öldü mü? diye sormuş, giren adam: Ya emire'l-Mü'minin! her mahluk mutlaka ölür. İnsanlar şimdi teravih namazlarını ne ile kılacaklar, deyince halife gülerek, seni ALLAH kahretsin, sus da defol" demiş (23).
4- ŞAHSİYET VE SIFATLARI a) Hâfızası : A. b. Hanbel'in en önemli sıfatlarından birisi kuvvetli bir hâfızaya sahip olmasıdır. Bu sıfat bütün muhaddis ve imamlarda olan sıfatlardandır. Muâsırları onun kuvvetli bir hâfızaya sahip olduğunu bildirirler. Ebu Zur'aya "Muhaddisler arasında hâfızası en kuvvetli olan kimdir?" şeklinde sormuşlar o da "A. b. Hanbel'dir" demiştir. Peygamberimizin hadis-i şeriflerini, sahabe ve tabiilerin söz ve fetvalarını hıfzetmişti. Sadece hıfzetmekle de kalmayıp en ince noktasına kadar anlamıştı. Devrindeki diğer muhaddislerden onu ayıran vasıf bu idi. Çünkü diğerleri sadece ezber ve nakilde bulunurlardı. İshak b. Rahuyeh bu konuda şunları söyler: "Irak'ta A. b. Hanbel, Yahya b. Main ve diğer arkadaşlarımızla müzekerelerde bulunurduk. Ben: Bundan murad nedir? Bunun tefsiri ve fıkhı yönü nedir? diye sorardım: A. b. Hanbel'den başka diğerleri hep susardı" (24). Talebesi İbrahim el-Harbi'nin şöyle dediği rivayet edilir: "Misli görülmemiş ve kadınların benzerlerini doğurmaktan âciz oldukları 3 kişi gördüm. Ebu Ubeyd el-Kâsım b. Sellâm'i gördüm, ruhu olan bir dağa benzetebilirim. Bişr b. Hâris'i gördüm, tepeden tırnağa kadar akıl ile yoğrulmuş gibidir. Ahmed b. Hanbel'i gördüm sanki ALLAH onda evvelin ve âhirinin ilmini cemetmiştir. O dilediğini söyler, dilemediğini söylemez". Bu rivayeti Sübkî Tabakat'ında ve Ebu Nuâym Hilye'sinde zikretmiştir. b) Sabır ve tahammülü: Hadis tahsili esnasında çektiği sıkıntılarla hapislik hayatında çektiklerine karşı gösterdikleri sabır ve metanetini yukarda gördük. Fazlaca izaha lüzum yoktur. Ancak şu kadarını söyleyelim ki, mihnet günlerinde o halifenin huzuruna çıkarılmış ve tehdid edilerek söyletmek istedikleri şeyi ona söyletmek için huzurda iki kişinin kafasını uçurmuşlardı. Bu arada İmamın gözü Şafii hazretlerinin talebelerinden birine ilişti ve ona: "Mest üzerine mesh etmek hakkında bir şey biliyor musunuz?" diyerek o anda bile ilim öğrenmekle meşgul oluyordu. En büyük düşmanı olan Ahmed b. Ebi Duâd: "Şu adama bakınız ki, boynu vurulacakken bile fıkıh meselelerini münakaşa ediyor" (25) diyerek metanetin son haddini gösterdiğini itirafa mecbur kalır. Seleme b. Şebib şöyle dedi: "Biz Mutasım'ın hilafet zamanında A. b. Hanbel yanında oturuyorduk. Birden bire içeriye birisi girdi ve "A. b. Hanbel hanginiz? dedi. Biz sükut ettik. A. b. Hanbel "buyur Ahmed benim, ne istiyorsun?" dedi. Gelen adam "Ben kara ve denizden 400 fersahlık yoldan geldim. Bir cuma gecesi uyuyordum. Bana birisi geldi ve "A. b. Hanbel'i tanıyor musun?" dedi. Hayır dedim. O da Bağdad'a git onu sor ve görüşünce "Hızır'ın sana selâmı var, senin için şunları söyledi: Mele-i âlânın sâkinlerinin ve bütün meleklerin -ALLAH için nefsine yapılanlara sabrettiğinden dolayı- senden râzı olduğunu kendisine söyle", dedi. A. Hanbel başka bir şey istiyor musun deyince: "Hayır bunun için geldim" dedi ve çıkıp gitti (26). c) Nezaheti : A. b. Hanbel bir çok hususlarda nezahat sıfatına