Divriği’de çifte şifa
Tasavvuf, İslam, Dini Resimler, Şiir, Kıssadan Hisseler, Hikayeler | ismetiyye.com
Ocak 08, 2009, 10:22:48
11 Muharrem 1430 *
....................................Selamün aleyküm, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Son Konular Üyeler Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   
  Yazdır  
Gönderen Konu: Divriği’de çifte şifa  (Okunma Sayısı 41 defa)
 
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
fukaha
Bizden biri
*



Offline Offline
Yaş: 26
Üye No: 329
Nerden: istanbul
Mesaj Sayısı: 1.235
24 Mesajına Toplam
30 Kere Teşekkür Edildi
Durumum:
« : Ağustos 06, 2008, 09:28:30 »


Mengücekoğulları, “hatırlanan” beyliklerden biri değil. Ancak kültürel ve tarihi mirasımızın şaheserlerinden biri olan Divriği Ulu Camii ve Şifahanesi onların eseri. Evliya Çelebi’nin övmek için Evliya Çelebi şöyle diyor: “Üstad.., mermer, bu camiye öyle emek sarf edip, kapı ve duvarları öyle nakş bukalemun eylemiş ki, methinde diller kısır, kalem kırıktır...” dediği yani lal kesildiği bir eser bu.

Hem bir “ibadethane” olarak hem de hastanesiyle “şifa” dağıtan ve bu iki şaheser, bu coğrafyanın vatan kılınmasında 8 asra yakındır rol oynuyor. Vakfiyesi 5 Temmuz 1243 tarihini taşıyan camiiyi Ahmet Şah, annesiyle camiyi yaptırırken eşi Turan Melik ise camiye bitişik olan şifahaneyi (hastaneyi) yaptırmış. (Bu yüzden Divriği Ulu Camii Fatma Hatun Camii, Ahmet Şah Camii diye de adlandırılır.) Caminin yapımında mimar ve sanatkar olarak Ahlatlı Hürremşah ve Tiflisli Ahmet görev almış.

Ulu Camii, kuzey-güney çizgisinde uzanan, 1280 m2 büyüklüğünde, dikdörtgen planlı bir yapı. Şifahane ise klasik bir medrese şemasına sahip ve iki katlı. Burada su sesi, musiki ve Kur’ân sesi ile hastaların tedavi ediliyordu. Günümüzde psikiyatri  kliniklerinde kullanılan tedavi sisteminin bir kısmı kaynaklara göre 800 yıl önce burada kullanılıyormuş. Hem de aynı dönemde Avrupa’da akıl hastaları içleri “şeytan” girmiş ithamıyla yakılırken. İnsan “ortaçağ karanlığı” tabirini nasıl kullanması gerektiğine dikkat etmeli demek ki. Şifahanenin kuzeydoğu köşesinde ise Ahmet Şah ve eşi Melike Turan annesi Fatma Hatun, babası Süleyman Şah ve  aile efradının medfun olduğu dikdörtgen planlı ve kubbeli türbe yer alıyor.

Sanat tarihçileri yapıların “farkı”nın öncelikle böyle mükemmel üç boyutlu detaylı geometrik sitiller ve bitkisel bezemeler hiç bir yerde olmadığını ayrıca kapı ve duvarlara işlenen tüm motiflerin asimetrik olduğunu ve her karede binlerce taş işlemeli motif bulunduğunu vurgulayarak ifade ediyorlar. Divriği Ulu Camii ve Daruşşifasının her biri birbirinden farklı eşsiz bezemelerle göz kamaştıran bir mimarlık ve mühendislik harikası niteliği taşıyan dört kapısı var. Şifahane Taç Tapısı, Cami Kuzey Taç Kapı, Cami Batı Taç Kapı ve Şah Mahfili Taç Kapısı.

16. yüzyıl başındaki büyük depremde külliyenin batı bölümü bütünüyle yıkılıp yeniden yapılmış. Divriği Camii daha tam olarak “keşfedilmiş” bir yapı değil. Mesela geçtiğimiz yıllarda Ağustos aylarında ikindi vaktinde ortaya çıkan Batı kapısındaki kitap okuyan ve namaz kılan silueti “fark edildi”.  Şifahanede ise bir dönen sütun varmış. Binanın dengede durup durmadığını belirtmek için dönen bir kolon, 1938 depremine  kadar döndüğü ondan sonra mekanizmasının kırıldığı içine kilitlendiği söyleniyor. Ayrıca “süslemelerin” de bir sınırı var. Namaz kılan cemaatin gözleri işlemelere takılmasın diye sade yapılmış. İmamın da bakabileceği yerlerde de aynı ölçü gözetiliyor.

BM Unesco tarafından da “Korunması Gerekli Dünya Mirası” listesine alınan bu iki şaheser hakkında ayrıntılı bilgilere ulaşabilmek için Divriği Ulu Camii ve Darüşşifasının Yapılışının 750. Yılı Hatırasına Doç. Dr. Yılmaz Özge, İbrahim Ateş ve Sadi Bayram  tarafından hazırlanan ve Vakıflar Genel Müdürlüğünce 1978 yılında basılan büyük boy 448 sayfalık kitaba müracaat edilebilir.

Anlatılanlara göre halkı uzak yerlere, yazlıklarına gittikleri zaman evlerinde olan altınları emanet olarak camiye bırakır aylar sonra geldiklerinde emanetlerini alıp giderlermiş. Kapıları 24 saat açık olan camide ise hırsızlık olmazmış. Bu şaheserleri yapan sanatkârlar sadece sanatla değil ahlakla da donanmış bir toplumda yaşamışlar anlayacağınız. Divriği Ulu Camii ve Şifahanesi’nden öğrenmemiz gereken ne çok şey var değil mi?
Logged

"Her arzu ettiğini yiyenlerin, ibadetlerinin tadını duyması mümkün değildir." (Süleyman Darani)
Sayfa: [1]   
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Site Map | Arşiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | Rss
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
| Sitemap
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Sitemap
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 126, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150