Nereye Kadar Müzik?
Tasavvuf, İslam, Dini Resimler, Şiir, Kıssadan Hisseler, Hikayeler | ismetiyye.com
Ocak 08, 2009, 03:09:18
11 Muharrem 1430 *
....................................Selamün aleyküm, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Son Konular Üyeler Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   
  Yazdır  
Gönderen Konu: Nereye Kadar Müzik?  (Okunma Sayısı 133 defa)
 
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Hacegan
Bir gün ....
Suffa Mektebinin Mirasçısı
Teknik Görevli
*******



Aşk Olacak Aşk, Aşk'sız Olmaz..
Offline Offline
Yaş: 23
Üye No: 14
Nerden: 72/A
Mesaj Sayısı: 7.713
Nasıl Biri:
251 Mesajına Toplam
360 Kere Teşekkür Edildi
WWW
Durumum:
« : Mayıs 16, 2008, 07:59:33 »

Mehmet PAKSU

BİR EĞLENCE ve neşe türü olan müzik hakkında Peygamberimiz (a.s.m.) zamanındaki uygulamaya baktığımızda, özellikle sünnetteki şekil ve tarza dikkat ettiğimizde, onun da eğlence kategorisi içinde değerlendirildiğini görmekteyiz. Mûsikîye, aşırılığa varmadan belli ölçü ve çerçeve içinde ihtiyaç olduğu kadar yer verildiğine şahit olmaktayız.

Hz. Âişe validemiz bir kadını Ensardan bir zâtla evlendirip damadın evine götürüyordu. Resûlullah (a.s.m.), “Ey Âişe! Ensar muhabbet duygusu olan bir kavimdir. Onlara, ‘Size geldik, size geldik; ALLAH bize de, size de hayat versin’ şarkısını söyleyen birini gönderseydiniz” buyurmuştu. (İbn Mâce, Nikâh: 21; Müsned, 4: 78)

Hadislerde ifadesini bulan kafiyeli mısralar ve makamla söylenen sözler, daha ziyade, sanat müziği ve ilahi türü sözlerdir. Bu hususta Enes bin Mâlik bir hatırasını şöyle anlatır:

“Resûlullah (a.s.m.) Medine’nin bir tarafından geçti. O anda def çalıp şarkı söyleyen birkaç kızcağızla karşılaştı. Kızlar şöyle diyorlardı:

‘Biz Neccâr oğullarının kızlarıyız.

Muhammed ne iyi komşudur.’

Bunun üzerine Resûlullah (a.s.m.) onlara:

‘ALLAH biliyor ki, ben de sizleri seviyorum’ buyurdu.” (İbn Mâce, Nikâh: 21).

Yine bir sefer esnasında Peygamberimizin de hazır bulunduğu bir kafilede bir sahabinin okuduğu eseri Peygamberimizin büyük bir sevinç içinde ve dua ederek karşıladığını görmekteyiz.

Seleme b. Ekva anlatıyor: “Resûlullah’la (a.s.m.) beraber Hayber gazasına çıktık. Geceleyin yürüdük. Topluluktan birisi Âmir bin Ekva’ya, ‘Şiirlerini bize dinletsen olmaz mı?’ dedi.

Âmir şairdi ve develeri nağme söyleyerek yeden birisiydi. Devesinden indi ve o topluluğa şu şiiri makamla okudu:

‘ALLAH’ım! Şayet Sen olmasaydın biz hidayete eremezdik.

Sadaka da vermez, namaz da kılmazdık.

O halde can Sana feda, biz günah işledikçe affet.

Düşmanla karşılaşınca ayaklarımızı sabit kıl.

Üzerimize sekînetini indir.

Çünkü biz, cihada çağrıldığımız zaman ona icabet ederiz.

Düşman ise yaygara ile aleyhimize yardım topladı.’

Resûlullah (a.s.m.), ‘Develeri süren bu adam kim?’ diye sordu. ‘Âmir bin Ekva’dır’ dediler. ‘ALLAH ona rahmet etsin’ diye dua etti. Topluluktan birisi, ‘Duanız sebebiyle [şehit olmak ona] vacip oldu ey ALLAH’ın Resûlü! Bizi de bundan faydalandırsaydınız’ dedi.” (Müslim, Cihad: 123).

