Mevlüt Özcan
Günümüzde
stresin artmasının sebeplerinden biri de hızlı yaşam temposudur. Hızlı yaşam
ortamına kendini bırakanlar mânevi değerlerini unutuyorlar/ihmal ediyorlar.
Teknolojinin de hızlı bir şekilde gelişmesi insanları boş/mânâsız, neticesi hiç
de hoş olmayan şeylere iteliyor.
Özellikle yaz
mevsiminde insanların dinlenmek gayesiyle gittikleri “tatil” yerlerinde daha
fazla yorulmalarının sebebi tatil esprisinin icaplara göre yapılmayışındandır.
Bir anlamda boş şeylerle vakit geçirmek faydayı hasıl etmeye mânialar
koymasındandır.
Müslümanlar
bilmeliler ki, dinimiz bizlere, hayatımızı anlamlaştıracak işler yapmamızı
emrediyor. İşte bu emirlerden biri de şu cümlelerle beyan edilmiştir:
“Bir işten
yorulduktan sonra başka işe koyularak dinlenmektir...” Bu tavsiyenin yerine
getirilmesi hâlinde insan hem dinlenir hem de kişisel gelişimini kemâle erdirir.
Mânevi
değerlerini ihmal edenler hayatlarını stresten ve diğer akla gelen musibetlerden
asla kurtaramazlar. Bugün insanların tatminsizliğinde de bu vardır. İbadetle
tatmin olmayanları hiç birşeyin tatmin etmesi mümkün değildir. Çünkü ibâdetlerin
motive özelliği vardır. Ne gibi? diyenlere bir iki örnek vermek yerinde
olur. Bu aynı zamanda stresten uzak bir hayatı anlamayı ve anlatmayı da
kolaylaştıracaktır. Esas şifa kaynağını/dertlere deva olacak tavsiyelerden
haberdar olmayı da sağlayacaktır.
İbadetlerin
motive özelliklerine şöyle bir bakalım: Meseleye İslâm’ın beş temel şartından
başlayalım. İnsan:
Kelime-i
şehâdetle
inanmayı ve karar
vermeyi öğrenir.
Namaz kılarak
saygılı olmayı, acziyetini, kulluk vazifesini ifa etmenin hazzını, vazife
şuurunu, haramdan uzak olmanın rahatlığını öğrenir.
Oruç tutarak
sabretmeyi, nefsin istek ve arzularına dur demeyi, mâruz kaldıklarına katlanmayı
öğrenir.
Hacc görevini
ifa etmekle
istişare ile
iş yapmayı, dostluğu, cemaatleşmeyi, birlikte hareket etmeyi, beraber olmayı
öğrenir.
Zekât vermekle
sevgiyi, acımayı, merhameti, dayanışmayı ve insanların sıkıntılarını gidermenin
mutluluğunu öğrenir.
Cum’a namazı
ve gününü idrak ile
bayram
sevincini, sevinci anonimleştirmeyi öğrenir.
İtikâfa
girerek
kendisini
gözden geçirmeyi muhasebe yapmayı hesaplı davranmayı öğrenir.
Cihaddan geri
kalmayarak / ihmal etmeyerek
azmi,
çalışmayı, tembellikten uzak durmayı, başarılı olmayı öğrenir.
Abdest alarak,
gusül yaparak
temizlik
alışkanlığı kazanmayı bu hizmeti / kazancı devam ettirmeyi öğrenir.
Teyemmüm
ederek
kolaylıkları
kullanabilmeyi ve bu kolaylıkların hikmetini öğrenir.
Bilim adamları
araştırmışlar. Neticelerine bugün için bakıyoruz. Deniyor ki:
Namaz
kılanların aura enerjileri çok parlıyor ve kortizon değerleri artıyor.
Abdest alırken
kollar yıkanırken kolların damarları açılıyor. Yüz yıkanırken
çevreden önceden alınan olumsuz enerji suyla temizleniyor. Güney yönü enerji
menbaıdır; bu cihete (kıbleye) dönüp elimizi kaldırıp “döndüm kıbleye”
dediğimizde bir anda şalter açılıyor. El namaz için bağlandığında
etraftaki bütün canlılar bu enerji kalkanından bedeninize girmeye başlıyor.
Besmele çekildiğinde vücut kapısı açılıyor. Açılan kapıdan bütün müsbet
enerjiler bedeninize geliyor, bedende bir ısınma oluyor. Namazda secde ederken
secde âzâları bir vakitte 35 defa yere vuruluyor. Bununla topraktaki müsbetler
alınıyor, bedendeki menfilikler topraklanıyor. Bunun için ibâdet edenlerde
fiziki ve ruhi mutluluk vardır.
Tıp dünyası,
stresle ilgili hergün yeni ilâçlar üretiyor. Lâkin hiçbir fayda hâsıl olmuyor.
Sebep; asıl şifa kaynağı olan Kur’an ve Efendimiz (S.A.V)’in tavsiyelerinden
mahrumiyettir. Bu da Müslümanlara hiç yakışmıyor...
|