Tasavvuf, İslam, Dini Resimler, Şiir, Kıssadan Hisseler, Hikayeler | ismetiyye.com
Kasım 20, 2008, 08:21:36 ÖS
22 Zil-kade 1429 *
....................................Selamün aleyküm, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Üyeler Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: 1 [2] 3 4 5   
  Yazdır  
Gönderen Konu: Osmanlı Bambaşka!  (Okunma Sayısı 922 defa)
 
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Caddy
Ziyaretçi
Durumum:
« Yanıtla #10 : Ağustos 01, 2007, 06:42:54 ÖS »


Bir gün Kanuni Sultan Süleyman Topkapı Sarayı bahçesinde gezerken karıncaların meyve ağaçalarının yapraklarına büyük ölçüde zarar verdiklerini görür. Öyle ki ağaçlar adeta yapraksız kalmışlardır. Konuyu hocası Ebu Suud Efendiye sormak üzere odasına koşar, ancak hocası yoktur. Bir süre bekler ama hocası gelmez. Bunun üzerine hocasının yazı sehpasında bulunan boş bir kağıda not yazarak sorusunu bırakır:

"Meyve ağacını kırınca karınca;
Günah var mı karıncayı kırınca?"

Bir süre sonra hocasının odasına tekrar gelir ama hocası yine yoktur, sehpa üzerindeki kağıtta kendi yazdığı sorunun altında hocasının yazdığı cevabı görür:

"Yarın Hakk'ın divanına varınca;
Süleyman'dan öcün alır karınca"
Logged
Google - Yahoo
Admin Çırağı
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 13.959


View Profile
Re: Osmanlı Bambaşka!
« Posted on: Kasım 20, 2008, 08:21:36 ÖS »

 


      uyari
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Osmanlı Bambaşka! oyunları, Osmanlı Bambaşka! programı, Osmanlı Bambaşka! oyunu indir, Osmanlı Bambaşka! program yükle, Osmanlı Bambaşka! download, Osmanlı Bambaşka! hikayeleri, Osmanlı Bambaşka! resimleri, Osmanlı Bambaşka! haber, Osmanlı Bambaşka! yükle, Osmanlı Bambaşka! videosu, Osmanlı Bambaşka! msn eklentisi

ismetiyye, islamiforum, Allah, peygamberefendimiz, mehdiresul, cennet, cehennem, sıratköprüsü, dini, müzik, herşey, ilahiveezgi, sevgivehoşgörü, hz.muhammed, peygamberlerinhayatları, sünnetiseniye, mehdi a.s., duatalepleri, tebrikmesajları, Islam, Kuran, sunnet, nefs, ruh, teslim, evliya, islamivideo, zativesubutisıfatlar, osmanlı, yaşayıştarzı, osmanlıdasistem, kuran-ıkerimmeali, kuranıkerim, islam, Allah, Muhammed, ihya, ahya, gazali, gazzali, imam, ihyaiulumiddin, Mekke, Mekka, Medine, cami, kuran, hizmet, quran, kerim, medrese, müderris, dua, dersiam, ibadet, siyer, nebi, ilmihal, muhtasar, namaz, abdest, taharet, kuran, kuran ı kerim, kuran meali, kuran öğreniyorum , kuran mucizeleri , kuran kerim , kuran mp3 , kuran dinle , kuran tefsiri , kuran okuma , kuran da , kuran ziyafeti , kuran ve kuran , kuran , kursu , arapça kuran , kuran ayetleri , türkçe kuran , kuran öğrenme , kuran sureleri , kuran öğrenmek, İlahi, ilahiler, ilahi yükle, bedava ilahi, türkçe ilahi, yusuf islam, ezgi ezgiler, şiir mp3, Abdulbaki Kömür - Abdulkadir Şehitoğlu - Abdullah Akbulak - Abdullah Takdim - Abdurrahman Önül - Adem Karaca - Adem Feyzi - Ali Oktay - Alper - Ayhan Özel - Aykut Kuşkaya - Bayram Büyükoruç - Celaleddin Ada - Cengiz Çelikel - Dursun Ali Erzincanlı - Emrullah Coşkun - Erkan Mutlu - Ersen Dadaşlar - Ertuğrul Erkişi - Eşref Ziya - Fatih Koca - Grup Genç - Grup Gülistan - Grup İpekyolu - Grup Kardelen - Grup Kıvılcım - GrupTAN - Hafız Murat - Hakan Aykut - Hasan Dursun - Hasan Kılıçatan - Hasan Sağındık - Hüseyin Çelik - Hüseyin Goncagül - - İlk Cemre - İsmail Erbay - Marmaradan Ezgiler - Mehmet Emin Ay - Mehmet Emin Ay & Mustafa Demirci - Mehmet Gökçe - Mehmet Kemiksiz - Mesut Çakmak - Mesut Kurtis - Mesut Şimşek - Mikail - Minik Dualar Grubu - Mustafa Cihat - Mustafa Demirci - Mustafa Dursun - Mustafa Gümüş - Mustafa Özcan Güneşdoğdu - Muzaffer Gürler - Muzaffer Yalçın - Münib Engin Noyan - Native Deen - Necip Fazıl Kısakürek - Orhan Çakmak - Ömer Karaoğlu - Özhan Eren - Ramazan Sarı - Reşit Muhtar ilahi - Sami Savni Özer ezgi - Sami Yusuf - Sedat Uçan - Sedat Uçan & Abdurrahman Önül - Selçuk Küpçük - Senai Demirci - Seyfullah Kartal - Sinan Çetin - Süleyman Şahintürk - Taha - Taner Yüncüoğlu - Umut Mürare - Yasin Konevi - Yeni Çağ - Yolcular - Yusuf Can - Yusuf İslam - Yusuf Meral ilahileri, resimleri, türkü, islami bilgiler, namaz, oruç, din, müslümanlık, nedir nedir? hakkında, islam hakkında, dinimiz, çocuk, kadın, evlilik, islamda evlilik, islami yaşam, müslümanlar, hac, zekat, sadaka, mübah, farz, farzlar, islam, ilahi indir, vacip, kurban, ramazan, ilahim , sanatçılar, hakkında, kimddir, biyografi, hayatı, eserleri , resimleri, mp3leri, ilahileri, bedava indir yükle, beleş indir, ilahli download, dini site, dini forum, din hakkında, islamiyet, kuran, hadis, fıkıh, peygamber, muhammed a.s, hazreti muhammedin hayatı, emsile dersleri videoları, bina dersi videoları, Maksud dersi videoları, izhar dersi videoları, avamil dersi videoları, kafiye dersi videoları, molla cami dersi videoları, download, Muğni tullab dersi videoları izle indir..
Logged
Caddy
Ziyaretçi
Durumum:
« Yanıtla #11 : Ağustos 01, 2007, 07:22:59 ÖS »