Mezhep imamları ve İslâm âlimleri yukarıda meallerini verdiğimiz hadislerden hareket ederek bellibaşlı şu hükümlere varmışlardır:

Mâlikî fakihlerinden Ebu Bekir İbnü’l-Arabî şöyle der: “İçinde Mâlik b. Enes’in de bulunduğu ekser ulemaya göre, mûsikî kalpleri heyecana getiren eğlencelerdendir. Ne Kur’ân’da, ne de sünnette onun haram olduğuna dair delil yoktur. Ama sahih hadiste mübah olduğuna delil vardır. Sahih hadiste Hz. Ebû Bekir, Hz. Âişe’nin yanına girer. O anda onun yanında Ensarın mersiyelerini okuyan iki cariye vardır. [Sonra hadîsin tamamını yazarak] Mûsikî haram olsaydı, zahiren Ebu Bekir hoş karşılamadığı halde Resûlullah’ın (a.s.m.) evinde olmaması gerekirdi.” (İbnü’l-Arabî, Ahkâmü’l-Kur’ân, III: 9).

İbn Cerîr şöyle der: “Onu tâate güç kazanmak için yapan itaatkâr, günaha güç kazanmak için yapan âsi olur. Yoksa o bir bahçede gezinmek ve gezinti yerinde hava almak kabilinden olur.” (İbn Hacer, Fethu’l-Bârî, 13:160).

Şâfiîlerin görüşüne göre, teganni (mûsikî), hakkında gelen haberlere göre mübahtır; çünkü bunda develeri yürütmeyi canlandırma, uyuyanı uyandırma faydası vardır. Onu dinlemek de, dinletmek de mübahtır. (Şirbinî, Mağni’l-Muhtâc, VI, 428).

Hanbelîlere göre, dinen hoş karşılanmayan birşey olmadıkça teganni mübahtır. İmam Ahmed b. Hanbel’e göre, mûsikînin mekruh olması, bizzat söz üzerine değil, kötü fiil üzerinedir. Yani teganni sebebiyle işlenecek kötü şey üzerinedir. (İbn Kudâme, el-Muğnî, 12:42-43)

Zâhirîlerden İbn Hazm, mûsikînin haram olduğunu söyleyenlerin delil getirdikleri hadîs-i şeriflerin sıhhatli olmadığını söyler. Ona göre, bir farza saygısızlık etmemek şartıyla, mûsikî mutlak surette mübahtır. (İbn Hazm, el-Muhallâ, 9:60)

İmam Gazalî, âyet ve hadislerden ve genel prensiplerden hareket ederek, mûsikînin helal olduğunu, aksini gösteren delillerden bir kısmının uydurma olup bir kısmının da ârızî bir durum arzettiğini belirtir. İnsan aklının ve duygularından her birinin kendine has bir özelliği olduğunu ve bu özelliğine göre zevk aldığını dile getirir.

Gözün zevki, güzel şeyleri görmek, kulağın zevki de, güzel şeyleri dinlemektir kanaatini belirten Gazalî, mûsikîden etkilenmemeyi ruhsal bir bozukluk ve bazılarının tabiatında bulunan bir kabalık olarak değerlendirir. Ayrıca Medine’ye hicretinde Ensar kadınlarının def çalarak ve “Talaa’l-Bedru” şiirini nağme ile söyleyerek Resûlullah’ı karşılamalarını delil getirir. (İhyâ, I, 351)

Bu konuda sayfalar dolusu izahlara yer veren İmam Gazalî mûsikî konusunda bazı hususlara da dikkat çekerken özetle şu noktaları dile getirir:

Asıl itibarıyla mûsikîyi haram kılan şey kendisi değil, sonradan ârız olan bazı sebeplerdir.

1. Şarkı söyleyen kadın olur, dinleyen de bazı kötü duygulara kapılırsa dinlemesi caiz olmaz.

2. Şarkı ve türkünün güftesi bozuk, İslâm inanç ve ahlâkına aykırı ise bunu müzikli ve müziksiz dinlemek haramdır.

3. Cinsel duygularına mahkum olan bir genç aşırı derecede müziğe düşer, vaktinin çoğunu da bu yolda geçirirse sefih biri olur. (İhyâ, 1:700)

Bediüzzaman’ın mûsikî konusuna getirdiği ölçü çok açık bir formül gibidir. Her türlü mûsikî âleti ve insan sesini kapsamaktadır.

