Hacegan
|
 |
« : Ekim 23, 2008, 11:54:47 » |
|
 |
|
 |
 |
ANAYASAK Mahkemesi
Anayasa Mahkemesi’nin başörtüsünün üniversitelerde serbest bırakılmasını öngören Anayasa değişikliğinin iptaline yönelik gerekçeli kararı, kamuoyunun her kesiminden büyük tepki çekti. İnsan onurunun ve hakkının hayali korkularla gasp edilebileceğini savunan karar, tarihe ibret belgesi olarak geçecek. Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararına AKP de tepki gösterdi. Bekir Bozdağ, bu kararla Meclis’in yasama yetkisine ve millet iradesine yeni kırmızı çizgiler getirildiğini söyledi. Ancak Bozdağ’ın bu açıklaması kamuoyunu tatmin etmedi. Yasak mağdurları, AKP’nin Türk siyasi tarihine ‘başörtüsünü yasaklatan parti’ olarak geçmenin getirdiği suçluluk duygusundan kurtulmaya çalıştığını söylediler. MHP Grup Başkanvekili Şandır, Anayasa Mahkemesi’nin başörtüsü ile ilgili gerekçeli kararının millet vicdanında rahatsızlığa yol açtığını belirterek, “Herkes Anayasa’dan kaynaklanan yetkisini millet adına kullanmaktadır. Milleti huzursuz edecek, milletin vicdanında tartışılacak bir yetki kullanımı anayasal sınırları aşan yetki kullanımıdır” dedi.
Şahin: Bu karar çok tartışılacak Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Anayasa Mahkemesi’nin anayasa değişikliklerinin iptal gerekçesinin bundan sonra çokça tartışılacağını söyledi. Bu karar Türk siyasetinin gündemine, Türk anayasa hukuk çevrelerine yeni bir konuyu, belki yeni bir soruyu getirmiştir. Bu bundan sonra çokça tartışılacak bir konudur” dedi. Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Anayasa Mahkemesi'nin anayasa değişikliklerinin iptal gerekçesinin bundan sonra çokça tartışılacağını söyledi. Şahin, Meclis'te basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını cevapladı. Şahin, Anayasa Mahkamesi'nin anayasa değişiklerini anayasanın başka maddelerine aykırı bularak iptal etmesinin yeni bir konu olduğunu belirterek, "Bir sorun mudur? Birtakım hukukçular bunun sorun olacağını değerlendiriyorlar. Ben adalet bakanı olarak yüksek mahkememizle bir polemik içine girmek istemem. Kararı okuduktan sonra bir vatandaş olarak değerlendirmemi kuşkusuz ki yaparım. Ama bu karar Türk siyasetinin gündemine, Türk anayasa hukuk çevrelerine yeni bir konuyu, belki yeni bir soruyu getirmiştir. Bu bundan sonra çokça tartışılacak bir konudur" dedi.
Anayasa Mahkemesi, CHP ve DSP milletvekillerinin, başörtüsünün üniversitelerde serbest bırakılmasına ilişkin anayasa değişikliğinin "iptali veya yok hükmünde kabul edilmesi ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle açtığı davada, "9 Şubat 2008 günlü 5735 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın bazı maddelerinde değişiklik yapılmasına dair Kanun'un 1'inci ve 2'inci maddelerini, Anayasa'nın 2, 4. ve 148. maddelerini gözeterek" iptal etmiş ve yürürlüğü durdurmuştu. Resmi Gazete'de yayımlanan gerekçeli kararda, "İçerik yönünden" yapılan incelemede, Anayasa'nın 2'nci maddesinde belirtilen laik Cumhuriyet ilkesinin, "egemenliğin ulusa ait olduğu, ulusal irade dışında herhangi bir dogmanın siyasal düzene yön vermesine olanak bulunmadığı, hukuksal kuralların dinsel buyruklar yerine demokratik ulusal talepler esas alınarak aklın ve bilimin öncülüğünde kabul edildiği, çoğunluk ya da azınlık dinine, felsefi inançlara veya dünya görüşlerine mensup olup olmadıklarına bakılmaksızın, din ve vicdan özgürlüğünün ayrımsız ve önkoşulsuz olarak herkese tanındığı ve Anayasa'da öngörülenin ötesinde herhangi bir sınırlamaya tabi tutulmadığı, dinin veya din duygularının kötüye kullanılmasının ve sömürülmesinin yasaklandığı, devletin tüm işlem ve eylemlerinde dinler ve inançlar karşısında eşit ve tarafsız davrandığı bir cumhuriyeti" öngördüğü belirtildi. Kararda şu ifadelere yer verildi: "Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları gözetildiğinde, Anayasa'nın 10. ve 42. maddelerinde yapılan düzenlemenin, yöntem bakımından dini siyasete alet etmesi, içerik yönünden de başkalarının haklarını ihlale ve kamu düzeninin bozulmasına yol açması nedeniyle laiklik ilkesine açıkça aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen Cumhuriyetin temel niteliklerini dolaylı bir biçimde değiştiren ve işlevsizleştiren bu düzenleme Anayasa'nın 4. maddesinde ifade edilen değiştirme ve değişiklik teklif etme yasağına aykırı olduğundan, Anayasa'nın 148. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen teklif koşulunun yerine getirilmiş olduğu kabul edilemez."
