fukaha
Bizden biri
|
 |
« Yanıtla #1 : Eylül 27, 2008, 04:08:48 » |
|
 |
|
 |
 |
�Müşriklerin çok şiddetli işkencelerine maruz kaldığımız bir gün Resûlullah�ın (s.a.s.) yanına vardım. Bürdesini kendisine yastık edinmiş, Ka�be�nin gölgesinde bulunuyordu. â��Ey ALLAH�ın Resûlü, (çektiğimiz eza ve cefalardan kurtulmamız için) ALLAH�a dua etmez misin?� deyince, kalktı ve doğruldu; yüzü kızarmıştı ve şöyle dedi. â��Sizden önceki milletlerde öyleleri vardı ki, onun için yerde bir kuyu kazılır, kuyunun içine atılır, testerelerle başından aşağıya ikiye bölünür, fakat yine de dinlerinden dönmezlerdi. Demir taraklarla etleri kemiklerine kadar taranırdı da, yine de bu işkenceler onları dinlerinden çeviremezdi. VALLAHi ALLAH, bu dini tamamlayacak. Endişe ve ızdırablardan o derece emin olacaksınız ki, bir atlı San�a�dan Hadramevt�e kadar ALLAH�tan başka hiç bir kimseden korkmadan gidecek. Kimsenin, koyun sürüsüne kurt saldırır diye bir korkusu olmayacak. Fakat siz acele ediyorsunuz� buyurdu.8
İşte Habbâb (r.a.), iştiyakla, Resûlâ��i Ekrem�in (s.a.s.) haber verdiği bu sabahı bekliyor, diğer taraftan da hak dinin intişarı, yeni gönüllerin fethi için geceâ��gündüz koşturuyordu. Onun hidayetine vesile olduklarından biri de, hem Müslümanların kısmen rahat nefes alabilmelerine vesile ve hem de daha sonra İslâm�ın intişarında büyük bir yeri olan Hz. Ömer�dir (r.a.). Hz. Habbâb, her tehlikeyi göze alarak yeni Müslümanlara Kur�ân okur ve öğretirdi. Hz. Ömer�in kız kardeşi Fâtıma ile eniştesi Said�e (r.a.) Kur�ân okuyup öğretirken Hz. Ömer (r.a.) yalın kılıç gelince, Habbâb (r.a.), evin bir köşesine saklanmıştı. Hz. Ömer, eniştesi ve kız kardeşiyle bir hayli uğraştıktan sonra, Kur�ân sahifesini isteyip okumaya ve ondan hoşlanmaya başlayınca Habbâb (r.a.), saklı bulunduğu yerden çıktı. �Müjde ey Ömer, dilerim ki Resûlullah�ın (s.a.s.) yaptığı dua senin hakkında gerçekleşsin. Dün gece O�nun, â��ALLAHım! İslâmiyet�i ya Ebu�lâ��Hakem Amr b. Hişam�la ya da Ömer b. Hattab�la kuvvetlendir.� diyerek dua ettiğini işittim� dedi. Hz. Ömer, â��Resûlullah şimdi nerededir?� diye sordu. Kız kardeşi, ondan bir kötülük yapmayacağı hakkında söz aldıktan sonra Habbâb, �O, şimdi Erkam�ın Safa tepesi yanındaki evindedir. Yanında da Ashab�dan bazı kimseler bulunmaktadır� cevabını verdi. Hz. Ömer, Habbâb�a, â��Kalk düş önüme. Beni Muhammed (s.a.s.)�a götür, Müslüman olacağım� dedi. Habbâb (r.a.) da onu alıp Peygamberimize götürdü.9 Evet, yalınkılıç Resûlullah�ı (s.a.s.) öldürmek için evinden çıkmış olan Hz. Ömer�e hidayete adım attıran ilk saik, okuduğu Kur�an�la Habbâb (r.a.) olmuştu.
Hicret�ten sonra Habbâb
Mekke döneminde bütün ashâb gibi gülmeyen Habbâb�ın (r.a.) hicretten sonra da, uzun süre yaşamış olmasına rağmen dünya nimetlerinden istifade etmediğini görmekteyiz. Mekke�deki işkencelerin Habbâb�ın vücudunda açtığı yaraların tesirleri, Medine�de de devam ediyordu. Kays b. Ebî Hâzim anlatıyor:
�Habbâb�a gelmiştik. Vücudundaki yaralardan dolayı yedi dağlama yapmıştı. Şöyle söyleniyordu: â��Eğer Resûlullah (s.a.s.) ölümü temenni etmekten men etmemiş olsaydı, ölümü temenni ederdim.��10
Hicrî 37 yılında vefat eden Habbâb (r.a.), Resûlullah�tan (s.a.s.) sonra uzun süre daha dünyada kaldı. İlk dostlarının büyük bir kısmı bu dünyadan ayrılmıştı. Habbâb (r.a.), erken bir devirde ötelere seyahat edenleri özlüyordu. Ayrıca dünyanın kendisine gülmesini, nimetlere mazhar olmasını endişeyle karşılıyordu. Kendisinden dinleyelim.