“Şeriatça bazı savtlar helâl, bazıları da haram kılınmıştır. Evet, ulvî hüzünleri, Rabbânî aşkları îras eden sesler helâldir. Yetimâne hüzünleri, nefsânî şehevâtı tahrik eden sesler haramdır. Şeriatın tayin etmediği kısım ise, senin ruhuna, vicdanına yaptığı tesire göre hüküm alır.” (RNK, İşârâtü’l-İ’câz, 2:1185.)

Gerek insan, gerekse mûsiki âletlerinden çıkan sesler mahiyetlerine ve etki alanlarına göre değerlendirilir. Ya insanın ruhuna tesir eder, onda yüce, dinî ve hamasî duyguların canlanmasına sebep olur veya dinlediği bir mûsikî parçası nefsine ve süflî hislerine hitap ederek manevî duyguların körelmesine sebebiyet verir. Birinci sınıfa giren helal iken, insanı ümitsizliğe, karamsarlığa ve bedbinliğe iten, cinsel duygularına hitap eden mûsikî eserleri ise haram sınıfına girmektedir.

Geriye kalanlar, yani içinde dinen mahzur bulunmayan kısım ise, insanın ruh yapısına göre değişikik gösterir, vicdanına yaptığı tesir gücüne göre hüküm alır.


Logged

Bu devran böyle gitmez, her çıkışın vardır bir inişi, her zevâlin bir kemâli olduğu gibi. Bekleyin, kemâl zamanı yaklaşmıştır. Çünkü vardır kimsesizlerin bir kimsesi, her şeyden haberdardır, kimsesizler kimsesi…
Ezel_i Nur

Umudunu yitirme gönül, Hakk'ın sürprizi farklıdır. Bu sürprizler ancak, Sabredenin Hakkıdır!..
Moderatör
*



ALLAH vermek istemeseydi, istemeyi vermezdi!..
Offline Offline
Yaş: 23
Üye No: 268
Nerden: İsmi dünya olan ganimet tarlasından...
Mesaj Sayısı: 885
Nasıl Biri: Kalbin her atışı; Ölümün ayak sesidir...
32 Mesajına Toplam
32 Kere Teşekkür Edildi
Durumum:
« Yanıtla #1 : Ağustos 31, 2008, 08:51:51 »

  
Logged

...SUSMAK; HUYLARIN EFENDİSİDİR!...


Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş YapınResimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş YapınResimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş YapınResimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş YapınResimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın    Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş YapınResimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş YapınResimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
İbrahim Cem
Bağımlı üye
*



Offline Offline
Yaş: 30
Üye No: 245
Nerden: Yalova
Mesaj Sayısı: 133
Durumum:
« Yanıtla #2 : Eylül 01, 2008, 06:27:00 »

Mehmet PAKSU

Bu konuda sayfalar dolusu izahlara yer veren İmam Gazalî mûsikî konusunda bazı hususlara da dikkat çekerken özetle şu noktaları dile getirir:

Asıl itibarıyla mûsikîyi haram kılan şey kendisi değil, sonradan ârız olan bazı sebeplerdir.

1. Şarkı söyleyen kadın olur, dinleyen de bazı kötü duygulara kapılırsa dinlemesi caiz olmaz.

color]




ya arkadaşlar sanki buradan "Şarkı söyleyen kadın olur, dinleyen de bazı kötü duygulara kapılmazsa dinlemesi caiz olur" gibi bir sonuç çıkıyor? Ki kadının konuşurken bile sesine, ses tonuna dikkat etmesi gerekirken..
Logged

Geri zekalı olmaktansa geri kafalı olmayı tercih ederim.
Hatta bir de örümcek agları olsun beynimde..
bide güvercin yuvası.
tam olur vALLAHi
: ))
İbrahim Cem
Bağımlı üye
*



Offline Offline
Yaş: 30
Üye No: 245
Nerden: Yalova
Mesaj Sayısı: 133
Durumum:
« Yanıtla #3 : Eylül 01, 2008, 06:34:42 »

Çalgı ve Müzik Hakkındaki Hadis-i Şerifler


(Suyun baklayı yeşerttiği gibi, gına [şarkı vs.] kalbde nifakı yeşertir.) [1]

(Siz, çalgı ve şarkı dinlemekten sakınınız. Zira o ikisi, suyun sebzeyi bitirmesi gibi, kalbde nifakı yeşertir.) [2]

(Şarkı, oyun ve eğlence kalbde nifakı büyütür. Nasıl ki su otu büyütüyorsa. ALLAH'a kasem ederim ki, Kur'an ve zikir kalbde imanı büyütür, tıpkı suyun otu büyütmesi gibi.) [3]