Gerekçe hukuki dayanaktan yoksun Anayasa Mahkemesi'nin, Anayasa değişikliğinin iptaline ilişkin gerekçeli kararı hukukçuları tatmin etmedi. Hukukçular, gerekçenin hem içerik, hem de şekil bakımından hukukun temel ilkeleriyle çeliştiğine dikkat çekerken, kararla Anayasa'nın birçok hükmünün de ihlal edildiğini vurguladılar.
Anayasa Profesörü Özbudun: Karar adil olmamıştır Anayasa Mahkemesi'nin açıkladığı gerekçeli karar, beni hiçbir şekilde tatmin etmedi. Ne şekil bakımından ne de içerik bakımından hukukun temel ilkeleriyle bağdaşan bir tarafı yok. Zaten daha önce verilen iptal kararından sonra bunun bu şekilde bir gerekçesinin hazırlanacağı belliydi. Bu açıdan açıkçası kararın gerekçesi benim için sürpriz olmadı. Çünkü minareyi çalan kılıfını da hazırlar. Bu değerlendirmeyi adil bulmuyorum. Tamamen varsayımlar üzerine kurulmuş bir gerekçe var karşımızda. Varsayımlar ve önyargılar üzerine kurulu bu gerekçeden yola çıkarsak her şey imkân dâhilinde değerlendirilebilir. Hukukun içi hiç bu kadar boşaltılmamıştı. Adil bir karar olmadığı gibi gerekçesi de adil olmamıştır.
Selçuk Üniversitesi Anayasa Hukukçusu Yavuz Atar: Yetki gaspı var Anayasa Mehkemesi'nin verdiği karar hukuki hatalarla doludur. Anayasa Mahkemesi ancak yasaları şekil bakımından denetleyebilir. Bu yalarımızda açıkla belirtilmiştir. Burada bir yetki gaspı var. Laikliği bir yaşam biçimi olarak yorumluyor. Bu son derece sorunlu ve hiçbir hukuki dayanağı olmayan bir yorumdur. Anayasa Mahkemesi eşitliği güvence altına almış oluyor. Varsayımlarla öğrencilerin bu hakkı ellerinden alınmış oluyor. Eşitlik ilkesi çiğnenmiş oldu bir kez daha. Yasama organın yetki alanına müdahale var. Anayasa Mahkemesi her şeyin üstünde görülüyor. Bu kararla, anayasanın laiklik ilkesi dahil bir çok hükmü ihlal edilmiş oldu. Ayrıca içerik yönünden başkalarının haklarını ihlale ve kamu düzeninin bozulmasına yol açması nedeniyle laiklik ilkesine açıkça aykırı olduğu kısmı da sorunludur. Çünkü yasalarımızda başkasının hakkını ihlal eden ya da kamu düzenini, barışını bozanlara karşı ceza yasalarımızda hükümler var.
Hak gasbına göz yumuldu Çoğunluğun görüşüne katılmayan Anayasa Mahkemesi üyesi Sacit Adalı, karşı oy gerekçesinde, Anayasa Mahkemesi heyetinin çoğunluğunun, şekil yönünden değil esasa girerek karar verdiğini, bunun da yetkisi dışında olduğunu belirtti.
Artık değişiklik yapılamaz Adalı, “Bundan sonra her türlü gerekçenin gayet rahatlıkla içine girebileceği derecede geniş anlamları olan demokrasi, laiklik, sosyallik kavramları uyarınca ve bunlarda Anayasa Mahkemesi’nce her zaman farklı yorumlamaya gidilebileceği ihtimaliyle artık hiçbir Anayasa değişikliği yapılamayacak, teklif edilemeyecek, akla dahi getirilmeyecektir. Bu suretle, bırakalım Anayasa’yı yeniden yapmayı, en küçük değişiklikte dahi karşısında değiştirilemez üç madde bulunacaktır.” Anayasa Mahkemesi, başörtüsü gerekçesiyle yapıldığı iddia edilen Anayasa değişikliğini içeren maddelerin iptaline ilişkin gerekçeli kararını açıkladı. Davanın reddilmesini isteyen ve karşı oy kullanan Anayasa Mahkemesi üyesi Sacit Adalı, "Eşitliğin ve eğitim özgürlüğünün vurgulanmasından öte gitmeyen 10. ve 42. maddelerdeki değişikliğin 4. madde kapsamında olduğunu ileri sürmek fevkalade zorlama bir yorum olmaktadır" dedi. Hukuk devletinde çoğunluğun azınlığa, azınlığın çoğunluğa karşı dayatmasının, zorlamasının, keyfi davranışının olamayacağına işaret eden Adalı gerekçesinde, ''İyi niyet ve karşılıklı etkileşimlerle sistemin kendi akışına bırakılmasında, bundan böyle büyük faydalar vardır” derken, Anayasa'nın yeniden hazırlanmasının da yalnızca ve sadece asli kurucu iktidarın işi olacağını, tali kurucu iktidardan artık hiç bahsedilmeyeceğini ifade etti.
