BİR MiSYONERiN Türkiye ANILARI...
Tasavvuf, İslam, Dini Resimler, Şiir, Kıssadan Hisseler, Hikayeler | ismetiyye.com
Ocak 08, 2009, 03:14:14
11 Muharrem 1430 *
....................................Selamün aleyküm, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Son Konular Üyeler Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   
  Yazdır  
Gönderen Konu: BİR MiSYONERiN Türkiye ANILARI...  (Okunma Sayısı 47 defa)
 
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Nuşirevan
Demirbaş
*



Offline Offline
Üye No: 32
Nerden: İstanbul
Mesaj Sayısı: 289
5 Mesajına Toplam
13 Kere Teşekkür Edildi
Durumum:
« : Ağustos 15, 2008, 05:06:57 »

BİR MiSYONERiN Türkiye ANILARI...
>>8 Temmuz
>>İşte Türkiye'deyim; bölge sorumlusu Tommy arkadaşla
>>havaalanından kalacağımız eve giderken hayli uyarıcı bilgiler
>>aldım;
>>"Hemen başlama, biraz sağını solunu tanımalısın; Türkler acayip bir
>>millettir"
>>filan diye bir şeyler söyledi, ama aldırış etmedim.
>>Bir dakika bile zayi edilmemeli; görev kutsal, görev ağır.
>>
>>9 Temmuz
>>Tommy'nin yanıldığı açık; bugün ilk tebliğimi yaptım bile.
>>Adam parkta öylece oturuyordu.
>>Söylediğim her şeyi gülümseyip başıyla tasdik ederek saatlerce
>>dinlerken
>>ruhumun göklere değdiğini hissetmiştim. Bizi seyreden simitçi,
>>sonradan
>>o adamın sağır olduğunu söyleyince biraz moralim bozuldu
>>ama olur öyle şeyler.
>>
>>11 Temmuz
>>Üçüncü gün; Tommy hâlâ "erken henüz" diye ısrar ediyor.
>>Mânâsız bir ısrar bu; kurtulması gereken o kadar çok ruh var ki
>>burada.
>>Çorap almaya inmiştim semt pazarına. Nasıl oldu anlamadım
>>ama eve dönerken artık benim altılı çelik tencere takımım vardı.
>>Önemli değil, tencere gerekli bir araç nasıl olsa.
>>Tencereci arkadaşa müjdeyi tebliğ ettim.
>>"Ayıpsın abi, Hazreti İsâ' ya can fedâ." dedi, ben ağladım.
>>Söz verdi, pazar toplantılarına gelecek; hatta bana bir adres bile
>>verdi.
>>O adrese gidersem bir sürü insanı misyona katabilirmişim.
>>
>>21 Temmuz
>>Tommy hâlâ "gitme, bak karışmam" diyor; işte bu aşırı
>>ihtiyatkârlık yüzünden buralarda İsa'nın mesajı yeterince
>>bilinmiyor zaten.
>>
>>Gittim; şehrin kenarında kalabalık bir mahallede bir apartmanın
>>altıncı
>>katına çıktım. İçeride bir hayli erkek vardı; beni içeri aldılar,
>>mobilyasız bir salona geçtik. Çay getirdiler; hatır sordular. Tam
>>lâfa
>>başlarken
>>biri parmağıyla "sus" işareti yaptı. İçeriden yaşlıca bir adam
>>çıkıp salona
>>
>>gelince herkes gibi ben de ayağa kalktım. Sonra adam konuşmaya, bir
>>nevi
>>vaaz vermeye başladı.
>>Şöyle bir dinledim; eh fena şeyler değil. Toplantıdan sonra herkes
>>birbirine sarıldı, yeniden çay ikram edildi. Burayı sevdim, yarın
>>da
>>geleceğim.
>>
>>2 Ağustos
>>Yine aynı şeyler oldu; bir ara fırsat bulup salondaki arkadaşları
>>misyona kazandırayım dedim. Tam "İsa" demiştim ki, ihtiyar vaiz
>>"İsa dedin de aklıma geldi." deyip çok tatlı bir bahis açtı.
>>Öyle güzel anlatıyor ki başladım ağlamaya. Zor teselli ettiler;
>>sonra
>>ortaya sofra geldi. Yemek yedik. Kuşbaşılı pilav nefisti; hele
>>cacık!
>>
>>12 Ağustos
>>Tommy beni tesbihle oynarken yakaladı. "Nereden buldun"
>>diye sıkıştırıyor. "Dükkanın birinden aldım." dedim. Tesbih bana
>>iyi
>>geliyor, meditasyon yerine geçiyor. Bir tane de Tommy'e mi alsam?
>>
>>6 Eylül
>>Bugün hep birlikte camiye gittik. "Bakayım" dedim burada neler
>>yapıyorlar, nasıl ibadet ediyorlar. Mecit diye bir temiz yüzlü