(Sesini şarkı ve türküyle yükselten bir kimsenin omuzları üzerine ALLAHü teâlâ iki şeytan gönderir, o şarkıdan kendini alıncaya kadar onlar tabanlariyle onun göğsüne vururlar.) [4]

"Hakim-i Tirmizi'nin Nevadiru'l Usul adındaki kitapta rivayet ettiği hadis-i şerifte Resul-i Ekrem efendimiz, (Her kim şarkı sesine kulak verirse, onun ruhanileri dinlemesine izin verilmez) buyurdu. Oradakilerden biri tarafından, (Ya ResulALLAH, ruhaniler kimlerdir?) diye soruldu. Resulullah da, (Cennet ehlinin okuyucularıdır) buyurdu." [5]

"Resulullahın sallALLAHü aleyhi ve sellem huzuruna bir kimse gelip, ya ResulALLAH ses çok hoşuma gidiyor. Ondan çok haz alıyorum. Cennette güzel ses var mıdır? sordu. Cevabında: (ALLAHü Teâlâya yemin ederim ki, Cennette bir ağaca, dünyada bana ibadet eden, beni zikredip, çalgı ve oyun aletlerinin sesine kulak vermeyen kullarıma işittirmek için, nağmeye başla diye vahy ve işaret olunur. Bu anda o ağaç, insanların bir benzerini duymadığı güzel bir ses ile, Cenab-ı Hakkı tesbih ve takdis eder. Onlara duyurup, sürur ve neşeye müstağrak eder) buyurdu." [6]

(Bir zaman gelecek, ümmetimden bazısı, zinayı, ipek giymeyi, içki içmeyi, çalgıyı helal addedecektir.) [7] [İbni Hacer diyor ki: Bu, çalgı âletlerinin haram olduğunun açık delilidir. ez-Zevacir, c.2, s.602.]

(ALLAHü teâlâ İblis’e “Senin müezzinin çalgılardır” buyurdu.) [8]

(Ben ancak iki ahmak ve kötü sesten menolundum: 1. Şeytan mizmarı 2. Musibet anındaki feryad.) [9]

(Bu ümmetten bazı kimseler yemek, içmek, oyun ve çalgı ile ge­celerler. Fakat domuz ve maymun suretine dönmüş olarak sabaha çı­karlar. Yerin dibine batarlar ve tepelerine taş yağar. Hatta sabah olunca, “Yahu falan kabilenin ve falancanın evi yerebattı.” derler. Lût kavmine gönderildiği gibi onların evlerine ve başlarına taş yağdırır. Ad kavminin üzerine taş yağdırdığı gibi, şarap içmeleri, ipek giymeleri, oyun ve çalgıcılar edinmeleri, riba yemeleri ve akraba ile ilgilenmemeleri sebebiyle bunların kabilelerinin ve evlerinin üzerine de taşlar yağdırır.) [10]

(Ümmetim beş şeyi helâl gördüğü vakit helak olmayı haketmiştir Lânetleşme açığa çıktığı, İçki içip ipek giydikleri, şarkıcı kadınlar edindikleri, erkek erkekle kadın da kadınla yetindiği vakit­tir.) [11]

(İki ses dünya ve âhirette melundur: Nimetle çalgı ve musibette feryad.) [12]

(ALLAH'a yemin ederim ki, üm­metimden öyle insanlar gelecek, onlar nankörlük, kibir, çalgı, eğlen­ce ve oyun île haşr-u neşr olacaklardır. İşte bunlar, haramı helâl ta­nıdıkları, ırlayıcı, türkü ve şarkıcı kadınlar bulundurdukları, içki iç­tikleri ve riba yiyip ipek giydikleri için maymun ve domuz olarak sabahlayacaklardır.) [13]

(Muhakkak ALLAH beni âlemlere rahmet ve hidâyet olarak gön­dermiş ve bana nefesli çalgı âletlerini, sazları, defleri ve cahiliye dev­rinde kendilerine tapınılan putları kırmamı emretmiştir.) [14]

(Ümmetimden bazı kimseler içki içer ve ona adından başka bir ad verirler. Etraflarında çalgılar çalınır ve şarkıcılar şarkı söylerler. ALLAHü Teâlâ bunları yere batırır ve bunlardan bir kısmını domuz ve maymun yapar.) [15]

(Şarkı ve türkü söyleyen kadınlar ve çalgı âletleri çoğaldığı ve içkiler bol bol içildiği vakit bu ümmette yere batma, suret değişme ve (taş) atma (yağ­ma) olayları vuku bulur.) [16]

(Doğrusu ALLAH her günahkârı affeder, yalnız tambur, saz ve davul çalanları affetmez.) [17] [Bir sonraki hadisin yanındaki açıklamaya ve aşağıdaki nota bakınız.]