sahipti. Ruhen nezihti. İster az olsun ister çok, başkasının malını asla almazdı. Nefsine ve şehvetine boyun eğmezdi. İmanı yönünden de nezihti. ALLAH'tan başka kimseden korkmaz ve kimsenin hakimiyetini tanımazdı. Düşüncede nezaheti onu selefe en iyi şekilde bağlamıştır. Selefin üzerinde kaçındığı şeylerden o da kaçınır inanmadığı şeyi asla söylemezdi. Bundan dolayı aralarında ihtilaf görülen sahabe sözlerini karşılaştırmaz ve karşılaştırılmalarına da müsaade etmezdi. A. b. Hanbel'in bu nezaheti onu bazı helâl şeyleri terketmeye kadar götürmüştür. Şüpheli olan şeylerden son derece kaçınırdı. Bu mevzuda Ebu Hafs Ömer b. Sâlih şöyle demiştir: "Ahmed b. Hanbel'e gittim ve "Kalbler ne ile yumuşar?" dedim. Talebelerine baktı ve başını bir müddet yere eğdi ve "Helâl yemekle yavrucuğum" dedi. Bişr b. El-Haris'e uğradım ve "Kalbler ne ile yumuşar?" sorusunu tekrarladım. "Biliniz ki, kalbler, ancak ALLAH'ın zikri ile huzura kavuşur" dedi. Ebu Abdillah'ın yanından geldiğimi söyledim. O sana ne dedi? diye sordu. Cevabını söyleyince, "o işin esasını söylemiştir" dedi. Abdulvahhâb bin Ebi'l-Hasen'e gelerek yine aynı soruyu tekrarladım. "Biliniz ki, kalbler, ancak ALLAH'ın zikri ile huzura kavuşur" mealindeki âyeti okudu. Ebu Abdillah'ın yanından geldiğimi söyledim. Ne dediğini öğrenince: "Ebu Abdillah sana işin cevherini vermiştir" dedi ve asıl olan onun dediği gibidir, asıl olan onun dediği gibidir, diye ilâve etti" (27). Helâl rızıkla iktifa etmeyi nefsi için en şerefli mertebe sayardı. İnsanın gücünün beden gücü olmayıp nefse hâkim olmakla onu helâl rızıkla beslemek olduğunu bildirirken şöyle derdi: "Yiğitlik nefsinin arzu ettiği şeyi korktuğun için terketmendir" (28). Dünyadan eline geçen az bir şeyde bile sahavetini gösterir ve şöyle derdi: "Dünya bir lokma kadar az olsa da onu bir müslüman alıp diğer bir müslümanın ağzına koysa israf etmiş olmaz" bu söz cömertliğin son noktasıdır. d) İhlâsı Diğer imamlarda görüldüğü gibi A. b. Hanbel'de de ihlâs, ALLAH'ın ihsan ettiği en önemli vasıflardan biridir. O şöhret ve şan kazanmak için tahsil yapmamıştır. Dinde olmayan bir şeyin dine sokulmaması için son gücüne kadar çalışırdı. O şöyle konuşurdu: "Bilinmemek için Mekke'ye gidip kendini oranın mahallelerinden birine atmak istiyorum". Hatta "Adını, ALLAH'ın unutturduğu kimselere ne mutlu" sözleriyle ihlâstaki kemâlini gösteriyordu. Ebu Nuâym Yahya b. Main'den şu sözü nakleder: "A.b. Hanbel'in emsaline rastlamadım. Onunla 50 sene arkadaşlık ettim o iyiliği ile bize asla öğünmemiştir" (29). Riyadan çok kaçınırdı. Riyanın insanlar için en büyük felaket olduğunu en iyi şekilde bilenlerden biridir. e) Vekar ve Heybeti: A. b. Hanbel'in önemli vasıflarından birisi de heybetli olmasıdır. Bu sıfatıyla onun sözlerinin ve rivayetlerinin ruhlar üzerinde kat kat tesiri olurdu. Heybetinden kimse kolay kolay yanına sokulamazdı. Talebeleri onunla münakaşa etmekten çekinirlerdi. Yine muasırlarından birisi şöyle demiştir."İshak b. İbrahim'in yanına gittim. Sultanlardan falan ve filan'ın yanına da gittim. Fakat A. b. Hanbel'den daha heybetlisini görmedim. Yanına girdim bir şey söyleyecektim. Fakat heybetinden titremeye başladım" (30).
