ottom@n
Bağımlı üye
|
 |
« : Mayıs 05, 2008, 02:55:28 » |
|
 |
|
 |
 |
Hak erenlerinden birine imanından dolayı işkence ediyorlarmış. Erenin ağzından gık çıkmıyormuş. Yahu nasıl dayanıyorsun, hiç bağırmıyorsun?” demişler, “Sevgilim bana bakıyor” demiş. O, bizi hoş görse, bütün gözler de hor görse vız gelirler. Yar yolunda yaralansak yaralarımızdan gül bitirileceğine inanırız.
Şairin:
“Hoştur bana Sen’den gelen,
Ya gonca gül, yahut diken.”
Nârın da hoş Nûrun da hoş” dediği gibi deriz.
RABBİMiz Bakara suresinin 154’üncü ayetinde ALLAH yolunda iken ölenlerin ölümsüzlüğü tadacağı bildirilir.
Yar yüzünü görmek için malından ve canından geçmeye hazır olanların sevdiğine kavuştuğu gibi RABBİMizin rızasını kazanmak için mal ve canlarımız araya perde olmamalı.
En sevdiğimiz mal da, can da, çocuklar da sevdiğimiz her şey RABBİMiz tarafından yaratıldı. Biz sevdiklerimizin bir hücresini dahi yaratacak güçte değiliz. Bize düşen görev bu dünya hayatında çalışmak. Kazanmak için çalışmak. Vermek ALLAH’a mahsustur.
Çok çalıştığı halde kazanamayanlar olduğu gibi, az çalıştığı halde çok kazananları görüyoruz. Biz çok çalışmalarımızın sevabını alırız. Arkasından da nasibimizi alırız.
Türkiye’nin en zenginlerinin her türlü imkanı olduğu halde hiçbirinin çocuğu, fakir bir ailenin çocuğu olan Halil Mutlu gibi güçlü olup halterde dünya şampiyonu olamıyor.
Halbuki zenginlerimiz dünyanın her tarafından her çeşit gıda maddesini getirtip yedirebilecek güçteler. Gıdaların yetmediği yerde suni ilaçların en pahalısıyla takviye edebilecek güçteler ama olmuyor. RABBİMiz vermeyince olmuyor.
Biz her halde hamd edenlerden olacağız. Bol verdiğinde “Bu mal benim imtihan sorumdur. Hakkını vermeliyim. Zekatını, sadakasını vermeliyim. Haram karıştırmamalıyım. Şükrümü yerine getirmeliyim” demeli.
Depremler, seller, dolular, donlar, fırtınalar, kuraklıklar gibi sebeplerle az verdiğinde, siyasilerin iş bilmezlikleri sebebiyle krizlere tutulduğumuzda biz yine “Bu benim imtihan sorumdur. Bu imtihan salonu olan dünyadan başarıyla çıkmam için çalışmalıyım. RABBİMe olan hamdimi devam ettirmeliyim. RABBİMizin yarattığı bu dünya nimetlerini birkaç kişinin tekeline verenlerden hesap sormalıyım ki imtihanımı başarıyla tamamlamalıyım” demeli.
İnsanın hem canını, hem de tenini rahatsız eden bela ve musibetler geldiğinde insanın canı tenine sığmaz olur. Canı çıkacakmış gibi sıkıntı verir. Patlamaya hazır balon gibi gerilir. İşte o anda Rabbini hatırlaması, O’ndan gelip O’na gittiğinin farkına varması, çıplak geldiği bu dünyadan yalnız kefenle gideceğini düşünmesi gerilimi azaltacaktır. (Bu konuda “Şifa tefsiri” 1/304’den itibaren okuyunuz.)
Gerilimlerden, sıkıntılardan kurtulmak için çalışırken sabır ve namazla da RABBİMizden yardım istemeye devam edeceğiz. Sevgili peygamberimiz, ezan okutacağında “Haydi Bilal, bizi rahatlat” dermiş. Şiddetli fırtınalardan kurtulmak için gemilerin limana sığınması gibi biz de RABBİMize sığınacağız.
Sıkıntıların, streslerin verdiği gerilimi yumuşatmak için Kur’an okuyalım. RABBİMiz:
Rablerinden korkanların derileri ondan (âyetlerden) ürperir. Sonra onların derileri ve kalpleri ALLAH’ın zikrinde yumuşar. İşte bu ALLAH’ın hidayetidir. (Zümer 23) buyuruyor. Çünkü Kur’an bize hiç hesap etmediğimiz çıkış yolları gösterecek ve kazanın altından rızayı göstererek güldürecektir. Mahmud Toptaş |
|
 |
|
 |
|