Tasavvuf, İslam, Dini Resimler, Şiir, Kıssadan Hisseler, Hikayeler | ismetiyye.com
Aralık 02, 2008, 02:07:22
4 Zil-Hicce 1429 *
....................................Selamün aleyküm, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Son Konular Üyeler Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   
  Yazdır  
Gönderen Konu: Çiçeğin peşinde  (Okunma Sayısı 38 defa)
 
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
fukaha
Bizden biri
*



Offline Offline
Yaş: 26
Üye No: 329
Nerden: istanbul
Mesaj Sayısı: 1.225
4 Mesajına Toplam
5 Kere Teşekkür Edildi
Durumum:
« : Ağustos 24, 2008, 03:47:44 »

        Çiçeğin peşinde
   
     Kocam bir mühendisti. Onunla sâkin tabiatını sevdiğim için
     evlenmiştim. Bu sâkin adamın göğsüne başımı koymak içimi nasıl da
     ısıtırdı…

     Gel gör ki iki yıl nişanlılık ve beş yıl evlilikten sonra bu sâkinlik
     beni yormaya başlamıştı. Eşimin -bir zamanlar çok sevdiğim- bu
     özelliği artık beni huzursuz ediyordu.

     İş ilişkiye gelince oldukça içli, hattâ aşırı hassas bir kadınım.
     Romantik anlara, küçük bir çocuğun şekere düşkünlüğü gibi can
     atıyorum. Oysa kocamın sakinliği, başka bir deyişle vurdum duymazlığı,
     evliliğimize romantizm katmaması beni aşktan almış, uzaklaştırmıştı.
 

    Sonunda kararımı ona da açıkladım: boşanmak istiyordum.
     Şaşkınlıktan gözleri açılarak 'niye?' diye sordu.
     'Gerçekten belli bir sebebi yok' dedim, 'sadece yoruldum.'
     Bütün gece ağzını bıçak açmadı. Düşünüyordu. Bu hâli ise hayal
     kırıklığımı daha da artırmaktan başka bir işe yaramıyordu: işte,
     sıkıntısını dışarı vurmaktan bile aciz bir adamla evliydim. Ondan ne
     bekleyebilirdim ki!

 

     Sonunda sordu: 'seni caydırmak için ne yapabilirim?'
    Demek ki söyledikleri doğruydu: insanların mizacı asla
     değiştirilemiyordu. Son inanç kırıntılarım da kaybolmuştu.
     'İşte mesele tam da bu' dedim. 'Sorunun cevabını kendin bulup kalbimi
     ikna edebilirsen kararımdan vazgeçebilirim.'
     'Diyelim dağın tepesinde bir uçurum kenarında bir çiçek var. O çiçeği
     benim için koparmak, düşüp vücudunun bütün kemiklerinin kırılmasına,
     hattâ ölümüne mâl'olacak. Bunu benim için yapar mısın?'
     Yüzümü dikkatle inceledi ve 'Sana bunun cevabını yarın vereceğim' dedi.
     Bu cevapla son ümidim de yok olmuştu.
     
     
    Ertesi sabah uyandığımda evde yoktu. Boş bir süt şişesini mutfak masasının üzerine koymuş, altına da bir not bırakmıştı.
     'Sevgilim' diye başlıyordu,
     'O çiçeği senin için koparmazdım' Kalbim yine kırılmıştı. Okumaya devam ettim.

     'Çünkü her zaman yaptığın gibi bilgisayarın altını üstüne getirip
     çökerttikten sonra monitörün önünde ağladığında, onu tekrar
     düzeltebilmem için ellerime ihtiyacım var.'
     
    'Anahtarları her zaman evde unuttuğunu bildiğimden, senden önce eve
     varabilmem üzere koşmam gerektiğinden bacaklarıma ihtiyacım var.'
     
    'Arabayı kullanmayı çok sevdiğin halde şehirde hep yolu
     kaybettiğinden, yolu gösterebilmem için gözlerime ihtiyacım var.'
      '<Sâdık arkadaşın>ın her ayki ziyaretinde sebep olduğu, karnındaki
     krampları rahatlatabilmem için avuçlarıma ihtiyacım var.'

     'Evde oturmayı sevdiğinden, içe kapanıklığını dağıtmak, can sıkıntını
     hafifletmek üzere sana şakalar yapabilmem, hikâyeler anlatabilmem için
     ağzıma ihtiyacım var.'
     
    'Sabahtan akşama kadar bilgisayara bakmaktan gözlerinin bozulması
     kaçınılmaz olduğundan, yaşlandığımızda tırnaklarını kesebilmem,
     saçlarında -görülmesini istemediğin- beyaz telleri ayıklayabilme merdivenlerden aşağı inerken elini tutabilmem, çiçeklerin renginin -
     gençliğinde senin yüzünün rengi gibi olduğunu söyleyebilmem için
     gözlerime ihtiyacım var.'
     
    'Ama seni benden daha fazla seven biri varsa, evet o uçuruma gidip, o
     çiçeği senin için koparırım bir tanem.'
     
     
    Baktım, mektuptaki yazının mürekkepleri yer yer dağılıyordu.
     Göz yaşlarım mektuba düşüyordu.
     'Mektubu okuduysan ve kalbin ikna olduysa lüften kapıyı aç canım. Çok
     sevdiğin susamlı ekmek ve taze sütle kapıda bekliyorum.' Koşarak kapıyı açtım. Endişeli bir yüzle ve ellerinde sıkıca tuttuğu
     susamlı ekmek ve sütle kapının önündeydi.
     Artık çok iyi biliyordum: beni ondan daha çok kimse sevemezdi. O
     çiçeği uçurumun kenarında bırakmaya karar verdim.

 

     Bu gerçek aşktı.
     
    İlk yıllardaki heyecanlar içinde görmeye alıştığımız aşkın, seneler
     sonra o heyecanlar kaybolup gittiğinde, huzur ve durgunluk içinde de
     hep var olmaya devam ettiğini göremeyebiliyoruz.

 

     Oysa aşk hep vardır. Belki artık heyecansız, belki artık romantik
     değil... Belki sıkıcı, tekdüze, hatta belki yüzsüz... Ama hep oralarda
     bir yerdedir.

     Çiçekler ve romantik dakikalar ilişkinin başlaması için elbette
     gereklidir. Bir zaman sonra bunlar gitse de gerçek aşkın sütunu ebedi
     kalır.

 

     Hayat tam da böyle bir şeydir.
Logged

"Her arzu ettiğini yiyenlerin, ibadetlerinin tadını duyması mümkün değildir." (Süleyman Darani)
ravza-i mutahhara
Demirbaş
*



Offline Offline
Yaş: 24
Üye No: 1210
Nerden: karabük
Mesaj Sayısı: 389
2 Mesajına Toplam
2 Kere Teşekkür Edildi
Durumum:
« Yanıtla #1 : Ağustos 24, 2008, 10:50:15 »

 
Logged
Sayfa: [1]   
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Site Map | Arşiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | Rss
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
| Sitemap
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Sitemap
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 126, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142