Makedonya kralı Büyük İskender, Mısır'ı işgal ettiği zaman kendisinin Yunanlılar için haşa ilah kabul edilen Jüpiter yıldızından geldiğini iddia ederek, uluhiyet davasında Firavun'u taklit etmiştir. Buna mukabil Yavuz Sultan Selim, Mısır tahtına nail olduğu zaman :

"Mülk, ALLAH'ındır. şayet benim veya başka bir kimsenin yeryüzünde parmak ucu kadar toprağı olsa bu ALLAH'la ortaklık değil midir?" diyerek kulluk şuuruyla secde-i şükre kapanmştır."
Logged
Caddy
Ziyaretçi
Durumum:
« Yanıtla #12 : Ağustos 01, 2007, 08:39:52 ÖS »

Sultan Abdülhamîd Han’ın musâhibi Nâdir Ağa anlatıyor:
– Sultan Abdülhamid Han devrinde, size fakir bir memurun macerâsını anlatayım!.. Aksaray’da oturan fakir bir memur... Ayda, o zamanın parasıyla 500 kuruş alıyor. Zevcesi hâmile ve doğum yakındır. Nihâyet, beklenmedik, tedâriksiz bir anda sancılar başlıyor. Mevsim de kış... Adamın on parası yok... Ne doktor getirtebilir ne de ebe... Ne yapsın şimdi bu adam!... Hemen Bakırköy Postahânesi’ne koşuyor. O zaman Yıldız’a telgraflar yalnız Bakırköy Postahânesi’nden çekilebilirdi. Zât-ı Şâhâne’ye hitâben acıklı bir telgraf çekiyor... Aynı günün gecesi, Sultan Abdülhamîd Han, salonda otururken, telgrafı arz ediyorlar. Bir kere, bir kere daha okuyor ve mırıldanıyor:
– "Demek benim tebaam arasında bu kadar çâresiz kalanlar da varmış...” Hükümdar, derhâl beni çağırttı ve emretti:
– Hemen bir saray arabası hazırlat ve sarayın doktor ve ebelerini gönder! Son süratle gitsinler! Şu bir kese altını da al, hediye olarak götür, çocuğun masraflarına karşılıktır. Bana da hızla netîceyi bildir!...”
Huzûrdan çıkar çıkmaz. Yanımda Besim Ömer ve eski şehremini Cemil Paşa gibi en muktedir doktorlar, hastanın imdâdına yetiştik. Sabaha karşı döndüğüm zaman, Sultan’ın hâlâ uyanık olduğunu hayretle gördüm. Sultan bu kadar basit bir iş üzerinde bile merak ve heyecanla, dalgın ve düşünceli neticeyi bekliyor. Belki de bu basit hadîseyi, devlet reîsiyle tebaadan en basit fert arasındaki ince bağ noktasından fevkalâde ehemmiyetli buluyordu.
Sultana, nûr topu gibi bir oğlan çocuk doğduğunu ve kendisine babası tarafından "Abdülhamîd" ismi verildiğini söyledim. Sultanın çehresinde ılık bir his gezindi, rahat bir nefes aldı ve huzûr içinde istirahat köşesine doğru uzaklaştı, gitti.
Logged
GÖLGE
En Yeni Üye
*