Soyut ve hayali tehlike Hukuk devletinde çoğunluğun azınlığa, azınlığın çoğunluğa karşı dayatmasının, zorlamasının, keyfi davranışının olamayacağına işaret eden Adalı gerekçesinde, şöyle dedi: “Bir türlü gelmeyen, ne zaman geleceği belli de olmayan ama devamlı tekrarlayarak, üsteleyerek, taze tutularak hemen geleceği varsayılan soyut ve hayali, bir tehlike uğruna somut bir eğitim hakkının gaspına göz yumulmaktadır. Hukuk devletinde işlemler, vehimler, tahminler veya kehanetler üzerine değil Anayasa ve yasalara uygun somut gerçeklikler üzerine bina edilir.”
Karşı oy gerekçesini yazan Haşim Kılıç:
“Üniversiteler kışla değildir” Davanın reddedilmesini isteyen ve karşı oy kullanan Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, üniversitelerin kışla olmadığını belirterek, “Anayasa’da öngörülen akademik, bilimsel, düşüncel, kolektif ve diğer entelektüel özgürlükler manzumesine ters düşmektedir. Üniversiteler kışla değildir. Ders disiplini, reşit öğrencilerin uniform bir davranış, düşünüş ve inanç modeline sokulmasının gerekçesi olamaz” dedi. Kılıç karşı gerekçesinde şöyle dedi: “Çoğunluk görüşünün temelini oluşturan husus iptal edilen düzenlemenin lafzı olmayıp, gerekçesinde yer alan ‘başörtüsü’ ifadesi olduğu gözden kaçmamaktadır. Hiçbir bağlayıcılığı olmayan yasa gerekçesinde yer alan bir kavramın, Anayasa’nın temel tercihlerini ihlale neden olacak kadar ölçüsüz bir korkuya ve endişeye neden olması, hukuk bilimiyle açıklanabilir olmaktan uzaktır. Anayasa Mahkemesi, üniversitelerde başörtüsü düzenlemesine ilişkin Anayasa değişikliğini içeren maddelerin iptaline ilişkin gerekçeli kararını açıkladı. Davanın reddilmesini isteyen ve karşı oy kullanan Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, üniversitelerin kışla olmadığını belirterek, "Anayasa'da öngörülen akademik, bilimsel, düşüncel, kolektif ve diğer entelektüel özgürlükler manzumesine ters düşmektedir. Üniversiteler kışla değildir. Ders disiplini, reşit öğrencilerin uniform bir davranış, düşünüş ve inanç modeline sokulmasının gerekçesi olamaz" dedi. Çoğunluğun görüşüne katılmayan Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç karşı oy gerekçesinde, esas yönünden yaptığı incelemede, dava konusu düzenlemeyle Anayasa'ya eklenen, bireylerin her türlü kamu hizmetinden eşit bir biçimde yararlanmasının, eşitlik ilkesinin evrensel anlayış biçiminin bir somutlaşması niteliğinde olduğunu kaydetti. Kılıç, ''Zaten bu ibarenin eklenmesinden önce de devletin bireyleri her türlü kamu hizmetlerinden yararlandırılmamasının eşitliğe uygun olduğunu ileri sürmek olanaksızdı'' dedi.