(Çalgıları dinlemek günahtır. Başında oturmak fısktır. Ondan zevk almak ise küfürdür.) (“İstima-u melâhî haram-ün vel-culûs-i fîhâ fisk-ün vet-telezzüz-ü bihâ küfrün”) [Yani küfranı nimettir. Zira uzuv­ları yaratıldığı şeylerin dışında kullanmak küfranı nimettir. Hadisteki küfür kelimesi günahın büyük oluşunu ifade etmektedir. Veya onu helal bilerek ve zevk alarak dinlediğinde kafir olacağını ifade etmektedir-İbni Abidin.] [18]

Abdullah b. Sabit, Resulullahın aleyhisselam şöyle buyurduğunu anlattı: (Gelecek zamanda yere batma, şekil değiştirme ve namuslu kadına iftira olacaktır.) Dediler ki: Ya ResulALLAH! Onlar La ilahe illALLAH şehadetini yaparlar mı? Dediler ki: (Evet, öyle. Ama onlar arasında şu dört şey yaygınlaşınca, anlatılanlar olur: 1. Şarkıcı kadınlar, 2. Çeşitli çalgı aletleri, 3. Çok içki içenler, 4. İpekli giyimler.) [19]

(Şu 15 kötü haslet işlendiği zaman ümmetim belaya maruz kalır:1- ... 13- Şarkıcı kadınlar çoğalınca 14- Çalgı aletleri yayılınca 15- ....) [20]

(Kim bir şarkıcı kadını dinlemek için oturacak olursa, Kıyamet gününde kulaklarına kurşun dökülecektir.) [21]

(ALLAHü teâlâ Kı­yamet gününde şöyle buyuracaktır: "Nerede kendilerini ve kulaklarını boş sözlerden ve şeytanın mizmarlarından [çalgılardan] uzak tutan kullarım? Onları misk bahçelerine yerleştirin ve kendilerine Benim rızamı onların üzerine yağdırdığımı haber verin." Sonra da meleklere şöyle der: "Onlara Bana hamdi, şükrü ve se­nayı işittiriniz. Kendilerine, kendileri için herhangi bir korku bulunmadığı­nı ve onların üzülmeyeceklerini haber veriniz.") [22]

(Her kim öldüğünde yanında şarkıcı bir cariye bulunuyor ise, onun cenaze namazını kılmayınız.) [23]

(ALLAHü teâlânın gazabına sebep olan şeyler: Acıkmadan yemek, uykusu yokken uyumak, tuhaf bir şey olmadan gülmek, musibette feryat etmek, nimete kavuşunca mizmar [çalgı çalmak].) [24]

(Kıyamet alametlerindendir; çocuğun öfkeli, yağmurun hararetli olması, şerlerin taşması, yalancının tasdiki, doğrunun yalanlanması, haine güvenilmesi, emine ihanet edilmesi, münafıkların kabileye efendi olması, çarşıya münafıkların hakim oluşu, mihrapların süslenmesi, kalblerin harap edilmesi, erkeğin erkeklerle, kadınların kadınlarla yetinmesi, dünyanın mamur kısmının harab, harap kısmının mamur olması, şüphenin ve faizin aşikar olması, çalgının ve eğlence aletlerinin alenileşmesi, içkinin içilmesi, zaptiyenin, gammazların ve gıybetçilerin çoğalması.) [25]

(Şarkıcı cariyeleri satmayınız, satın almayınız. Onlara (bu işi) öğretmeyiniz. Böylelerinin ticaretinde de hayır yoktur, onların karşılığında alınacak olan para da haramdır. Lokman suresi 6. âyeti benzeri hususlar için nazil olmuştur.) [26]

(İlk nevhâ ve tegannî eden şeytândır) [27]

(Mizmarları kırmak ve hınzırları öldürmek için gönderildim) [Çalgıları ve domuz eti yemeyi yasaklamak için emrolundum.] [28]