>>arkadaşım var cemaatten. Bana abdest almayı öğretti caminin
>>avlusunda.
>>Tuvaletleri pek temiz değil ama abdest çok güzel bir olay.
>>Fırsatını
>>kolluyorum; bunların hepsini Protestan etmezsem bana da Mahmut
>>demesinler!
>>
>>16 Eylül
>>"Nereden çıktı bu Mahmut?!" diye çıldırdı Tommy. "Kod adım."
>>dedim. Anlamadı. Anlamaz tabii. Ben ne yaptığımı biliyorum.
>>Şimdilik sesimi çıkarmıyor, toplantılara muntazaman devam
>>ediyorum;
>>ezan okununca "Hadi camiye gidelim, Mahmut." diyorlar, gidiyorum.
>>"Neler okuyorsunuz fısır fısır?" diye sordum. Öğrettiler. Fatiha
>>çok
>>güzel bir sûre. Tommy'e de öğretmeliyim.
>>
>>1 Ekim
>>Tommy beni evden atmaya kalkıştı dün. "Seni kandırıyorlar,
>>Müslüman yapacaklar enayi." diye çıkıştı. İtiraz ettim,
>>"Ben bunların içyüzünü öğrenmeye çalışıyorum Pastör Tommy."
>>dedim.
>>"Sırlarını öğrendiğim an, bunları sürü halinde önüme katıp
>>Sarayburnu' ndan denize sokup cümlesini birden çatır çatır
>>vaftiz etmezsem bana da Mahmut demesinler." dedim.
>>"Çık dışarı aptal." diye kovdu beni. Misyondan gelen
>>aylığımı da kesti. Vermezse vermesin, cemaatteki arkadaşlar
>>aralarında para toplayıp verdiler. Geceyi ucuz bir otelde geçirdim.
>>Bugün Mecit'in evine taşınıyorum.
>>Az kaldı, az.. Dayan, oğlum Mahmut!
>>
>>6 Kasım
>>Mecit benim için istihareye yatmış; "Yeşil gördüm, Mahmut." dedi,
>>"Nurlar içindeydin, hidâyet nasip oldu sana, ne mutlu." dedi.
>>Tabii, aldırış etmiyorum, fakat hoşuma gitmedi de değil.
>>
>>9 Kasım
>>Bugünlerde cemaate İngilizce dersleri vermeye başladım;
>>sabah namazını topluca edâ ettikten sonra kuşluk vaktine
>>kadar ders veriyorum.
>>Kuşlukla öğle arasında tefsir dersleri yapıyoruz.
>>Beni artık iyice kendilerinden zannediyorlar.
>>
>>21 Kasım
>>Yeni damat olduğum için dört günden beri günlük yazamadım.
>>Mecit'in teyzesinin kızı Sabiha ile nikahlandık dün.
>>Nikâhımızı Saadettin Hoca kıydı sağ olsun.
>>Sünnet dediğin ise sinek ısırığı gibi bir şey zaten, çabucak
>>geçti.
>>Bu sabah yolda Tommy ile karşılaştık. "Kiliseye yazdım,
>>seni defterden sildiler." dedi. Güldüm, hâlâ o bayatlamış
>>misyoner kafası işte. Benim din değiştirdiğimi sanıyor, gerzek.
>>Halbuki ben...
>>
>>28 Kasım
>>Ne kadar üzgünüm. Mecit, "Nasip değilmiş, seneye gidersin" diyor.
>>Hac kayıtları kapanmışmış. İstesem ecnebi pasaportumla Mısır
>>üzerindenvize alır giderim, ama ben olayı içeriden, herkesle
>>bütün mü'minlerle birlikte yaşamak istiyorum oysaki.
>>
>>19 Aralık
>>Sabiha ile teheccütten sonra Yaşar Hoca mevzusu geçti aramızda.
>>Yav, bu Yaşar Nuri Hoca iyi adam hoş adam, fakat ne bileyim çok
>>modern bir duruşu var gibi sanki;
>>hani, "İslâm'ı en iyi ben bilirim." şeklinde bir dayılanma.
>>Öğleden sonra yayıncımla sözlü anlaşma yaptık; ilk eserim
>>iki ay sonra çıkıyor:
>> "İslâm'ın selefî boyutlarına dinamik bakışlar".
>>Yayıncım, "Fiyatı iki lira yaparsak üç yüz bin satarız." diyor.
>>"HAMD OLSUN"
>>
Logged



İslama çağ dışı diyenlerin,çağ dışı kalacağı çağı,sen aşacaksın! İmam-ı Şafii (r.a)
   


Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Sayfa: [1]   
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Site Map | Arşiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | Rss
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
| Sitemap
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Sitemap
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 126, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150