HAKKINDA SÖYLENEN SÖZLER Rebi b. Süleyman, Şafii hazretlerinin şöyle dediğini söyledi. Şafii: Ahmed b. Hanbel sekiz haslette imamdır: 1. Hadiste, 2. Fıkıhta, 3. Lugat ilminde, 4. Kur'ân ilminde, 5. Fakrda, 6. Zühdde, 7. Takvada, 8. Sünnette (31). Bir gün Şafii hazretleri A. b. Hanbel'in yanına gelerek şöyle dedi: "Ey Abdullah'ın babası bugün Irak ehli ile beraber şu mesele üzerindeyiz. Bu hususta bir hadis falan olsaydı..." meâlinde bir şey söyledi. Ahmed b. Hanbel Şafii'ye 3 hadis-i şerif verince Şafii: "ALLAH sana hayır mükâfatını versin" dedi. Ebu Ubeyd Kasım b. Sellam şöyle dedi: "İlim 4 kişide nihayet buldu: 1.Ahmed b. Hanbel, 2.Ali b. el—Medini, 3.Yahya b. Mâin ve 4.Ebu Bekir b. Ebi Şeybe. Fakat A. b. Hanbel onların en fakihi idi (31). Ebu Asım en—Nebil, zamanının hadis âlimlerini sorar ve şu cevabı alır: Bağdad'da Yahya b. Main, Ahmet b. Hanbel v.s., Basra'da Ali b. El—Medini, İbn-i Şarguni v.s. Kufe'de: İbn-i Ebi Şeybe, İbn-i Nümeyr vs. Bundan sonra: ey, ey, bunların herbirisi bize geldi ve ona gördük. Bu kavim içinde şu gençten yani A. b. Hanbel'den başkasını görmedim (31). İbn-i Hacer Tehzibü't—Tehzib'inde Hilâl b. 'Ala'nın şöyle dediğini nakleder: "ALLAH şu ümmete zamanlarında dört şahısla ihsanda bulunmuştur. Resulullâh'ın hadisiyle fıkıhta derinleşen Şafii, Mihnet gününde sebat edip halkı küfre düşmekten meneden A. b. Hanbel hadislerden yalanı defeden Yahya b. Main ve Garibu'l— el-fazları tefsir eden Ebu Ubeyd (32). Ebu Ya'la el—Musili; Ali b. el—Medini'den şöyle dediğini nakleder: "ALLAH Teâlâ bu dini sadece iki zatla aziz kılmıştır. İrtidad günü Hz. Ebu Bekir (r.a), mihnet günü Hz. İmam Ahmed b. Hanbel (r.a) ile (33). Abdullah İbn Ahmed, Kuteybe'nin şöyle dediğini işitmiştir.: Süfyan-ı Sevri olmasaydı takva ölürdü. A. b. Hanbel olmasaydı dine sonradan çok şeyler sokarlardı. Kuteybe'nin başka şahıslardan da şöyle dediği rivayet edilmiştir. Ahmed b. Hanbel ile İshak b. Râhuyeh dünyanın iki imamıdır. İbrahimu'l—Hanzeli'nin babasından şöyle dediği de rivâyet edilmiştir: "A. b. Hanbel yeryüzünde, ALLAH ile kulları arasında hüccettir" (34). İbn-i Hibban'ın Sika'sında hakkında şöyle söylediğini İbn-i Hacer Tehzib'de şöyle nakleder: "Hafız ve sağlam bir hadisçi idi. Gizli bir takvası vardı. Kırbaçlar altında inletildiği halde yine de ibadetlerini gevşetmedi. ALLAH Teâlâ onu bid'attan korumuş, kendisine uyulan bir imam, himayesine girilen bir barınak yapmıştır" (35). Takva ve İlmî Üstünlüğü: Süleyman b. Ahmed, A. b. Hanbel'in oğlu Abdullah'tan şöyle dediğini bana rivayet etti: "Babam bir gün ve gecede 300 rekât namaz kılardı. Kendisine