Hacegan
|
 |
« : Ağustos 27, 2008, 05:09:14 » |
|
 |
|
 |
 |
Yırtık ve yamalı bir seccade… Gözlerim dalıp gidiyor mahrem dalgalara ve eziliyorum. Etrafımda bir koşuşturmaca bir telâşe… Beni kurtarmaya gelmişler, teşekkür ediyorum ve nazikçe reddediyorum.
Beynimin orta yerini yararak geçmiş bir kablo. Derin bir iz bırakmış olsa gerek, aynada dahi düzeltemiyorum. Uğraştırtacak baya beni lanet olası… Kan… Banyodaki çamaşır leğeni bir çırpıda getirip, beynimin yarılan yerine çaput basarak, kanları leğene süzüyorum. Baya kanamış, neyse salla diyorum ve işime devam ediyorum...
Amaçsızlığın zirvesine taht kurdum yine, elimde Recep abimizin bana güvenerekten verdiği iki dal sigara... Birisini yakmayı düşünüyorum ve yakıyorum. İçime dahi çekiyorum. İşte o ses... Kuru otların bir arada yanışı gibi, sigaramdan çıkan ses, çıtırtı... Şimdilik kalabalık ortamlarda iken bu sesi pek duyamıyorum, ama ileriki zamanlarda yüzümün beyazlığını kapatan siyahlıklar terimle beraber gittiğinde yani, artık kalabalıklar arasında da o sesi duyacağım ve cevap vereceğim.
Yağan yağmuru dudaklarımda yumuşatıp, yavaşça içiyorum. Rüzgârla anlaşamıyoruz ve rest çekiyorum yine. İçimden; üzgünüm “Mikail” diyorum. Bir tanrını olduğunu hâlâ biliyor ve tatbik ediyorum ama... Üzerime doğru gelen poyrazı tek bir hamlede durdurup, alt etmek istiyorum. Ama nafile, yine yere düşüyorum ve canım acıyor…
Yarım yamalak açılmış ellerimi, tam olarak açamıyorum hiçbir zaman, bunu yapmaya yüzümde yok hani, yüzsüzüm aslında da, ne bileyim ya, bu konular biraz farklı sanırım. Başımı da göğü yararcasına kaldırıp bakışlarımı bir noktada donuklaştırdıktan sonra dua da edemiyorum, yine başım önde ve eğik… Yine… Ne yapayım abiciğim!
Ne anlattım? Niçin anlattım? Ya da bi şeyler anlattım mı?
Boşver... Nerde kalmıştık;
Yamalı bir seccade, Yarım yamalak açılmış bir el, Bakışları önde mutatlaşmış bir baş ve göz,
Tüm bunlara rağmen, net ve doludizgin çıkan bir ses; ALLAHUEKBER Hâlâ yaşadığıma dair emareler sanırım…
|
|
 |
|
 |
|