�Biz, ALLAH�ın rızasını tahsil gayesiyle Resûlullah Efendimizle Medine�ye hicret ettik. Mükâfatımız ALLAH�a aitti. İçimizde öyle kimseler vardır ki, dünyevî hiç bir ecir tadamadan öldü. Mus�ab b. Umeyr (r.a.), onlardan biridir. Uhud günü şehid edildiğinde, geride sadece renkli (çizgili) bir yün gömlek bırakmıştı. Biz o gömleği kefen olarak başını örttüğümüzde ayağı, ayağını örttüğümüzde başı açıkta kalıyordu. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.s.) bize, â��Gömleğiyle başını örtün, ayaklarına izhir otu koyun� buyurdu. Yine içimizde öyle kimseler de var ki, meyvesi olgunlaşmış, o da meyvesini devşirmiş, dünyada nimetlere mazhar olmuş, dünya nimetlerinden faydalanmıştır.�11
Habbâb (r.a.), âhirete ait nimetleri dünyada tüketmekten endişe ediyordu. Dünya nimetlerine gark olmanın, dünya kendilerine gülmeden gidenlerden ayrı kalmaya vesile olabileceğinin endişesiyle yaşadı. Yaha b. Ca�de anlatıyor: �Resûlullah�ın (s.a.s.) ashabından bir cemaat, hasta olan Habbâb�ı ziyarete gittiler ve, â��Müjde Ey Habbâb, Kevser Havuzu başında ALLAH Resûlü�ne (s.a.s.) kavuşacaksın� dediler. Habbâb (r.a.), evin tabanıyla tavanına işaret ederek, â��Bunlarla, bu saltanatla o dediğiniz vuslat mümkün olur mu? Çünkü Resûlullah (s.a.s.), â��sizden herhangi birinize dünyada bir yolcunun azığı kadar azık yeter� buyurmuştu� dedi. Bir başka zaman da ziyarete gelenler; â��Müjde Ey Habbâb! Yarın kardeşlerinin yanına varacaksın� dediler. Habbâb (r.a.) ağladı ve â��Korktuğum için ağlamıyorum. Siz bana öyle kimseleri hatırlatıp, onların benim kardeşlerim olduklarını söylediniz ki, onlar bütün sevaplarını eksiksiz alıp gittiler. Ben ise, İslâm�a yaptığımız hizmetlerin sevabının kardeşlerimizden sonra bizlere verilen dünyalıklar olmasından korkuyorum� dedi.�12
Bir defasında halk Mescid�de toplanmıştı. Habbâb da oraya geldi ve oturdu. Hiç konuşmadan uzun süre sükût etti. Topluluk, Habbâb�a (r.a.) �Arkadaşların, onlara bir şeyler emredesin veya hadis rivayet edesin diye toplandılar� deyince, Habbâb (r.a.), şöyle cevap verdi. �Onlara neyi emredeyim. Ya onlara yapmadığım bir şeyi emredersem...?�13
Bedir ve Uhud başta olmak üzere Resûlullah (s.a.s.) ile bütün gazvelere katılmış olan Habbâb (r.a.), daha sonra Kûfe�ye yerleşmiş, Hicri 37 yılında 73 yaşında iken Kûfe�de vefat etmiştir. Kendisinden Ebu Ümame, oğlu Abdullah, Ebu Ma�mer, Kays b. Ebi Hâzım, Mesruk ve diğerleri hadîs rivayet etmiştir. Buharî, Müslim ve diğerleri ondan 32 hadîs kaydetmişlerdir.14
Yazımızı Hz. Ali�nin (r.a.) Habbâb (r.a.) hakkındaki sözleriyle bitiriyoruz: Hz. Ali (r.a.), Sıffin�den dönüşünde Kûfe�deki kabrinin başında onu şöyle sena eder: �ALLAH, Habbâb�a rahmet etsin. Kendi arzusu ile Müslüman oldu; itaat ederek gönül rızasıyla hicret etti; bütün ömrünü cihad eden bir mücahid olarak geçirdi. İşkencelere sabretti. ALLAH, iyi amelde bulunanın ecrini zayi etmez. Onun ecrini de zayi etmeyecektir.�15
Kaynaklar:
1. Eşref Edip (hazırlayan), Asrâ��ı Saadet, İst. 1985, 2:419. 2. İbnü�lâ��Esir, Üsdü�lâ��Ğabe, 2:115. 3. A.g.e., 2:114. 4. İbn Sa�d, Tabakât, Beyrut, 1985. 3:165. 5. Buhari, Tefsir, 3, 4, 6; â��İcare�, 15; â��Büyû�, 29; Müslim, â��Münâfikûn�, 35; İbn Sa�d, Tabakât, 3:164. 6. Ebu Nuaym İsfahanî, Hılyetü�lâ��Evliyâ, 1:146, 147. 7. A.g.e., 1:144. 8. Buhârî, â��Menâkıb�, 25, â��Menâkıbu�lâ��Ensâr�, 29; İbnü�lâ��Esir, Üsdü�lâ��Ğabe, 2:115; Ebu Nuaym, Hılye, 1:144. 9. İbn Hişam, Sîre, 1:342â��350. 10. İbnü�lâ��Esir, Üsdü�lâ��Ğâbe, 2:116; İbn Hacer, elâ��İsâbe fî Temyîzi�sâ��Sahâbe, 2:101. 11. Buhârî, â��Cenâiz�, 28. 12. İbn Sa�d, Tabakât, 3:166; Ebu Nuaym, Hilye, 144,145; İbnü�lâ��Esir, Üsdü�lâ��Gâbe, 2:116 13. İbnü�lâ��Esir, Üsdü�lâ��Ğâbe, 2:116. 14. İbn Hacer, elâ��İsâbe, 2:101; Tabakat, 3:167, İbnü�lâ��Esir, Üsdü�lâ��Ğâbe, 2:116. 15. İbnü�lâ��Esir, Üsdü�lâ��Ğâbe, 2:116; Ebu Nuaym, Hilye, 1:147 |
|
 |
|
 |
|