Offline Offline
Üye No: 12
Nerden: Almanya
Mesaj Sayısı: 64
Durumum:
« Yanıtla #13 : Ağustos 01, 2007, 08:47:27 ÖS »

Sağol Caddy. Güzel paylaşımlar.... Şanlı Osmanlı torunuyuz hamdolsun!
Logged
Caddy
Ziyaretçi
Durumum:
« Yanıtla #14 : Ağustos 03, 2007, 04:09:00 ÖS »

Şah İsmaille düşman olduğumuz dönemdir.O sıralar Osmanlı tahtında Yavuz Sultan Selim vardır.Bir gün Yavuz Han'ın huzuruna bir kutu getirilir.Kutu Şah İsmail'den gelmektedir.Kutu açılır.İçerisinden değerli kumaşlar , takılar ve altınlar çıkmaktadır.Kutunun açılmasıyla birlikte birde fena bir koku yayılır etrafa.Saray görevlileri eşyaları kaldırsınlarki ne görsünler.İnsan pisliği!
Yani aklı sıra Şah ismail Cihan Padişahına hakaret etmek istemiştir.Bunun üzerine Yavuz Han:
- "Herkes gereken cevabın nasıl verileceğini düşünsün." der.

Fakat gereken cevabı yine kendisi bulur.

Aynı şekilde bir kutu hazırlatır ve Şah ismaile gönderir.
Kutu Şah ismailin huzuruna gelir ve açılır.Kutunun açılmasıyla birlikte etrafa mis gibi kokular yayılmaya başlar.İçinde kaftan lokum kıymetli eşyalar vardır.Bunun üzerine ismail çok şaşırır.Eşyaların altında bir de not vardır :

- Ey İsmail "HERKES KENDİ YEDİĞİNDEN İKRAM EDER!!"
Logged
hattab
Ziyaretçi
Durumum:
« Yanıtla #15 : Ağustos 03, 2007, 04:13:50 ÖS »

Sağol Caddy  Ellerinize sağlık.
Logged
Caddy
Ziyaretçi
Durumum:
« Yanıtla #16 : Ağustos 09, 2007, 12:00:23 ÖS »

İstanbul'da kenar semtlerden birinde oturan yaşlı bir kadın, padişahın huzuruna çıkmak istediğini saraydaki görevlilere bildirmiş. Bunun üzerine sultanın karşısına çıkarılmıştı. Yaşlı kadın, Evinin soyulduğunu ve bu olaydan padişahın sorumlu olduğunu söyleyerek, şikayette bulunur. Bunun üzerine hiddetlenen Kanuni:
 -Bana bak kadın, sen niçin bu kadar derin uyku uyudun da evinin soyulduğunu duymadın? deyince, yaşlı kadın :
 -Padişahım! Kusura bakma, biz seni uyanık bilirdik, onun için evimizde rahat uyuyorduk der. Bu cevap üzerine Kanuni utanarak :
-Haklısınız diyerek, kadının çalınan mallarının bedelini kendi malından öder.
Logged
Caddy
Ziyaretçi
Durumum:
« Yanıtla #17 : Ağustos 09, 2007, 12:06:43 ÖS »

Fatih Sultan Mehmet çocukluğunda biraz yaramazlık yapınca babası II. Murad:

—Ne kadar yaramaz bir çocuksun, senden adam olmaz diye çıkışır.

O esnada II. Murad'ın yanında olan Akşemseddin hazretleri:

-Peder ne der, kader ne der!, diye söylenir.
Logged
hattab
Ziyaretçi
Durumum:
« Yanıtla #18 : Ağustos 09, 2007, 12:10:31 ÖS »

ALLAH C.C razı olsun Cadyy. Devamını bekliyoruz  Ellerinize sağlık!
Logged
Caddy
Ziyaretçi
Durumum:
« Yanıtla #19 : Ağustos 09, 2007, 12:11:34 ÖS »

Padişah Abdülaziz, günün birinde Kazasker Mustafa İzzet'e çok kızdığı için onu meclisinden uzaklaştırır. Kazasker buna çok üzülür. Bir müddet sonra da Cuma günleri Ayasofya Camiinde hutbe okumaya başlar. Bir Cuma günü Padişah Abdülaziz, Cuma namazı kılmak için Ayasofya Camiine geldiğinde hutbe okuyanın kim olduğunu hemen tanır. Sonra Kazaskeri yanına çağırıp, üzerindeki elbiseyi göstererek:

"İzzet, bu ne hâl?" diye sorar. Kazasker Mustafa İzzet, bir derviş gibi eğilir ve şöyle der:

"Efendimin hiddeti, derviş etti İzzet'i."

Bu söz affedilmesini sağlar.

Logged
Sayfa: 1 [2] 3 4 5   
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Site Map | Arşiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | Rss
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
| Sitemap
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Sitemap
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 126, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140