Not: Hadis-i şeriflerin çoğunu, alimlerin açıklamalarını eklemeden naklettim. Hadis-i şerifleri tam ve doğru anlamak için elbette alimlerin açıklamaları ile beraber okumak lazımdır. Ancak, fıkıh kitaplarının çalgı ve müzikle alakalı yazıları "Müzik Hakkında Alimlerin Sözleri" başlıklı yazıda bulunabilir. Bizler için fıkıh kitaplarındaki yazılar seneddir. Yani, bir işin haram, mekruh, mübah, vs. olduğu fıkıh kitaplarından öğrenilir. Bu hadis-i şerif meallerini burada derlememin gayesi, "müzik ve çalgı konusunda nass yoktur" diyenlerin sözlerinin yanlış olduğunu ortaya koymaktır.

Mehazlar:

[1] İmam-ı Birgivi, Tarikat-i Muhammediyye, Demir Kitabevi, İstanbul, 1996, s.336-338 (Ebu Davud ve Beyheki'nin İbni Mesud'dan (radıyALLAHü anh) yaptığı rivayet); Seyyid Abdülkadir-i Geylani, Gunye'tüt Talibin, Berekat Yayınevi, İstanbul, 1986, s.228; A. Z. Gümüşhanevi, Ramuz el-Ehadis, Gonca yayınevi, c.1, sahife 225, hadis no: 12 (Ravi: Hz. İbni Mes'ud radıyALLAHü anh).
[2] Ramuz el-Ehadis, c.1, sahife 174, hadis no: 5 (Ravi: Hz. Abdullah ibni Mes'ud radıyALLAHü anh).
[3] Ramuz el-Ehadis, c.1, sahife 225, hadis no: 13 (Ravi: Hz. Enes radıyALLAHü anh).
[4] İmam-ı Birgivi, Tarikat-i Muhammediyye, s.336-338 (İbni Ebi Dünya ve Taberani'nin Ebu Ümame'den radıyALLAHü anh yaptıkları rivayet); İmam-ı Kurtubi, el-Camiu li-Ahkami'l Kur'an, Buruç Yayınları, 13/515-519: Lokman suresi, 6. ayet tefsiri.
[5] İmam-ı Şarani, Muhtasaru Tezkireti-l Kurtubi, Bedir Yayınevi, 1980, s. 355; İmam-ı Kurtubi, Lokman suresi, 6. ayet tefsiri.
[6] Seyyid Abdülkadir-i Geylani, Gunye'tüt Talibin, Berekat Yayınevi, İstanbul, 1986, s.228; Ramuz el-Ehadis, c.1, s. 171, hadis no: 5.
[7] Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercümesi ve Şerhi, 12. cilt, 1892 nolu hadis-i şerif.
[8] İbni Hacer-i Mekki, ez-Zevacir, Kayıhan Yay., c.1, s.212; İmam-ı Gazali, İhya, Bedir Yay., c.3, s.77; Ramuz el-Ehadis, c.2, s.332, hadis no: 4.
[9] İmam-ı Zehebi, Kitabül-Kebair, Bedir Yay., s. 164.
[10] İbni Hacer-i Mekki, ez-Zevacir, Kayıhan Yay., c.1, s.426 (İmam-ı Ahmed ve İmam-ı Beyhaki'den naklen); Tergib ve Terhib, c.5, s.9.
[11] ez-Zevacir, c.1, s.427 (İmam-ı Beyhaki'den naklen); Ramuz el-Ehadis, c.1, s.29, hadis no: 9.
[12] ez-Zevacir, c.1, s.445 (Bezzar'ın rivayetinden naklen); Ramuz el-Ehadis, c.2, s.308, hadis no: 13.
[13] ez-Zevacir, c.1, s.671 (Ahmed ibni el-İmam Ahmed'in "Zevaid"inden naklen); Ramuz el-Ehadis, c.2, s.459, hadis no: 2.
[14] ez-Zevacir, c.2, s.456 (İmam-ı Ahmed'den naklen); Tergib ve Terhib, c.5, s.25; Ramuz el-Ehadis, c.1, s.245, hadis no: 8.
[15] ez-Zevacir, c.2, s.457 (İbni Mace ve İbni Hibban'dan naklen); Mişkatü'l-Mesabih, 2/467: bkz. Muhtasaru Tezkireti-l Kurtubi, s. 468; Tergib ve Terhib, c.5, s.28; Ramuz el-Ehadis, c.2, s.367, hadis no: 6.
[16] ez-Zevacir, c.2, s.458 (İmam-ı Tirmizi'den naklen, hadis 2212); Tergib ve Terhib, c.5, s.28.
[17] ez-Zevacir, c.2, s.600.
[18] İbni Abidin, Reddü'l-Muhtar Ale'd-Dürrü'l-Muhtar, Şamil Yayınevi, c.15, s.343; Hadisin ilk kısmı (İstima-u melâhî haram-ün) için bkz. Mevkufat Mülteka Tercümesi, Sağlam Yayınevi, İst.; c.4, s.117.
[19] Ebu'l-Leys Semerkandi, Tenbihü'l-Gafilin Bostanü'l-Arifin, Bedir Yay., s.684.
[20] Muhtasaru Tezkireti-l Kurtubi, s. 467 (bkz. Tirmizi, hadisler 2210, 2211); Tergib ve Terhib, c.5, s.10.
[21] İmam-ı Kurtubi, el-Camiu li-Ahkami'l Kur'an, Buruç Yayınları, 13/515-519: Lokman suresi, 6. ayet tefsiri.
[22] İmam-ı Kurtubi, Lokman suresi, 6. ayet tefsiri; Ramuz el-Ehadis, c.1, s.59, hadis no: 11.
[23] İmam-ı Kurtubi, Lokman suresi, 6. ayet tefsiri.
[24] Ramuz el-Ehadis, c.2, s.339, hadis no:3.
[25] Ramuz el-Ehadis, c.2, s.448, hadis no:8.
[26] İmam-ı Kurtubi, Lokman suresi, 6. ayet tefsiri (bkz. Tirmizi, hadisler 1282, 3195; İbni Mace, hadis no:2168).
[27] Zebidi, İthafu's-Sade, VII, 671-672 (bkz. Dr. Dilaver Selvi'nin Avârifü’l-Mearif tercümesi, Semerkand Yayınevi, 2005; s.240, dipnot: 4).
[28] Ahmed Şemseddîn ibni Kemâl, Kırk Hadis, 39 nolu hadis-i şerif.