vurulan kamçılardan sonra hastalanıp kendisine zayıflık geldiği zamanlarda 150 rekat kılıyordu. Artık seksenine yaklaşınca da Kur'ân-ı Kerim'i 7 günde bir kez okurdu (36). İbn-i Asakir Şafii'den şöyle rivayet etmiştir. Şafii hazretleri Mısır'a gittiği zaman Irak'ta kimi halef bıraktığı sorulur. O da Irak'ta A. b. Hanbel'den daha akıllı, daha takva, daha fakih ve daha zahid kimi bırakabilirim, şeklinde cevap verdi (37). Abdurrezzak: "A. b. Hanbel'den daha fakih ve daha takva sahibi olanı görmedim (38). Ebu Zür'atu'r—Razi, Ahmed b. Hanbel'İn ezberinde 700.000, diğer bir rivayette 1.000.000 hadisin olduğunu söyleyince kendisine, bunu nerden biliyorsun? denildi. Oda: Kendisiyle müzakere ettik ve babları aldım, ondan biliyorum, dedi (37). Abdulvehhab el-Verrak "A. b. Hanbel gibisini görmedi" deyince ona "gördüğün diğer kimselerden onun ilim ve faziletini tefrik edip ayıran nedir, yani sen bu hükme nasıl vardın?" denilince cevaben şöyle söyledi. "Birisi ona 60.000 mesele sordu da hepsine de "Haddesena vaya ahberena" diyerek cevap verdi (39). Ahmed b. Hanbel, fakir arkadaş ve talebelerinden olduğu gibi zengin veliahdlardan gelen hediyeleri dahi kabul etmez, büyük olsun küçük olsun bütün maddi yardımları reddederdi. Halifeden maaş almayı kabul ettikleri için Salih ve Abdullah ile alakasını kesti. Çok nefret ettiği şeylerden birisi lüks hayattı. Zübeyr Sıddıkı Patton'un şöyle söylediğini nakleder: "Onun şahsiyeti gerek hayatında ve gerekse ölümünden sonra İslâm dünyasında büyük bir kuvvet oldu ve hala da onun vaz'ettiği ilmi esaslar kadar onun şahsiyeti bakımından da kuvvetli olduğu gözükmektedir (40). Kısaca fıkhî durumu: Mütekaddiminin hadis ve din imamlarının fıkha dair bir tasnifleri yoktur. Bir kitap vazettikleri de görülmez. Ancak sünnet ve âsârı hıfzetmiş ve haberleri cemetmiş oldukları için bunlarla fetva verirler. Onlardan bu fıkıh ve fetvalar nakledilir. Bu nakiller o imamın fıkhını meydana getirmiş olur. 120 küsur kadar zât İmam Ahmed b. Hanbel'İn fıkhını tedvin etmiştir. Bunlardan meşhurları şunlardır: Oğulları Sâlih ve Abdullah, amcası oğlu Hanbel, İshak b. Mansur, Ebu Davud es—Sicistanî, Ebu İshak, İbrahim, Ebu Bekir el-Esrem, Ebu Bekir el—Mervezî, Abdulmelik el—Meymunı, Mühanna'ş-Şâmî, Ebu Zür'a, Ebu Hatim Ra-zi'ler, Ebu Zur'a ed—Dımeşkî, Ahmed b. Hasan et— Tırmizî, Müsenna b. Câmiu'l-Enbarî ve Ahmed b. Yahya el—Huluvanî'dir. Evlenmesi ve Vefatı: A. b. Hanbel kırk yaşından sonra evlenmiştir. İlk evliliği Abbâse binti Fazl iledir. Oğlu Sâlih bu hanımından olmuştur. Bunun vefatından sonra oğlu Abdullah'ın annesi lle tezevvüc