İstanbul Barosu Başkan Adayı Şâdi Çarsancaklı:
Baro ideolojik bir taraf olamaz Hukukun üstünlüğü Platformu’nun İstanbul Barosu Başkan Adayı olan Av. Şâdi Çarsancaklı İstanbul Sultanahmet’te bir basın toplantısı düzenledi. Birçok basın mensubunun katıldığı toplantıda ekibiyle beraber kameraların karşısına geçen Çarsancaklı, İstanbul Barosu’nun siyasallaştığını ifade ederek mevcut baro anlayışının acilen değişmesi gerektiğini söyledi. İstanbul Barosu’nun avukatların sorunlarından çok bir ideolojinin aracı haline getirildiğini öne süren Çarsancaklı şöyle konuştu, “Günümüzde hukuka olan güven her geçen gün biraz daha azalıyor. Bundan en büyük hisseyi de dünyanın üçüncü büyük barosu olan İstanbul Barosu almaktadır. Çünkü baro bütün işini bırakmış yöneticilerin kısır ideolojik kavgalarının aleti olmaktadır.” Avukatların çok ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu ifade eden Çarsancaklı bunun avukatlık mesleğini toplum nezdinde küçük düşürdüğünü söyledi. Özellikle CMK avukatlarının çok zor durumlarda işlerini yapmaya çalıştıklarını belirterek hakları olan ücretleri dahi alamadıklarını söyledi. Göreve geldiğinde genç avukatlardan üç yıl boyunca aidat alınmayacağını ifade eden Çarsancaklı, astronomik düzeyde olan aidatın da 100 YTL’ye düşürüleceğini söyledi.
“Milletin vicdanını kanatacak” MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, Anayasa Mahkemesi'nin başörtüsü ile ilgili gerekçeli kararının millet vicdanında rahatsızlığa yol açtığını belirterek, "Herkes Anayasa'dan kaynaklanan yetkisini millet adına kullanmaktadır. Milleti huzursuz edecek, milletin vicdanında tartışılacak bir yetki kullanımı anayasal sınırları aşan yetki kullanımıdır" dedi. Akşamdan bu yana televizyonları izlediklerini anlatan Şandır, başı açık ve kapalı iki kız çocuğunun üniversite kampüsüne kadar geldiğini, başı kapalı olanın orada başını açarak dersine girdiğini anlattı. Bu kız çocuğunun psikolojisini kamuoyunun takdirine bıraktığını belirten Şandır. Dışlanmış olmaya bir genç insan ruhunun isyan edeceğini ifade eden Şandır, bu insanları başörtüsü üzerinden kimlikleştirerek ayrıştırmanın, bu ayrışmayı Anayasa kararlarıyla derinleştirmenin topluma fayda getirmeyeceğini söyledi.
Anayasa Mahkemesi’nin açıkladığı gerekçeli karara tepkiler sürüyor
Milletin iradesi vesayet altında AKP Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, Anayasa Mahkemesi'nin gerekçeli kararıyla Meclis'in yasama yetkisine ve millet iradesine yeni kırmızı çizgiler getirdiğini belirterek, "Anayasa Mahkemesi Meclis'in iradesine ortak olmuştur, TBMM'nin tali kurucu iktidar yetkisi bağımsızlığını yitirmiş, Anayasa Mahkemesi'nin onayına tabi hale gelmiştir" dedi. Anayasa Mahkemesi'nin görev ve yetkilerinin sınırlandırılması için bir çalışma yapmayı düşünmediklerinin altını çizen Bozdağ, sivil Anayasa çalışmasının da ancak 'uzlaşma' ile gündeme taşınabileceğini söyleyerek, "Bundan sonra Meclis'in kolay kolay Anayasa değişikliği yapma imkanı bulunmuyor" diye konuştu.
CHP gerekçeli karardan memnun CHP Grup Başkanvekili Hakkı Süha Okay, Anayasa Mahkemesi'nin gerekçeli kararıyla ilgili olarak, her dediklerinin teyit edildiğini, bundan da mutluluk duyduklarını söyledi. TBMM'de bir basın toplantısı düzenleyen Hakkı Suha Okay, gazetecilerin sorusu üzerine Anayasa Mahkemesi'nin Anayasa değişikliğinin iptaline ilişkin gerekçeli kararını değerlendirdi. Okay, üniversitelerde türban serbestisi öngören Anayasa değişikliği Meclis'e geldiğinde, bu konuda teklif verilemeyeceğini, konunun Anayasa Komisyonu ve Genel Kurul'da görüşülemeyeceğini söylediklerini hatırlattı. O dönemde CHP'nin bu konudaki görüşlerine itibar edilmediğini ve sonuçta Anayasa'nın 10 ve 42'nci maddelerinde değişiklik yapıldığını ifade eden Hakkı Suha Okay, "CHP sözcüleri o günlerde ne söylediyse her biri bugün Anayasa Mahkemesi'nin gerekçesinde. Anayasa Mahkemesi'nin kararında her dediğimizin teyit edilmesinin mutluluğunu yaşıyoruz. Ancak maç kazanma sevinci içinde değiliz" dedi. (iha-cihan)
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
Bu devran böyle gitmez, her çıkışın vardır bir inişi, her zevâlin bir kemâli olduğu gibi. Bekleyin, kemâl zamanı yaklaşmıştır. Çünkü vardır kimsesizlerin bir kimsesi, her şeyden haberdardır, kimsesizler kimsesi…
|
|
|