 Linklerin - Mail adreslerinin - Ftp adreslerinin görülmesine izin verilmiyor
Linkleri- Mail adreslerini - Ftp adreslerini görebilmek için Üye Olun veya Giriş Yapın
Hazırlayan Murat Yazıcı
Logged

Geri zekalı olmaktansa geri kafalı olmayı tercih ederim.
Hatta bir de örümcek agları olsun beynimde..
bide güvercin yuvası.
tam olur vALLAHi
: ))
yusufnavle
Yeni Üye
*
Avatar Yok

Offline Offline
Üye No: 1149
Nerden:
Mesaj Sayısı: 49
Durumum:
« Yanıtla #4 : Eylül 02, 2008, 12:33:30 »

ne yani hicbiriniz müzik dinlemiyormusunuz?bu zamanda biraz zor türk tasavvuf müzigi ilahiler, ezgiler arada türküde dinlemiyorum dersem yalan olur...
Logged
izdirap

Edep Ya Hu!
Yeni Üye
*



Offline Offline
Üye No: 1395
Nerden:
Mesaj Sayısı: 92
WWW
Durumum:
« Yanıtla #5 : Eylül 02, 2008, 08:40:15 »

Selamun Aleykum

Musikî hususunda umumî ölçümüz şu ifadeler olmalıdır:

“Şeriatça bazı savtlar (dinî bakımdan bazı sesler) helâl, bazılar ıharam kılınmıştır. Evet, ulvî hüzünleri, RAbbanî aşkları iras eden (hatırlatan) sesler helâldir. Yetimane hüzünleri, nefsanî şehevâtı tahrik eden sesler haramdır. Şeriatın tayin etmediği kısım ise senin ruhuna, vicdanına yaptığı tesire göre hüküm alır.”1