etmişdir. Bir cariyeden Zeyneb, Hasan, Hüseyin, Muhammed ve Said isimlerinde 5 çocuğu daha vardır. Gerek mezhebinin gerekse hadislerinin toplanıp tedvin edilmesinde Salih ve Abdullah'ın çok büyük rolleri vardır (41). Hicret-i Nebevi'yenin 241. senesi Rebiülevvel ayında hastalanarak vefat etmiş ve Cuma günü kaldırılarak Bağdad'da şehidlik mezarlığına konulmuştur. Muhammed Zübeyr, cenazesine iştirak edenlerin sayısının 600.000 ile 2.500.000 arasında olduğunu nakletmektedir. Gerçekten vefatı bütün İslâm âleminde çok büyük üzüntüyle karşılanan bu büyük İmamın namazını İbn-i Hacer'in ifadesine göre 800.000 erkek ve 60.000 kadın kılmıştır. Bu naklini İbn-i Hacer Abdullah'a dayamaktadır. Şeyhu'l-İslâm, er-Râzi Hasan b. İsa'dan şöyle rivayet etmiştir. İsa şöyle dedi: "Ben amcam Akil'e rast geldim ve ondan şunu işittim. Rüyamda Kazvin'de ölmüş bir genci gördüm. Ona Rabbin sana ne yaptı? diye sordum, o da: affetti. Ben: Af mı etti? deyince, evet, dedi. Niçin böyle acele ediyorsun? dedim. Şöyle cevap verdi: Bütün sema ehli yedinci kat semadan dünya semasına iniyorlar. Onlar Ahmed İbn-i Hanbel'in cenaze merasimine iştirak edecekler onun için acele ediyorum, dedi. Ahmed b. Hanbel o gece vefat etmişti. Vefat ettiği zaman 77 yaşında bulunuyordu. ALLAH Ebediyyen Razı Olsun.
Dipnotlar 1) Tarih-i Bağdad, c.4, s. 415. 2) Ahmed b. Hanbel, M. Ebu Zehra, s. 12. 3) Tarih-i Bağdad, c. 4., s. 415. 4) aynı yer. 5) aynı yer. 6) Tabakatu'l—Hanabile, s. 5; Mürucu'z—Zeheb,c.2,s. 96. 7) A. b. Hanbel beyne mihneti'd—Dünya ve Mihneti'd-Din s. 96. 8) Tarihi Bağdad, c.4, s. 415 9) Hilyetü'l—Evliya, c. 9. s. 167. 10) Ebu Zehra, s. 20. 11) aynı yer 12) aynı yer s. 21. 13) El—Bidaye, c. 10, s. 329. 14) Ebu Zehra, s. 24. 15) aynı yer. 16) aynı yer s. 26. 17) aynı yer s. 33. 18) En—Nücumu'z-Zahire fi Müluki'l-Mısr ve'l-Kahire, c. 2, s. 304 -305. 19) Ebu Zehra, s. 34. 20) Hilyetü'l-Evliya, c. 9, s. 169. 21) Henry Laoust, El, A.b.H. md. s. 281. 22) Ebu Zehra, s. 65. 23) Aynı yer, 66 - 67. 24) aynı yer, s. 83. 25) Hilyetü'l— Evliya, c. 9. s. 186. 26) aynı yer, s. 188. 27) Ebu Zehra, s. 87. 28) aynı yer. 29) Hilyetü'l—Evliya, c.9. s. 181. 30) Ebu Zehra, S. 91. 31) Tabakatu'l—Hanabile, s. S. 32) Tehzibu't—Tehzib, c.l.s.74 . 33) Tarihi Bağdat, c. 4, s. 418. 34) aynı yer, 417. 35) Tehzibu't—Tehzib. c. 1, s. 74 - 75. 36) Hilyetü'l—Evliya, C. 9. s. 181. 37) en—Nucümu'z—Zahire, c. 2, s. 305. 38) Tarih-i Bağdad, C. 4, s. 419-420. Tehzibu't—Tehzib, c. 1. s. 74. 39) Tabakatu'l—Manabile, s. 6- 7 40) Hadis Edebiyatı Tarihi, s. 84. 41) Müsellesat-ı Müsned-i Ahmed, s. 14. |
|
 |
|
 |
|