Musikîde iki ses kullanılır: insan sesi ve âlet sesi. Bir eser icra edilirken ya tek başına insan sesi veya müzik âletleri kullanılır; çok kere de her ikisinden birden istifade edilir. Her üç halde de insanın hoşuna giden, onun zevk duyduğu ve tesirinde kaldığı ölçülü, belli bir makamda ses çıkarılır. Bu sesler mahiyetine, mevzuuna ve tesirine göre değerlendirilir. Ya insanın ruhuna tesir eder, onda ulvî, dinî, hamâsî hislerin canlanmasına sebep olur; ya da dinlediği bir musikî parçası, nefsine ve süflî hislere hitap ederek yüce hislerin körelmesine sebebiyet verir. Yukarıdaki ifadelerde de açıkça görüldüğü gibi, meşru olan, dinlenilmesinde bir mahzur bulunmayan ses, insana ulvî hüzünleri, yani dünyanın fâniliğini, ölümün her an gelebileceğini, insanın bir gün gelip toprak olacağını, ALLAH korkusunu hatırlatmalı veya ilâhî aşkı, ALLAH sevgisini, dünya üzerinde Cenab-ı Hakkın güzel sanat eserlerindeki yüce isimlerinin ve sıfatlarının tecellîlerini hatıra getirmeli. Bu hisleri tahrik eden her türlü sesi dinlemek helâl ve caizdir. Fakat yetimane hüzünleri; insana ümitsizlik veren, sevdiği kimselerden ve nimetlerden ayrılmanın ıztırabını hatırlatan, insanı bedbinliğe, karamsarlığa iten; insanın şehevanî hislerine hitap eden, dinlediği zaman nefsin hoşuna giden sesler ise haramdır, dinlemek caiz değildir.

Bu iki sınıfa girmeyen birtakım sesler de vardır ki, insandan insana değişir. Meselâ aynı musikî parçasını dinleyen iki kişiden birisi nefsânî bir his duyarken, diğeri ondan daha ulvî bir mânâ çıkarmaktadır. Meselâ “İncecikten bir kar yağar, tozar elif elif diye/Deli gönül abdal olmuş, gezer elif elif diye” parçasını bir musikî eşliğinde dinleyen iki kişiden birisi “elif”ten ALLAH’ı hatırlayıp, ilâhî aşkı düşünürken, öbürü zahirî mânâsına bakarak “elif”ten bir kadını hatırlar, mecâzî bir aşk düşünür.

Bir başka misâl: Yunus’un, “Aşkın aldı benden beni/ Bana Seni gerek Seni/Ben yanarım dünü gün/Bana Seni gerek Seni/Aşkın şarâbından içem/Mecnûn olup dağa düşem/Sensin dünü gün endîşem/Bana Seni gerek Seni” şiiri bugün hem ilâhî olarak, hem de türkü olarak söylenmektedir. Şimdi biri burada geçen “aşk”tan ilâhî aşkı düşünürken, diğeri zâhirî mânâsına bakarak mecâzî bir aşkı hatırlar.

İmam Gazalî Hazretleri ise musikîyi, haram, mekruh ve mubah olhmak üzere üç ana başlık altında inceleyerek şöyle der:

Dünya arzusu ve şehvet hisleri ile dolup taşan kimseler için yalnızca bu duyguları tahrik eden sesler haramdır.

Vakitlerinin çoğunu buna veren, meşguliyeti âdet haline getiren kimse için mekruhtur.

ALLAH sevgisi ile dolup taşan, duyduğu güzel ses kendisinde yalnızca güzel sıfatları tahrik eden kimse için müstehaptır.

İmam Gazalî daha sonra, musikîyi haram kılan şeyin kendisi değil, sonradan ârız olan bazı sebepler olduğunu ifade eder, bunu da şöyle tasnif eder:
Şarkı söyleyen kadın olur, dinleyen de kadın sesinin şehvetini tahrik edeceğinden korkarsa dinlemek haramdır. Burada haram hükmü müzikten değil, kadının sesinden gelmektedir.

Şarkı ve türkünün güftesi bozuk, İslâm inancına ve ahlâkına aykırı ise, bunu müzikli veya müziksiz söylemek ve dinlemek haramdır.
Gençliği icabı şehevî duyguların mahkûmu olan bir kimse aşırı derecede müziğe düşer, vaktinin çoğunu bu yolda geçirirse sefih olur.

1. İşaratü’l-İ’câz, s. 78; Sözler, s. 382, 687-688.
2. İhyâ, 2: 279-81.
Mehmed Paksu Helal – Haram
Selam ve dua ile...
Logged

Cehalet insanı çirkinleştirir

Suskunluğum asaletimdendir

Her lafa verilecek cevabım vardır

Lakin lafa bakarım laf mı diye

Adama bakarım adam mı diye...
Sayfa: [1]   
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Site Map | Arşiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | Rss
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
| Sitemap
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Sitemap
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 126, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150